Fatih Okumuş: Muhammed Ali Fenomeni

Fatih Okumuş: Muhammed Ali Fenomeni
(Muhammed Ali'nin doğum yıldönümü dolayısıyla)

Muhammed Ali fenomeni çağdaş Müslüman dünyada tekabül ettiği rol ve gördüğü işlev bakımından iç içe geçmiş birkaç katmanda değerlendirilebilir. Biz bu makalede psikolojik, sosyolojik ve siyasal katmanlarda Muhammed Ali etkisine kısaca dikkatleri çekmeye çalışacağız.

Muhammed Ali psikolojik olarak protest, sosyolojik açıdan ezilmişlerin temsilcisi ve nihayet siyasal düzlemde sivil haklar hareketinin bir parçası olarak zenci ve Müslüman kimliğini yücelten bir figürdür. Bu itibarla Muhammed Ali Clay’in yumruğu sömürge düzeninin suratına aşkedilmiş bir tokat mesabesindedir. Türkiye’nin de dahil bulunduğu coğrafya için Muhammed Ali mazlumların temsilcisi ve yüzakı olarak olağandışı bir kıymeti haizdir. Bir nesil Muhammed Ali’de kendinden bir parça, kimi zaman ilham kaynağı, kimi zaman bir yoldaş bulmuştur.

Böyle adamlar belki de yüz yılda bir gelir. Kendi profesyonel alanı olan boksta başarılı, aynı zamanda medyayı ve algı yönetimini iyi kullanabilen, ahlaki duruşundan, evrensel insani ilkelerden ödün vermeyen bir aktör...

 

En büyük olmak: psikolojik etki

 

Muhammed Ali bir boksör olarak yaptığı işin “en iyisi” unvanını hak etti. Ancak ve ancak şampiyon olduktan sonra Müslümanlığını ve adını açıkladı... Ezilmişlere barışçıl bir varoluş yolu gösterdi. Şikayet etmek veya kadercilikten başka üçüncü bir yol olduğunu, bunun kendini var etmekten ibaret bulunduğunu kendi hayatıyla gösterdi.

Olmak, yapmaktan önceliklidir, Muhammed Ali bunu gösterdi. Ezilmiş veya kendini haksızlığa uğramış hisseden kesimlerin kendilerini var etmeleri için örnekler çok önemlidir. Muhammed Ali zencilere ve Müslümanlara örnek olmayı başardı. Bunu, sadece kendisi olarak yaptı.

Muhammed Ali’nin içinden geldiği ve/ya temsil ettiği gruplar açısından en önemli psikolojik etkisi onlara umut aşılamak oldu. Bir kişi başarmışsa herkes başarabilir.

Muhammed Ali örneğinde gördüğümüz gibi bazen  bir boksör sadece bir boksör değildir. O da bu bilinçle davrandı, tercihler yaptı. Mesela Vietnam’da savaşmamak için çok basit ve ahlaki bir gerekçesi vardı: “Benim bu adamlarla bir alıp veremediğim yok” deyiverdi.

Muhammed Ali ile aynı ahlaki tavrı gösterip Vietnam’da savaşmayı reddeden bir başka Amerikalılın gün gelip devran dönüp başkan olduğunu da hatırlayalım.

Demek ki gelmiş geçmiş en büyük boksörün gücü sadece yumruğunda değil, aslında yüreğindeydi. Onun yüreği ezilmiş halklara, zulme uğrayan zencilere, sistemden dışlanan Müslümanlara rehber oldu.

Devamı: http://fikircografyasi.com/makale/muhammed-ali-fenomeni

Bu haber toplam 77 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim