George Orwell, Kitapçı Dükkanı

George Orwell, Kitapçı Dükkanı
İkinci el kitap satan bir dükkanda çalıştığım zamanlar beni özellikle etkileyen şey, okumaya gerçekten düşkün insanların çok az sayıda olmasıydı.

Eğer sevimli yaşlı beyefendilerin dana derisiyle ciltlenmiş kitaplar arasında cennet bahçesindeymiş gibi dolaştığı böyle bir yerde çalışmadıysanız, durumu bu kadar kolay resmedemezsiniz. Mağazamızın son derece ilginç bir stoğu vardı, müşterilerimizin ancak % 10’unun kötü bir kitabı iyi bir kitaptan ayırabildiğine dair şüphelerim bulunurdu. İlk baskı züppeleri, edebiyat tutkunlarından daha yaygındı, fakat ucuz ders kitapları üzerinde çalışan taşralı öğrenciler çok daha fazlaydı. Ama en yaygını; yeğenleri için doğum günü hediyesi arayan kafası karışık kadınlardı. Aslında bize gelen insanların çoğu, başka bir yerde sıkıntı yaşayabilecek tiplerdi ama bir kitapçıda kendilerini özel hissediyorladı. Örnek olarak; piyasada olmayan bir kitabı isteyen  – ki bu çok yaygın bir taleptir- tatlı yaşlı bir kadını ya da 1897’de güzel bir kitap okumuş olan ve onun bir kopyasını bulup bulamayacağını merak eden bir diğer yaşlı tatlı kadını sayabilirim.  Kadın, ne yazık ki, kitabın ismini, yazarını veya kitabın ne hakkında olduğunu hatırlamaz ancak kırmızı bir kapağı olduğunu hatırlardı. Ancak tüm bunlardan ayrı olarak, her ikinci el kitapçısının maruz kaldığı, iyi bilinen iki  belalı tip vardı. Bunlardan biri, her gün, bazen günde birkaç kez gelen bayat ekmek kabuğu kokan artık kaşarlanmış insan tipiydi ve size değersiz kitaplar satmaya çalışırdı. Diğeri ise, ödeme yapmaya en küçük niyeti olmadığı halde büyük miktarlarda kitap sipariş eden kişilerdi.

Dükkanımızda veresiye olarak hiçbir şey satmazdık, ancak kitapları daha sonra gelip almak isteyen kişiler için bir köşeye kaldırdığımız, gerekirse sıraya dizdiğimiz olurdu. Bizden kitap sipariş edenlerin ancak yarısı geri gelirdi. Önceleri bu durum, beni hayrete düşürürdü. Onlara bunu yaptıran neydi? Gelir ve nadir, pahalı bir kitap sorarlar, onu saklamamız için bizden tekrar ve tekrar söz vermemizi isterler, ama sonra tekrar geri dönmezlerdi. Ama çoğu, elbette, açıkça paranoyaktı. Onlar, kendileri hakkında muazzam  şeyler söylerlerdi ve, beş parasız bir şekilde nasıl bugünlere geldiklerini açıklamak için ustaca kurgulanmış öyküler anlatırlardı. Kendilerinin bile inandığına emin olduğum öyküler.

Londra gibi bir yerde sokaklarda her zaman yürüyen tımarhanelik kaçıklar bulunur ve bunlar kitapçılara yönelme eğiliminde olurlar. Çünkü bir kitapçı, para harcamadan uzun bir süre takılabileceğiniz birkaç yerden biridir.

Devamı: https://www.izdiham.com/george-orwell-kitapci-dukkani/

Bu haber toplam 270 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim