Gaspıralı İsmail´in yurdunda Türkçe´nin şiir bayramı

Gaspıralı İsmail´in yurdunda Türkçe´nin şiir bayramı
Kırım Tatarları, dünyanın 15 farklı ülkesinden gelen 150’ye yakın Türk şair ve yazarını ağırladı. Türkiye Yazarlar Birliği’nin (TYB) düzenlediği Türkçe’nin 6.

Ahmet Yesevi Ödülü, Cahit Koytak’ın

Türkçe’nin Şiir Şöleni, Kırım Tatar Yazarlar Birliği ve Kırım Devlet Mühendislik ve Mimarlık Üniversitesi işbirliğiyle yapıldı. Etkinliğe Türkiye ve ev sahibi Kırım ile birlikte 15 ülkeden 120’ye yakın şair katıldı. Şairlerin yanı sıra TYB Başkanı Yakup Deliömeroğlu, Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan, eski başkanlar Nazif Öztürk ve Necmettin Turinay ile kurumun bütün yöneticileri Kırım’daydı. Eleştirmen ve bilim adamlarından Prof. Dr. Ramazan Kaplan, Prof. Dr. Yavuz Akpınar, Doç. Dr. Turan Karataş; AK Parti Ş.Urfa Milletvekili ve şair M. Atilla Maraş ile Tokat Milletvekili Resul Tosun da etkinliğe konuk olan isimler arasındaydı. İki yılda bir düzenlenen şölende geleneksel olarak üç şaire verilen büyük ödüller de sahiplerini buldu. Bu yıl etkinliğin adına düzenlendiği üç büyük Türk şairinden Abdülhak Hamid Tarhan Büyük Ödülü Çuvaşistan’dan Ulya İvanov’a, Gazi Bora Giray Han Büyük Ödülü Tataristan’dan Feruze Müslimova’ya, Ahmet Yesevi Büyük Ödülü ise Türkiye’den Cahit Koytak’a verildi.

Şiir şöleni, Türk dünyası edebiyatının, dolayısıyla Türkçe’nin gündeme geldiği tek ortak zemin. 11 Kasım Cuma günü başlayıp pazar günü ödül töreni ile sona eren şölenin açılışında, üniversitenin müzik topluluğu muhteşem bir konser verdi. Daha sonra Yesevi, Tarhan ve Giray başlıkları altında ‘şiir fasılları’ gerçekleştirildi. Şiir fasıllarında gördük ki Azerbaycan, Kerkük ve Balkanlar’dan gelenler dışındaki şairlerin dili ile aramızda önemli engeller var. Türkiye dışından gelen şairlerin okudukları şiirlerin vatan hasreti temasında yoğunlaşması, Türk coğrafyasının yaşadığı trajedilerin özetiydi. Bu coğrafyada şiir henüz estetik bir olgunluğa erişmiş değil. Fakat, geçtiğimiz yıllardaki etkinliklere de katılan Dr. Necmettin Turinay, bu şölende estetik anlamda birtakım filizlenmeler gözlemlediğini, ileriye dönük umutlarının güçlendiğini ifade etti. Şiirini okumak için kürsüye gelen pek çok şairin dilini anlamıyorduk belki; ama ses tonları, bakışları ve yüzlerindeki ifadeler çok şey söylüyordu. Onlar da bunun farkında olmalı ki kendi ülkelerine, dramlarına dair bir kelime daha söyleyebilmek, bir soluk daha duyurabilmek için çabalıyorlardı. Çok uzun yıllar susmuşlardı ve sonsuz konuşmak arzusu duyuyorlardı… Üçüncü gün yapılan şiir atölyelerinde ise günümüz şiirinin meseleleri tartışıldı. Şiirde Anlam Sorunu, Şiir ve Gelenek, Şiirde Yeniliğin Sınırları, Modern Şiirimizin Macerası, Şekilden Muhtevaya Şiir, Şiir ve Coğrafya başlıkları altında yapılan toplantılardan, Türkiyeli şairler de umutla ayrıldı. İkinci gün Bahçesaray’a geçtik ve Han Sarayı, Zincirli Medrese ve Gaspıralı İsmail Müzesi’ni ziyaret ettik. Kırım’daki bütün Müslüman Türk eserleri yok edilmesine rağmen, 1820’de gelip bir süre burada kalan ve saraydaki ‘Gözyaşı Çeşmesi’nin şiirini yazan Puşkin’in hatırına Ruslar, Han Sarayı’na ve buradaki diğer eserlere dokunmamış. Şiir Şöleni’nin en anlamlı bölümü belki de Gaspıralı’nın Tercüman’ı çıkardığı matbaanın binası olan müzede yapılan oturumdu. Burada Prof. Dr. Yavuz Akpınar ve Prof. Dr. İsmail Kerim Asanoğlu, Gaspıralı İsmail Bey’in hayatına ve mücadelesine dair çok önemli bilgiler aktardı ve onun, Türk halklarının izlemesi gereken yolu, bundan 100 yıl önce bütün açıklığıyla ortaya koyduğunu anlattı: Batı’nın bilim ve tekniğini alarak ‘dilde, fikirde ve işte bir’ olmak, yani kültürel birliği muhafaza etmek... Gaspıralı’nın huzurunda şiirlerini okuyan Türkiyeli ve Kırımlı şairlerin heyecanı ise görülmeye değerdi. Arkamızda İsmail Bey’in büyük boy bir portresi vardı ve onun altında da daktilosu duruyordu. Misafirlerin pek çoğu, bu daktilonun tuşlarına dokunmak gibi bir ayrıcalığı kaçırmak istemedi. Daha sonra da toplu halde, İsmail Bey’in mezarının bulunduğu Zincirli Medrese ziyaret edildi.

Kırım’a dair ne az şey biliyormuşuz!

Akmescid’e indiğimizde ilk dikkatimizi çeken, şehrin tamamında yoğun şekilde görülen dev reklam panoları oldu. Kapitalizm, bütün kolları ve ürünleriyle gelip yerleşmişti anlaşılan. Muhteşem sonbahar manzarası içinse ertesi günü, o güneşli, aydınlık sabahı beklememiz gerekiyordu. Hepimizi hayran bırakan bu manzaranın ardında, inceden inceye Kırım Tatarlarının hüzünlü hikayesi fısıldanıyor kulaklarımıza. Akmescid, yaklaşık 2,5 milyon nüfuslu Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin başşehri. Kırım’ın tamamında Tatar nüfusu 300 bini ancak buluyor. Hepimiz itiraf ediyoruz ki buraya gelene kadar Kırım’a ait çok az şey biliyormuşuz. Büyük göç, dil ve kültür yıkımı, ülkelerine dönen Kırım Tatarlarının yoksulluğu, genç nesillerin dillerinden uzak kalışı… Bunun sonuçları, gezdiğimiz kaldırımlarda, çarşıda pazarda acımasız bir şekilde karşımıza çıkıyor. Kırım davasının bayrak ismi Mustafa Cemiloğlu, şölene katılanlar onuruna bir yemek verdi. Cemiloğlu, pek çok Türkiyeli için bir efsaneydi ve onunla tanışmak, fotoğraf çektirmek, pek çok kimse için unutulmaz bir an oldu. Pazar günü 62 yaş günüydü; Türk dünyası şairleriyle birlikte ziyaret edip yaş gününü kutladık, o da bundan gurur duydu. Akmescid’de Uluslararası bir Türk okulu var. Büyükçe bir arazide, temiz, pırıl pırıl bir okul. Kırım için umut kaynağı. Okulların genel müdürü Sait Bey’in dediği gibi onlar orda bir tarih yapıyor; bunu gören birileri de mutlaka yazacak o tarihi.

Türk coğrafyasının şairleri buluştu

Türkiye: Ali Ural, Ahmet Kot, Erdem Bayazıt, Ahmet Mercan, Ali Akbaş, Ayşe Sevim, Bahaettin Karakoç, Cahit Koytak, Celal Fedai, Cem Yavuz, Ersin Özarslan, Hayriye Ünal, İbrahim Demirci, Kamil Eşfak Berki, Metin Önal Mengüşoğlu, Osman Özbahçe, Ömer Erdem, Şaban Abak, Yaşar Bedri, Mehmet Ocaktan, Hicabi Kırlangıç, Mustafa Özçelik, İhsan Deniz, Hasan Akçay, Hanifi İspirli. Kırım: Şakir Selim, İdris Asanin, Şeryap Ali, İsa Abdurrahman, Şukri Abbazov, Rustem Ali, Rıza Fazıl, Ayşe Kokiyeva, Dilaver Osman, İsmet Zaat, Rıza Yusuf’un aralarında bulunduğu 33 şair ve yazar. Azerbaycan: Rasim Karaca, Akbar Goşalı, Resmiye Sabir. Romanya: Güner Akmolla. Özbekistan: Umsan Azim, Eşgalim Şükür. Tataristan: Muhammet Mırza, Sabir İbragimov, Zulfiye Gayazova Kazakistan: Bekarıs Şoybekov, Aksar Dusenbin. Çuvaşistan: İlya İvanov, Marina Karyagina, Vlademir Kojevnikov. Gagauzya: Liubov Tanasoğlu, Vasi Finioğlu. Kırgızistan: Kıyalbek Urmanbetov, Altınbek İsmailov, Betül Çekeroğlu. Kıbrıs: Sevil Emirzade.

[ORTAK HAFIZAMIZI TAZELEDİK, AKRABALIKLARIMIZI PEKİŞTİRDİK]

Ali Akbaş: Tarihi bilenler için hafıza tazelemek çok önemli. Bir Erzurum, bir Edirne ne ise Kırım da oydu dün. Buralar bizim için mübarek beldelerdir. Tekrar hafıza tazeliyoruz, kopan akrabalıklarımızı pekiştiriyoruz. Rüyalarımızın beldesiydi buralar, hayal bile edilemezdi gelmek. Şimdi kapılar bir bir açılıyor. Geride bıraktığımız gönüller, kardeşlerimiz var. Çok sevindirici, mutlu günler bunlar...

Erdem Beyazıt: Türkçe’nin şiir şölenleri iyice oturdu. Seyahatler milletimizin kaynaşmasında öncü adım oldu. Kırım’da yapılması çok isabetli. İlk gençlik yıllarımda Cengiz Dağcı’dan okuduğum Kırım’ı görmek istiyordum. II. Dünya Savaşı’nda uğradıkları zulumün izlerini, Bahçesaray’ı, Akmescid’i çok merak ediyordum. Hanları, müzeleri, sarayları gezerken tarihî olaylar canlandı gözümde.

Mustafa Özçelik: Faaliyetin bu yıl Kırım’da yapılması çok anlamlı geliyor bana. Türkiye, imparatorluk günlerindeki gibi yakın coğrafyasıyla yeniden temasa geçiyor. Türk cumhuriyetlerindeki düşünce ve kültür adamlarıyla işbirliği imkânları gelişiyor. Türkiye’de yaşayanların bu coğrafya üzerine bildikleri, kitabi bilgilerle sınırlı. Gezilerle fotoğraflanan gerçekler edebiyata da yansıyacak.

Mehmet Ocaktan: Türkçenin konuşulduğu coğrafyalarda Türk şiirinin konuşulması çok anlamlı. Fakat bir eksiklik var. Türk coğrafyalarında şiirler, romanlar, öyküler yazılıyor; ama bir dil ortaklığı olmadığından çok fazla paylaşılamıyor. Türk şiirindeki derin gelenek paylaşılmalı. Keşke dil problemi aşılabilse. Bu olmadan diğer adımlar yetersiz kalacak. Öncelikle alfabe engeli ortadan kaldırılmalı.

Cem Yavuz: Ortak köklerden gelmemize rağmen Kırım Tatarları’nın yaşadıklarına dair hiçbir malumatımız yoktu. Şiir okumak ve dinlemek dışında benim için en büyük kazanç bu oldu. Yaşlı kuşak dilini ve geleneğini yaşatıyor; ama gençler göç yüzünden asimile olmuş. ’Dilde, fikirde, işte birlik’ çok uzak bir ideal gibi görünüyor. Kendi içlerinde ortak bir Tatar dili geliştirememişler daha.

İhsan Deniz: Kırım’da, Türk dilinin farklı lehçeleriyle bir arada olma, dil konusunda farklı yaklaşımları yakalama imkânımız oldu. Türk cumhuriyetlerinde yaşayan ve bundan sonra gelecek kuşaklarla ilgili olarak şairlerin Türk modern şiirinden poetik anlamda beslenmesi, bu imkâna kavuşması gerekiyor. Temel problem bu. Genellikle poetik zemin çok zayıf, çok geride.

ALİ ÇOLAK / AKMESCİD

Bu haber toplam 857 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim