Gökhan Özcan'dan: Bir Dilin Son İki Suskunu

Gökhan Özcan'dan: Bir Dilin Son İki Suskunu
Medyaya düşen küçük haberlere ilgimi bilenler bilir.

İndiana Üniversitesi'nden bir grup antropolog, kaybolmanın eşiğine gelmiş olan Ayapaneco dili ile ilgili bir sözlük hazırlama çalışmaları sırasında ikiliyi barıştırmaya çalışmışlarsa da sonuç alamamışlar. O antropologlardan biri olan Daniel Suslak Guardian'a yaptığı açıklamada, Manuel'in epeyce aksi bir kişilik olduğunu, Isidro'nun ise daha yumuşak başlı olmakla birlikte evinden çıkmayı pek sevmeyen bir karakter olduğunu ifade etmiş. Suslak kibarca "Pek ortak noktaları yok" dediği ikilinin varolan tek ortak noktalarının kaybolmakta olan bir dil olması ironik mi, traji-komik mi, kararı siz verin. Ama şu kadarı belli ki, bu iki huysuz ve suskun ihtiyar birbirlerinden pek hazzetmiyorlar.

Bir hikâyeci olarak, gazetelerin kısa kısa sütunlarında gelip geçen bu haberin kıskanılacak güzellikte bir hikâye barındırdığını rahatlıkla söyleyebilirim. Manuel ve Isidro, kaybolmaya yüz tutmuş bir dilin son iki suskunu... Ya da belki küskünü demeliyim. İnsanı önce şaşırtan, sonra tatlı tatlı gülümseten ve fakat sonrasında hayranlık verici iç kurgusuyla sarsan bir hikaye...

Hayat kendi kaderi içinde öyle olağanüstü hikâyeler yazıyor ki, kalemin yazarın elindeki bir emanet olduğunu düşünmeden edemiyorsunuz. Hayat diye önünüzden akıp geçen büyük ırmaktan avucunuza düşen damlalar kadar aslında sanatınız, sanatçılığınız...

Keşke bu harikulade insanlık hikâyelerini hayatın en görünür yerlerine manşet olarak atabilsek. Bazen küçük tebessümlerini yüzümüze nakşeden, bazen zihnimizi derin düşüncelere sevkeden, bazen sıcacık bir şeyleri içimize düşüren, bazen hayretimizi büyüte büyüte ibrete dönüştüren bütün bu insanlık latifelerinden kendi insanlığımıza güzellikler derleyebilsek keşke...

Hayatın içinde kendini bariz kılan bütün bu renkliliklerin aynasında, kendi hayatlarımızın ve insanlıklarımızın renklerini, zevklerini, inceliklerini temaşa edebilsek keşke...

Biraz durabilsek, yüzümüzü biraz hayatın ve insanın öz vechesine döndürebilsek keşke!

Halet-i ruhiyemizi kaskatı geren medya önceliklerinin benliklerimizi tutsak aldığı bu hapishaneden kurtardığımız dikkatlerimizi, Yaradan'ın insana ve hayata ince ince işlediği hayranlık verici kader gergefine bir parça verebilsek keşke!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

18 Nisan 2011 Yeni Şafak

Bu haber toplam 428 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim