• İstanbul 24 °C
  • Ankara 21 °C

Gene Yardımcı Doçentlik Meselesi

Namık Açıkgöz

Akademik hayatla ve özellikle akademik kadrolarla ilgili çok yazı yazan biriyim; belki en çok yazıyı ben yazdım. Pek çok yazımda Yardımcı Doçentlik ve Doçentlik ile ilgili yanlışlıklara temas ettim; birkaç yazımda da Araştırma Görevlilerinin uğradıkları haksızlıkları ele aldım.

CUMHURBAŞKANIMIZ NE DİYOR?

Geçenlerde sayın cumhurbaşkanımız, bir toplantıda, aşağıdaki cümleleriyle Yardımcı Doçentlik konusuna dikkat çekti:

“YÖK Başkanımız ile de bunu konuşuyorum. Allah aşkına şu yardımcı doçentlik olayı nedir? Şunu bir gözden geçirin. Yardımcı doçentlikle ön kesiyoruz. Dünyanın kaç yerinde acaba yardımcı doçentlik var? Ben araştırdığım yerlerde doğrusu böyle bir mekanizma pek görmüyorum. Bunu birileri birilerini oyalamak için yapmışlar. Bu, gerçekten ilmiye sınıfına bir paravan, engel oluşturuyor. Bunu aşmamız lazım ve aşacağımıza inanıyorum

."

DURUM NE?

“Yardımcı Doçentlik” adıyla, dünyanın başka bir ülkesinde akademik unvan yok. Doğru… Fakat doktorayı bitiren birinin ders verebileceği sistem dünyanın her yerinde var. Bizdeki Yardımcı Doçent kavramı, doktoradan sonra ders verebilme imkanını sağlayan bir kadronun adıdır. 2547 sayılı kanun yürürlüğe girmeden önce (1982’den önce), doktorasını bitiren bir akademisyenin ders verme yetkisi yoktu. 2547 sayılı kanun uygulamaya konulunca, yeni ihdas edilen Yardımcı Doçent kadrosu ile “öğretim üyesi” alanı genişletilmiş oldu.

2547 sayılı kanun yürürlüğe girince kelime kelime incelemiş ve bazı maddelerdeki olumsuzlukları görmüştüm. Hatta doktorayı 7 seneye çıkaran hüküm ile ilgili olarak YÖK üyesi olan eski Ankara Valisi Durmuş Yalçın’a telefonla ulaşmış ve doktora süresinin çok uzun olduğunu söylemiştim. Durmuş Bey de bana, “Doktora uzun sürecek ama sonunda öğretim üyesi olunacak” demişti.

 

“ÖN KESMEK, OYALAMAK, ENGEL OLMAK”

YÖK’ün vaktiyle övüne övüne ihdas ettiği bir akademik kadro, şimdi milletin başına dert oldu.

Aslında taa baştan beri bir dert vardı… Yardımcı Doçentler hep küçümsendi… Alaycı adlandırmalarla anıldı ama üniversitelerin ders yükünü de Yardımcı Doçentler çekti hep.

En çok “çeken” akademik kadro ile ilgili olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın cümlelerinden, şu üç hususun problem edildiği anlaşılıyor:

Yardımcı Doçentlikle ön kesiyoruz.
Bunu, birileri birilerini oyalamak için yapmışlar.
Bu, ilmiye sınıfına bir paravan, engel oluşturuyor.

Dikkat edilirse, konu Yardımcı Doçentlikteki bir engellemede odaklaşıyor. Yardımcı Doçentlikteki en büyük engelleme de Doçentlik dil sınavından başarılı olunmadan Doçent olunamamasıdır. Birileri, bu uygulama ile “ön kesiyor, oyalıyor ve engel oluşturuyor.” Bu üç tespitin de doğrudan Doçentlik dili meselesi olduğu görülüyor. Demek ki çözüm, dil konusunun engel olmaktan kaldırılması ve böylece birilerinin önünün kesilmemesi olarak düşünülmüş ve çözüm de buna göre üretilecek.

 

ZAMLARDA UNUTULAN KADRO: YARDIMCI DOÇENT

Pekiiii…. Yardımcı Doçentlerin tek sorunu bu mu?

Geçen günkü yazımızda, da belirtmiştik. Yardım Doçentlerin özlük hakkında da mutlaka düzeltmeler ve iyileştirmeler yapılması lazım. 57. Hükumet, 2000 veya 2001’de Doçent ve Profesör maaşlarına 500 TL zam yapmış; Yardımcı Doçentleri görmezden gelmişti. YÖK Başkanlığını Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, görevi esnasında Araştırma Görevlilerine bir zam yapmıştı. O zaman da Yardımcı Doçentler görülmedi.

Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu zamanındaki iyileştirme herkese dengeli bir şekilde yapıldığı için Yardımcı Doçentlerin eski mağduriyetleri giderilmedi. İşte bu arada, tam da Yardımcı Doçentler gündeme gelmişken, emeklilik ve ek gösterge meseleleri de halledilerek Yardımcı Doçentlere olan toplumsal borcumuzu ödemeliyiz. Pek çok alanda yardımcı Doçentlerin, mezun ettikleri öğrencilerden daha az maaş aldıklarını biliyor musunuz? Mesela bir savcı veya hâkimden daha az maaş alır Yardımcı Doçentler. Konuya el atmışken lütfen bunu da düzeltelim.

Bu yazı toplam 67 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim