Gelecek tarihsiz inşa edilemez…!

Gelecek tarihsiz inşa edilemez…!
Türkiye Yazarlar Birliği, Kastamonu Belediyesi ve Kastamonu Üniversite’sinin “Prof. Dr. Hakkı Acun Hocanın Aziz Hatırasına” ortaklaşa düzenlediği Vakıflar Bölge Müdürlüğünün destek verdiği "Tarihi Yaşatmak, Şehri Yaşatmak Sempozyumu" sona erdi.

Kastamonu 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında,  27.09.2018 tarihinde Kastamonu Üniversitesi, Bilgehan Bilgili Merkez Kütüphanesi Konferans Salonu'nda iki gün boyunca devam eden sempozyuma bilim adamları, akademisyenler, sanat tarihi uzmanları ve yerel yöneticiler konuşmacı olarak katıldılar.

Program, Kastamonu Belediyesi ve Taraklı Belediyesinin restorasyonunu aslına uygun tamamlayarak hizmete açtıkları eserlerin sergilendiği  fotoğraf sergisinin açılışı ile başladı.

 

1-018.jpg   2-restorasyon-sergisi-buyuk-ilgi-gordu.jpg

Sempozyumun açılışında bir konuşma yapan TYB Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan;

“Değerli dostumuz, Hakkı Acun hoca Kastamonu’da böyle bir faaliyetin yapılması konusunda en heyecanlımızdı. Bu toplantı onun açış konferansı ile taçlanacaktı, ne yazık ki bu değerli ilim ve gönül adamımızı yakın zamanda kaybettik. Saygıyla anıyor, rahmetler diliyorum. Şahsen, en azından benim için bir vefa borcu daha var. Tanımak mazhariyetine erdiğim bir Kastamonu evladını, yaşasaydı 100. Yaşını idrak edecek olan İsmail Hakkı Yılanlıoğlu’nu, bu vesileyle rahmetle yâd etmek istiyorum.”

 

3--003.jpg   4-d.-mehmet-dogan.jpg

 

Ülkemizin her köşesinde tarihi eserler ayağa kaldırılıyor

Son yıllarda ülkemizin neredeyse her köşesinde daha önce misli görülmemiş bir restorasyon faaliyetinin olduğunu, Türkiye’nin her tarafında tarihî yapıların onarılarak ayağa kaldırıldığını ve bu yaygın onarım faaliyetlerini şehirlerin görünür yüzünü de etkilediğini söyleyen Doğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de modern anlamda restorasyon amaçlı faaliyetler yeni değil, en az yüz yıllık geçmişi var. Geçmişte ata yadigârı büyük ve çok bilinen eserleri ayakta tutmak için gösterilen çabalar günümüzde daha geniş bir çerçeve içinde ele alınıyor.

 

Restorasyonların muhtevaya uygunluğunda tereddütler var

Büyük bir bölümü heba edilmiş, ranta kurban verilmiş sivil mimarî yapıları ancak son yıllarda dikkate alınır hâle geldi. Birçok şehrimizde ciddi kaynaklar kullanılarak onarım-restorasyon faaliyetleri yapıldı. Bazı sokaklar, küçük çaplı mahalleler gün yüzüne çıkarıldı. Binalar turizm amaçlı, kültür amaçlı kullanılan yapılar haline dönüştürüldü.

Belediyeler de eskisine göre daha dikkatli tarihi yapılar hususunda. Bir zamanlar eski güzelleri yıkıp yeni çirkinleri dikmek marifet sayılırdı. Son yıllarda güçlenen hassasiyete rağmen, restorasyon faaliyetlerinin tarihî muhtevaya uygunluğu noktasında ciddi tereddütler var. Bu tereddütü besleyen esas itibarıyla kötü örnekler. Bir bakıyorsunuz harabeye yüz tutmuş bir ev, yıkılıp eski halini hatırlatır şekilde betondan yeniden yapılıvermiş. Gerçek bir tarihi eser onarılırken, dönemine yakışmayan unsurlar eklenmiş. Bugün kullanılan tarihi yapılara günümüzün yapı malzemeleri ile eklentiler yapılmış.

 

Tarihi binaya PVC pencere

Gazetelere yakın zamanda yansıyan bir örnek, Anamur’daki Mamure kalesi ile ilgili. Geçmişi antik döneme giden kaleye Karamanoğullarının ve Osmanlıların da eli değmiştir. Gazetelere yansıyan haberlere göre, 2012’de UNESCO dünya geçici miras listesine alınan kalenin restorasyonunda gereken hassasiyet gösterilmemiş, beton sıva, PVC pencere gibi unsurlarla tarihî kimliğine zarar verilmiştir. 

 

Tarihî şehirlerimizi koruyamadık

Avrupa şehirlerini görenler bu şehirlerde tarihî görünümün titizlikle korunduğuna şahit olurlar. Biz maalesef tarihî şehirlerimizi koruyamadık. Başta İstanbul ve Bursa olmak üzere tarihî medeniyet merkezlerimiz ciddi tahribata maruz kaldı. Elde kalan yapıları korumak, etrafını tarihî görünüme halel getirecek binalardan temizlemek, şehrin tarihî dokusunu iyi kötü koruyan bölgelerini sağlıklılaştırmak ciddi bir mesele olarak önümüzde duruyor.

Tarih kitaplardan okunur elbette. Fakat tarihe şahidlik eden yapılardan hissederek okumak da önemsenmeli. Şehirlerimizi tarihi yapılardan arıtarak ve devasa beton binalarla donatarak birbirinin benzeri kişiliksiz yerler haline getirdik. Bu tür yapılaşmanın aynı zamanda kültürel-manevî arkaplanı tahrip ettiğini dikkate almadık.

 

Tarihsiz şehir ne kadar talihsizdir!

Tarihi yapıların bakımı, onarımı ve kullanılması hassasiyet ister. Burada, Bursa’da yaşayan bir örnek şahsiyetten söz etmek istiyorum. Bursa’da 18.yüzyıldan kalma Numaniye dergâhını ata yadigarı olarak ayakta tutan Safiyüddin Erhan Bey, Bursa’da son yıllarda görülen taribattan bilhassa müşteki. Numaniye tekkesinin onarımını bizzat yöneten Safiyüddin beyin menkıbe addedilecek bir tasarrufundan söz edilir. Bursa’nın şiddetli lodosunun kırdığı tekke camının parçalarını eliyle tek tek toplamış, tavada erittirmiş, cam haline getirtmiş ve binadaki yerine taktırmış. Onu şu sorulmuş: “Bunun için harcadığınız paraya kaç katı cam alabilirdiniz, bu masrafa ve zahmete neden girdiniz?” Cevap şuymuş: “O cam yıllardır buraya hizmet ediyor. Bu hizmeti görmezlikten gelmemek lâzım.”

 

Binaların maddesi onarılıyor da, ruhu ne âlemde?

Buna eşyaya da hakkını teslim etmek denir herhalde!  Onarılan tarihî binalara da hakkını vermek zorundayız. Restore edilen tarihî binalar ne yapılıyor? Bazıları ticarî amaçlı kiraya veriliyor. Bir kısmı da kurumlara, dinî yapılara, cemaatlere veriliyor/tahsis ediliyor. Onların çoğu da tabelalarını asıp kapısına kilit vuruyorlar!

Binaların maddesi onarılıyor da, ruhu ne âlemde? Vaktiyle bu binalarda ne yapılırdı? Şimdi ne yapılıyor veya yapılmıyor? Geçmişimizin maddesini ayağa kaldırmak için onarım önemli. Bu şöyle veya böyle yapılıyor. Maddî onarımdan sonra manevî ve ruhî bir onarıma da ihtiyaç var. Bu da onarım görmüş tarihî yapının amacına uygun şekilde kullanılması ile olur.”

 

5-prof.-dr.-musa-kazim-arican-001.jpg   

İnsan şehri inşa eder, şehir de insanı

TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan’da yaptığı konuşmada; “İnsan, şehri inşa ederken, şehir de insanı inşa eder. Şehir inşa ve imar edilirken, esasen insanı ve tarihi inşa ve imar etmekteyiz. İnsan, ahlakıyla, inancıyla ve kültürüyle şehirleri inşa ederken tarihini de mühreylemektedir. İnsanla şehir bir ruh ve karakter kazanırken, gelecek nesiller de bu ahlak, inanç ve kültürle şehrin insanı olarak yetişir. İnsan şehri inşa eder, şehir de insanı.”

Tarihlerin şehirlerde yazıldığını ve  şehir olmadan tarihin olamayacağını belirten Arıcan sözlerini şöyle sürdürdü: “ Tarihin var olması ve yaşaması şehrin var olmasına ve yaşamasına kaçınılmaz bir şekilde bağlıdır. Anadolu şehirlerimiz Kültür ve Sanatın Başkenti olabilecek onlarca şehirlerle doludur. Osmanlı evleri, Bizans döneminden kalan eserleri, kadim geleneklerin mimarisini tevarüs ettiren ve doğal güzelliği ile tarihi değerlerle yüklü ve farklı kültürleri buluşturan  eşsiz şehirlerimiz var Anadolu’muzda.

 

Allah dostları, medeniyet şehirlerimizin muhafızlarıdır

Şehirlerdeki dini, tarihi ve kültürel miraslarımızla yoğruluruz. Camiler, medreseler, bedestenler, hanlar, şadırvanlar, sokaklar ve evler bizlere birer inanç önderi, manevi bir pir, tarih muallimi ve kültür elçisi olur. Geçmişimizi, kültürel mirasımızı ve inanç tarihimizi bizlere şehirlerimiz anlatır ve hatırlatır. Yalnızca aklınıza ve zihnimize değil, bu mekânlar, aynı zamanda ruhumuza, gönlümüze ve kalbimize de seslenir. Ediplere, Yazarlara, Şairlere ilham kaynağı olur tarihi şehirler. Her şehrin manevi mimarları, bekçileri ve sahipleri vardır. Gönül dostları, manevi önderleri, Allah dostları, medeniyet şehirlerimizin muhafızlarıdır. Türk Dünyası Kültür Başkenti Kastamonu’muzda Pir Şeyh Şaban-ı Veli hazretlerinin himayesindedir.

Taraklı Belediye Başkanı Özkaraman’da yaptığı konuşmada, "Tarihi kültürel ve doğal mirasımızı korumalıyız. Geçmişi olmayanın geleceği olmaz" dedi.

 

6-kastamonu-belediye-baskani-tahsin-babas,kastamonu-universitesi-rektoru-prof.-dr.-seyit-aydin-ve-tarakli-belediye-baskani--tacettin-ozkaraman-002.jpg

Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin Babaş, Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın, Taraklı Belediye Başkanı Tacettin Özkaraman

 

Tarihi ve şehri yaşatmayı bir bütün olarak görüyoruz.

Programda konuşan Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin Babaş,” Bu yıl Kastamonu’da açılış töreniyle birlikte yapabildiğimiz kadar faaliyeti gerçekleştirdik. Özellikle Kastamonu’ya ait gelenek ve göreneklerin yaşatılmasında her türlü faaliyetin içerisinde olduk. Özellikle tarihi ve şehri yaşatmayı bir bütün olarak görüyoruz. Burada yaptığı çalışmalarla hem belediyemiz hem valiliğimiz hem de buradan söylemek istiyorum vakıflar genel müdürlüğü ve Kastamonu Bölge Müdürlüğümüz çok teşekkür ediyorum. Bugün hem tarihi hem şehri yaşatmak adına bu sempozyumda bu konunun gerçeklerini konuşmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

 

Hakkı Acun’un Türk ve İslam dünyasına büyük katkıları oldu

Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın, “Hakkı Acun hepimizin iyi bildiği, bu toprakların yetiştirdiği bir sanat tarihçisiydi. Nihayetinde bir bilim insanıydı, bilim adamıydı. Merhum Hocamız, gerek yurt içinde gerek yurt dışında yürüttüğü ve katkıları olduğu birçok kazı ve restorasyon çalışmasını da imza atmıştır. Hakkı Acun’un bu yönüyle hem insanlık tarihine hem de Türk tarihine ve İslam dünyasına büyük katkıları olmuş bir şahsiyettir” diye konuştu.

Programda konuşun AK Parti Kastamonu Milletvekili Metin Çelik de yaptığı konuşmada Kastamonu’da, yüzlerce eseri vakıflar bölge müdürlüğünün ayağa kaldırdığını ve bu alanda belediyenin de çok iyi çalışmalar yaptığını belirtti.

 

7-prof.-dr.-tahsin-gorgun--001.jpg

                                                                                     Prof. Dr. Tahsin Görgün

 

Suudi Arabistan’da, Hz. Peygamberimiz ve Sahabi’nin yaşadığına dair tarihi alametler tahrip edildi

Protokol konuşmalarından sonra, Prof. Dr. Tahsin Görgün “Tarihi Yaşatmak, Şehri Yaşatmak” konulu açılış dersinde konuştu.

Görgün yaptığı konuşmada: “ Türkiye ve İslam Dünyasında son asırda yaşadığımız önemli meselelerden birisi, geçmişimiz ile irtibatımız hususunda yaşadığımız kafa karışıklığıdır. Bu kafa karışıklığını iki cihetten anlayabiliriz. Bunlardan birincisi kısaca “modernizm”dir. İkincisi ise kabaca “selefilik veya seleficilik” dediğimiz tavırdır. Bu tavırların ikisinin de ortak tarafı, tarihi en iyi ihmalle ihmal etmesidir.

Hem Modernizm hem de Seleficilik bir cihetten “inkılapçıdır”. Radikal modernist tavır kendisini Türkiye’de gösterirken, radikal selefici tavır kendisini Suudi Arabistan’da izhar etmektedir. Her iki ülkede, 20. Yüzyılda yapılanlar, İslam Medeniyetini, Müslümanların medeniyet birikimini ihmal ve inkar etmeleridir. Bu ihmal ve inkar, Türkiye’de en azından 20-30 yıl öncesine kadar, kadim eserleri ihmal anlamına geliyordu. Son 20-30 yıl içerisinde ise durum biraz daha karmaşık bir hal almıştır: bir taraftan hiç yapılmadığı kadar çok sayıda eski eserler, abideler, muhtelif şekillerde restore edilerek, hayata kazandırılırken, başka bir taraftan da TOKİ fenomeni şehirlerimizin görüntüsünü, hiç olmadığı kadar değiştirmiştir.

Diğer taraftan Suudi Arabistan’a karşımıza çıkan görüntü, Türkiye ile mukayese edilemeyecek kadar “ileri”dir. Türkiye’de hiç değilse son on yıllarda önemli restorasyon faaliyetleri yapıldığı halde, Suudi Arabistan’da, bırakın Osmanlı devletini, Hz. Peygamber ve Sahabi’nin yaşadığına dair tarihi bütün alametler sistematik bir şekilde tahrip edildi; hem de sünnet adına.” dedi.

8--001.jpg    9--001.jpg

Kamu yöneticileri, akademisyenler ve  öğrencilerin büyük ilgi gösterdiği sempozyumun iki gün süren oturumlarında; “Güncel restorasyon uygulamaları,  tarihi ve şehri korumak, şehir ve içtimai hayat, tarihte ve günümüzde vakıf eserleri-şehir ilişkisi” tüm yönleri ile konuşuldu, akademisyenler bildirilerini sundular.

 

14-prof.-dr.-suphi-saatci-.jpg

                                                                                     Prof. Dr. Suphi Saatçi

Tarihi mirasımızı geleceğe taşımamız gerekir

Programın kapanış oturumunda konuşan  yüksek mimar ve akademisyen Prof. Dr. Suphi Saatçi “Türkiye Yazarlar Birliğinin faaliyetlerini takip ediyorum; kültür sanat alanında takdire şayan faaliyetlerde bulunuyor. Yöneticilerini tebrik ediyorum başarılarının devamını diliyorum. Ayrıca, geçmişten günümüze gelen tarihi değerlerin geleceğe taşınması adına güzel çalışmalar yapan Kastamonu Büyükşehir Belediye Başkanı Tahsin Babaş ve Taraklı Belediye Başkanı Tacettin Özkaraman’a bu hassasiyetleri için teşekkür ediyorum” dedi.

Yapılan iş birliği ile ilgili görüş alış verişinde bulunmak üzere, TYB heyeti, Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın ve Kastamonu Belediyesi Başkanı Tahsin Babaş'ı makamında ziyaret ettiler.

7d5e2034-44e4-40ce-950d-3a16841746f3-001.jpgkast4-001.jpg

 

Faaliyet kapsamında 29.09.2018 Cumartesi günü bir de kültür gezisi düzenlendi. Kasaba Köyündeki Mahmut Bey Camii, Şeyh Şaban-ı Veli Türbesi, Yılanlı Dergahı  ve Tarihi Nasrullah Cami ile arkeoloji müzesi ziyaretleri yapıldı.

                                       15-kasaba-koyundeki-mahmut-bey-camii.jpg

Sempozyuma, TYB Şeref Başkanı  D. Mehmet Doğan, TYB Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Kastamonu Büyükşehir Belediye Başkanı Tahsin Babaş, AK Parti Kastamonu Milletvekili Metin Çelik, Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Seyit Aydın, Taraklı Belediye Başkanı Tacettin Özkaraman, TYB Vakfı 2. Başkanı İbrahim Ulvi Yavuz, TYB Genel Mali Sekreteri Ahmet Fatih Gökdağ, TYB Yönetim Kurulu Üyeleri Mahmut Erdemir, Mehmet Kurtoğlu, Yunus Emre Aydınbaş, Başkan Danışmanı Ferhat Koç ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

16-yilanli-dergahi--.jpg

11-ibrahim-ulvi-yavuz-ali-kilciya-katilim-belgesini-verdi.jpg 

                               İbrahim Ulvi Yavuz-Ali Kılcı'ya katılım belgesi takdim ediyor.

13-dr.-haci-ahmet-simsekin-katilim-belgesini-fafih-gokdag-verdi.jpg

                    Ahmet Fatih Gökdağ- Dr. Hacı Ahmet Şimşek'e  katılım belgesi takdim ediyor.

12-mehmet-kurtoglu-doc.-dr.-abdullah-aydina-katilim-belgesini-tevdi-etti.jpg

                Mehmet Kurtoğlu- Doç. Dr. Abdullah Aydın'a katılım belgesi takdim ediyor.

Bu haber toplam 788 defa okunmuştur
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim