• İstanbul 19 °C
  • Ankara 18 °C

Erol Göka: Etnikçilik, milliyetçilik değildir!

Erol Göka: Etnikçilik, milliyetçilik değildir!
Beşeri bilimlerin en zorlu konularından birisi kimlik meselesi… Hem kişinin bireysel kimliğini hem toplulukların kolektif kimliklerini araştırmak, hayli güç, birçok bilim dalının işbirliğini gerektiriyor.

Psikoloji, toplum, siyaset, dünya hali, hepsi kimlik meselesinde buluşuyor. Bu çetrefil konuda meslek hayatımızın, Türklerin tarihsel psikolojisine olan akademik ilgimizin ve siyasi fikriyatımızın gereği olarak biz de okumaya, düşünceler geliştirmeye, yazmaya çalışıyoruz. (Düşüncelerimizin en özet hali şu yazımızda: https://www.yenisafak.com/yazarlar/erolgoka/kimlikler-arasinda-kaybolan-birey-2006118)

Son yazılarımızı 2017 yılında vefat eden büyük düşünür Zygmunt Bauman’ın son yıllarda yoğunlaştığı ulus-devletin, ulus-ötesi şirketler karşısında zayıf düşmesinin yarattığı sonuçlarla ilgili olarak kaleme aldık. Bu sonuçlardan bir tanesi de kimlik meselesiyle ilgili. Varlığını, meşruiyetini ulusal-kimlik üzerine bina eden ulus-devlet, ulus-ötesi şirketler karşısında gerilerken, ulusal kimlik de ağır yaralar alıyor, boşluğu Bauman’ın deyimiyle “kabilecilik” dolduruyor. Kabileciliğin kendisini en net gösterdiği alanlardan birisi, etnisizm… Bauman’a kulak verelim.
 
Siyasi egemenliğin üzerinde yükseleceği iktidar, ekonomik, askeri ve kültürel bir sacayağına oturur. İşletmenin haneden ayrıldığı birinci kopuşla yerleşmeye başlayan kapitalizm, dünya ölçeğinde yayılmasının ardından son dönemde sermayenin devletten ayrılmasıyla ikinci kopuş dönemine girdi. Devletin zayıflaması, artık en güçlü devletlerin bile üç alanda birden iktidar olamaması, kendi kendine yetmekte zorlanması, ikinci kopuş döneminin en bariz işareti.
 
Doğrudur, 1990’ların başlarından itibaren kurulan sözüm ona “ulus-devlet” namında birçok organizasyon var. Lakin buradan ulus-devletlerin giderek güçlendiği sonucu asla çıkarılamaz. Tam tersine sayıları arttıkça ulus-devletler zayıflıyorlar. Öyle ki yerkürenin politik olarak sürekli parçalanması nedeniyle, bazıları “Balkanlaşma” terimini öne sürüyorlar: “Küresel oyunun kurallarını belirleme, uygulatma ve kollaması için yaratılmış Birleşmiş Milletler’in toplantı salonundaki sandalyelerin birçoğunda, çeşit çeşit ‘muz cumhuriyetleri’nin sözcüleri oturmaktadır. ‘Yabancı’, daha doğru bir tabirle göçebe sermayeye kurallar koyan, özerk, işini bilen ve sert aktörler değil, küresel iş dünyasının gemisinde seyahat eden ikinci sınıf yolculardır” (“Kuşatılmış Toplum”, çev. A. E. Pilgir, Ayrıntı yayınları, 2018, sayfa117).
Bu haber toplam 138 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim