• İstanbul 24 °C
  • Ankara 13 °C

Gaziantep; Güneydoğu’nun Lezzet Cenneti

Fahri TUNA
Antep bolluktur, Antep berekettir, Antep zenginliktir.
Antep cömertliktir, Antep vatanseverliktir, Antep yiğitliktir. 
Gaziantep denilince ilkin Şahin Bey gelir benim aklıma. Sonra Molla Mehmed yani Karayılan gelir. İstiklâl Harbi gelir, Fransızlar ve işgal gelir. Kahramanlık fedakarlık vatan sevgisi gelir. Gavuru kafirleri atış yeniş yok ediş gelir.
Almacı Bazarında hissederim kendimi ne zaman Gaziantep aklıma gelse. Çeşit çeşit rengârenk sebze meyve kuruları görürüm. Sonra az yukarısındaki Bakırcılar Çarşısı’nda hissederim. Esmer karayağız mert, güler yüzlü, tok gözlü tok sözlü esnaflar arasında yürürüm.
Altmış yıllık ömrümde çok kez müşahede etmişimdir ki, lezzet çoğu kez lüks ve pahalı mekânlarda değil, eski püskü ama köklü ve salaş mekânları mesken tutmaktadır. Almacı Han’a yolunuz düşerse eğer bir gün, cami merdiveninin bitişiğinde, içerisi dörde beş yirmi metrekare, geçmişi yüz elli yıllık, şimdilerde oğul Cevat Güllüoğlu’nun işlettiği bir baklavacıya selâm veriniz; - sizi temin ederek söylüyorum:- hayatınızda ilk kez baklava yediğinize iman edeceksiniz; öylesine muhteşem şahane bir leziz. Öylesine de mütevazı mekân, mütevazı de ev sahipleri. Mümin mütevekkil gösterişsiz baba oğul.
Beyran çorbası gelir Antep denilince aklıma, Lebeniye çorbası gelir. Simit kebabı gelir, Cartlak kebabı gelir, Sarımsak kebabı gelir. Ali Nazik gelir. Ki adı Âlâ Nazik’tir asıl; Türkçe karşılığı güzel yemek demektir. Hedikten (bir tür keşkeğe benzer yemek) ve Firik pilavından söz etmedim daha. Ha unutmadan bütün Güneydoğu mutfağı Halep mutfağının türevidir. En başta da Gaziantep mutfağı. 
Tatlılar şehirleriyle özdeştirler mesela: Urfa şıllık tatlısıdır, Balıkesir höşmelim. Konya saçarasıdır, Erzurum kadayıf dolması. Adapazarı kabak tatlısıdır, Çanakkale peynir helvası. 
Ya baklava? Kabul edelim ki, tatlı demek baklava demektir ilkin bütün bir Türkiye için. Baklava demekse Gaziantep demektir. Tatlının adı baklavaysa soy adı son adı tat adı Antep’tir.
Ezo Gelin tam bir Antep trajedisidir. Antep’te yaşanmıştır. Bakmayın Antep’te yaşandığına; Ezo Gelin hepimizin trajedisidir; hepimizin kalbinde yaşanmıştır, hâlâ da yaşanmaktadır. Kader işte. Gurbet işte. Sıla özlemi işte. Diplere kadar, göklere kadar hem de. İnce hastalıkla (veremle) ve şu sözlerle biten bir trajedidir bu: “Vatan hasretiyle doluyum. Beni Türkiye’min topraklarını gören bir tepeye gömün”; bu vasiyet eşi Mehmet ve kızı Celile tarafından yerine getirilecektir elbette. Evet bu Suriye Cerablus’a, sınırın diğer yakasına gelin edilen Oğuzelili Ezo (Zöhre) Halanın bir hikâyesidir. Ve bu Zöhre Hala bizim Bozgeyiklerin kızıdır. Yakın dostumuz Orhan Bozgeyik’in halasıdır. Ne Orhan Bozgeyik’in, hepimizin, insan olan, kalbi hasret duygusunu bilen ve tanıyan, gönlü ay yıldız ve vatan sevgisi ile dolu olan herkesin halasıdır o. Kaç film olmuş, sinemada televizyonda kaç kez gösterilmiştir, bilinmez. Ama bilinen bir şey şudur: Ezo Halanın yürek sızısı Türk Milletinin yürek sızısıdır. Lozan’da cetvelle sınırlar çizen, köyü kasabayı ili ilçeyi vatanı ortasından ayıran vahşi ve zalim İngilizlere bir kez daha bin kez daha trilyon kez daha yazıklar olsun ilencidir o film.   
Biz dönelim yine Gaziantep’imize. Gaziantep bir sevda şehridir. Sevdalar şehridir. Sevdalılar şehridir. Yüzlerce binlerce örnekten birisi, buyurun size, ezberden okuyun bu türküyü:
Anteb’in Kalesine astılar fermanimi, aman aman aman aman aman astılar fermanimi,
Urfa Mardin beyleri kestiler fermanimi aman aman aman aman aman kestiler fermanimi
Seven ölür yar için can verir canan için seni sevdiğim için le kestiler fermanimi aman aman kestiler fermanimi                                                                     
Başım gitse boynumdan vazgeçmem bu sevdadan aman aman aman aman aman vazgecmem bu sevdadan                                                     
İki koldan bir yandan le kestiler yollarimi aman aman aman aman aman kestiler yollarimi            
Tam da Antep budur. Tam da Antepli budur. Tam da Antepce sevda böyledir: ‘Başım gitse boynumdan, vaz geçmem bu sevdadan.’
Şehirler biraz da sevdiğim insanlarla kâimdir benim için. Gaziantep oldum olası Orhan Bozgeyiktir mesela. Kırk yıldır. Garayağız bir Türkmen’dir bizim Orhan. Sonra akrabasından İhsan Ağcan gelir, o da ona benzer; ikisi de yiğittir merttir cömerttirler. Her Antepli gibi. Her Antepli kadar. Her Antepli mizacınca. (Bizim İhsan’a Antep? Diye soracak olsanız, cevabı üç kelimedir: ‘Medeniyet, tarih, adamlık.’) Sonra Antep denince benim aklıma Hanifi Akın gelir. (İsminden bahisle sık sık ‘Sen Hanifîsin de biz değil miyiz uleynn’ esprisini yaptığım kardeşim.) O da bir gönül adamı, çalışkanlık ve vefa adamıdır. Sonra benim ahuyum (kardeşim) Abdullah Kaplan gelir. Yiğit mert vatanperver adamdır Abdullah. Candır, dosttur, vefa adamıdır. Saygı sevgi edep adamıdır da. ‘Eş durumundan’ nihayet Anteplidir son yıllarda. Antep ona, o da Antep’e yakışmıştır. Şahidiz. Mutmainiz. Müsterihiz. 
Ha unutmadan Gaziantep Güneydoğu’dadır amma; aslına bakarsanız, bir Akdeniz şehridir. Çoğu kez Antep’te kendinizi Torosların eteklerinde bir Yörük obasında yahut Maraş’ın yaylalarından yeni şehre inmiş bir Türkmen obasında hissedeceksiniz, diyeyim size de şaşırmayın gititğinizde.
Diyeceğim şu: Gaziantep kültürel karakteristlikleri açısından Güneydoğu’dan ziyade bir Akdeniz yahut İç Anadolu şehridir. (Güneydoğu’yu da ayrı ve çok severim. Derdimiz farklılıkların ve zenginliklerin altını çizebilmektir.) 
Bir de Birecik meselesi vardır. Fırat’ın doğu yakasında yer aldığı için resmen Şanlıurfa’ya, ama fiilen Antep’le daima ‘seviyeli bir kültürel beraberlik’ yaşayan Birecik’ten. Her Bireciklinin ayda bir resmi işlem için Urfa’ya ama hayatı gereği haftada bir veya iki kez Antep’e geldiğini bilir miydiniz. Lahmacunun Antep’te sarımsaklı, Urfa’da soğanlı, Birecik’te ise hem soğan hem sarımsaklı olduğunu bilir miydiniz? Özeti: Birecik psikolojik ve sosyolojik açıdan Antep’in güzel şirin ve tarihi bir ilçesidir, o kadar.
‘Antep, Güneydoğu’nun Paris’idir’ diye yaygın bir görüş vardır öteden beri. El-hakk yanlıştır, katiyen inanmam. Paris başka güzeldir, Antep başka güzel.
Kalesi ayrı güzeldir Antep’in, mozaik müzesi ayrı güzel. 
Tekke (Dönenler) Camii insanın başını değil gönlünü döndürür hu hu’lar eşliğinde, sema ede ede gökyüzüne ulaştırır sizi. Ruhî hazlar cennetindesinizdir artık.
Mutfağındaki birbirinden farklı çeşit çeşit yemekler ayrı lezzet cenneti sunar size.
Uzun sözün kısası: Gaziantep Güneydoğu’nun lezzet cennetidir.
Hem maddî hem manevî.
Bu yazı toplam 138 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim