Eylül 2019 dergilerine genel bir bakış-2

Eylül 2019 dergilerine genel bir bakış-2
Kitabın Ortası’nda Hüseyin Akın var

Kitabın nabzını tutmak. Seviyorum bu ifadeyi. Hayatın bütün telaşını bırakarak kitaplardan yol yapmakla aynı değerde bir heyecan veriyor bu söz. Kitabın Ortası dergisini okurken bu heyecan hiç bırakmıyor beni. Her sayfada yeni bir kitabın, yazarın dünyası ile karşılaşıyorum. 30. sayıdan ilk olarak Munise Şimşek’in Hüseyin Akın ile yaptığı söyleşiye dikkat çekmek istiyorum. Akın’ın “Bana Öğretmenini Söyle” kitabı merkezli söyleşide bizi daha birçok ayrıntı karşılıyor.

“Öğretmen olmanın yazarlığa öyle çok dikkate değer bir faydası yok. Fakat yazar şair olmanın bütün alanlara faydası olduğu gibi öğretmenliğe de katkısı var elbette. Yazmak size okuduğunuz şeyleri daha iyi yoğurma imkânı veriyor. Konuşurken bile yazıyorsunuz. Öğretmenliğin sınırlı penceresinden bakarak gençleri bir dereceye kadar anlayabilirsiniz. Bir de yazarsanız şayet altınızdaki zemin üstünüzdeki gök, sağınız ve solunuzdaki yollar sizi bile şaşırtacak denli genişler. Klasik eğitimde öğretmen hep anlatan öğrenci ise anlayan konumundadır. Yazar ya da şairseniz öğretmenin birinci misyonunun “anlamak” olduğunu fark ediyorsunuz. Öğrenciyi anlamayan öğrenciye anlatamaz da. Öğrenci “anlatan”dır daha çok. Duruşu, yaklaşımları ve refleksleriyle o kadar ince ve derinlikli şeyler anlatır ki şayet edebiyat ve sanat ruhunuz varsa bunu anlamakta zorluk çekmezsiniz. Öğretmenlik bir zanaat ve meslek olmaktan çıkar sanat haline gelir şayet edebiyatçı ve yazarsanız.”

“Okumak asıl anlamından hızla uzaklaştırılmış durumda. Diploma alma maksatlı tahsil yapmanın adına “okuma” diyoruz. “Oğlum İTÜ’de okuyor.” cümlesinde olduğu gibi. Aslında cümlenin gerçek hâli “Oğlum İTÜ’de” şeklinde olmalıdır. Çünkü okumanın gerçek anlamıyla okuyup okumadığına hükmedecek durumda değiliz. Diğer yandan “okumak” anlamaktan soyutlanmış bir fiile dönüşmüş. Bir ifadeler bütününü sayfalardan izini sürüp telaffuz etmek okumak sayılıyor. Hâlbuki okumak sadece kitapla sınırlı olmayan, kâinatı içerisine alan, görünür görünmez, durum, olay ve olguları da anlamaya çalışma çabasıdır. Kısaca “anlamak için gayret etmek” demektir okumak. Gençlere tavsiyemiz, akıllarını başlarına almalardır. Hepsi bu kadar mı? Değil elbette. Gönüllerini de kalplerine almaları gerekir. Düşünen kalp, duygulanan akıl gerek. Bilmenin gayesi bulmaktır. Işığı, hakikati, mutlak doğruyu ve hikmeti yakalamaktır. Gençler haz ve hız içerisinde en verimli çağlarını harcamamalılar. Başarı kendini bilmek, hakikati bulmaktır. Gerisi teferruattır.”

“Projem yok. Zira projelerle hiç işim olmadı. Ben bir şey düşündüm, birileri ona proje dedi, o ayrı konu. Yeni kitap çalışmam da yok aslında. Daha önce çıkan kitaplarımda önceden kitap olması tasarlanarak var olan şeyler değildi. Ben yazıp arkama yaslanıyorum. İyilik yapıp denize atmak gibi. Bakıyorum biri bir gün yazdıklarıma talip olmuş. O vakit yazdıklarımı giydirip gün ışığına çıkarıyorum. Bu çabaya uygun yazılarım var elbette. Kısmetleri varsa çıkarlar, siz de biz de görürüz.”

Devamı: https://www.dunyabizim.com/eylul-2019-dergilerine-genel-bir-bakis-2-makale,566.html

Bu haber toplam 132 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim