Gökhan Özcan Yazdı : Okuma notları

Gökhan Özcan Yazdı : Okuma notları
"Sükûnet insanın kendisini, tabiri caizse, bulutların üstünde boşluğun sakinliğini ve serinliğinde ve dünyanın tüm giriftliklerinden uzakta tutmaktır; ruhun kargaşaya, kederin kördüğümlerine ya da gizli isyana dalmasına asla izin vermemektir, çünkü kişi k

gokhanozcan"Sükûnet insanın kendisini, tabiri caizse, bulutların üstünde boşluğun sakinliğini ve serinliğinde ve dünyanın tüm giriftliklerinden uzakta tutmaktır; ruhun kargaşaya, kederin kördüğümlerine ya da gizli isyana dalmasına asla izin vermemektir, çünkü kişi kimi fenomenleri suçlarken üstü kapalı bir şekilde Allah'ı suçlamaktan imtina etmek gerektir. Diyebiliriz ki sükûnet kendini bir anda benzersiz ve süreğen kadere teslim etmektir ki o da şu andır; kimsenin kaçamayacağı ve özünde Ebediyete ait olan seyyah "şimdi"ye. Saf Varlığın tabiatının bilincinde olan insan bilerek Cenab-ı Hakk'ın kendine belirlediği anda kalır; ne ateşlice geleceği kucaklar, ne de sevgiyle ya da kederle geçmiş üzerine eğilir. Saf olan şimdi, Mutlak Olanın an'ıdır: Allah huzurunda durduğumuz şimdidir- ne dün ne de yarındır:"

(Yansımalar/Frithjof Schuon/Hece Yay.)

"İnsan kendi tutkularının esiridir. Bu tutkular aklın 'normal' biçimde, asıl tabiatına veya İslamî terminolojide fıtratına göre işlevini yapmasını engeller. Kibir, küçük şeylerle uğraşmak ve yalancılık hastalıkları ruhun deformasyonudurlar ve bilginin gerçekleşmesine engel teşkil ederler. Hikmetli görüş bu kötülüklere veya günahlara insanın iradesiyle ilgili olarak ahlaki bir yönden bakmakla kalmayıp varlık ve bilgiyle ilgili olarak ontolojik bir yönden de bakar. İnsan büyüklenmemeli ve alçakgönüllü olmalıdır, çünkü kendisi değil Tanrı büyüktür ve bizim sahip olmadığımız bazı kemalâta komşumuz sahiptir."

(Bilgi ve Kutsal/Seyyid Hüseyin Nasr/İz Yay.)

"İmajinasyon dünyamız pıhtılaşıp dondurulduğu için başkaları bizim için ürettikleri şeyleri bize empoze etmekte, hatta gece saat on ikiye bire kadar seyretmiş olduğumuz bir filmler beraber yatmaktayız. Modern nörofizyolojik araştırmalar, uyumadan evvel en son seyretmiş olduğumuz görüntülerle beraber yattığımızdan dolayı televizyonu kapatmış olsak bile şuuraltımızda o filmin devam ettiğini söylemektedir. Bir bakıma böylece modern insanın rüyaları bile işgal altında. Bundan dolayı bir çok insan geliyor hocam ben bir türlü rüya göremiyorum, diyor. Neden? Çünkü rüyaların bile işgal altında. Rüyalarını işgalden kurtar ki kendi maneviyatın başlasın."

(Anadolu'nun Ruhu/Mahmud Erol Kılıç/Sufi Yay.)

"Kendilerini bir yağmur damlasıyla ezen zalimi tanıyor bu çocuklar. Onun buruşuk damarlarıyla ters akıntılara kapılıp gitmesini umutla bekliyorlar. Elleri hamarat. Zorbanın o kötücül damarlarını okşuyorlar usul usul. Kendi canavarını besleyen egoyu böyle söndürmeyi umarak...

Çünkü yarınları var. Bir şey yapıyorlar yarın için. Bu mağrur, terk edilmiş ve kaba çocuklar küçük hayali tepelere koltuk ile sehpa arasında oteller yapıyorlar. Kimsenin uğramadığı, beş yıldızlı. Terk edilmiş hücrelerde havalandırma deliklerinden atlıyorlar. Daha çömlek yapacaklar milenyumlar için. Başlangıcındaki bir şey olsun istiyorlar hayat. Kızgın kor sıktıkları soğuk odalarda ellerinin buzulu çözülsün diye yıllarca bekleyecekler. Billur kâselere yerleştirecekler rüyalarını. İçinde cisimlerini durmaksızın parıldatan duru sular olacak. İhtiyar olacaklar, genç, başka şeyler. Benim gibi şanslılarsa ve birini çok sevebilirlerse eğer ateş su olacak, odun balık."

(Leyla İpekçi/Ateş ve Bahçe/Timaş Yay)

Bu haber toplam 687 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim