Gökhan Özcan'dan : Yasuteru Yamada'nın baharı ve sonbaharı

Gökhan Özcan'dan : Yasuteru Yamada'nın baharı ve sonbaharı
Yasuteru Yamada'nın kim olduğunu bulmak için kendinizi boşa yormayın, onu tanımıyorsunuz. Meşhur biri değil! Japonya'da yaşamakta olan bir emekli mühendis kendisi... Tam 72 yaşında...

Harika bir film çıkar bu hüzünlü hikâyeden. Ama gelin meseleyi burada bağlamayalım, hikâyenin içinde gizli bir başka hikâyeye dikkat kesilelim. Oradan bizim de alacağımız dersler olabilir.

Dünyada sivil amaçlı ilk nükleer enerji santrali 1954 yılında Ruslar tarafından kurulmuş. O tarihte Yasuteru Yamada 15 yaşında... Japonların ne kadar meraklı bir toplum olduğunu hesaba katarsak bu ilk santralden ya da hemen sonrasındaki başka örneklerden bir şekilde haberdar olduğunu varsayabiliriz. Enerji alanında yeni bir çığır açan bu gelişmelerin (sonradan mühendis olduğuna göre) Yasuteru Yamada'yı heyecanlandırmış olabileceğini iddia etmek de kulağa pek mantıksız gelmiyor. Bay Yamada bu heyecanın daha katmerlisini 1966 yılında Japonya'nın ilk nükleer santrali kurulduğunda yaşamış olmalı. Yani 27 yaşında iken... Fukuşima kurulduğunda da, ki takvimler 1971 yılını gösteriyor, 32 yaşındaki Bay Yamada'nın aklından olumsuz bir düşünce geçtiğini sanmıyorum.

Yasuteru Yamada başta da ifade ettiğim gibi 72 yaşında bir emekli bugün. Fukuşima'da bir nükleer felaket yaşanıyor ve önünde böyle dramatik bir ikilem var. Yani madalyonun ikinci yüzü ilk yüzü kadar parlak değil! Doğrusu pembe başlayıp gittikçe kararan bu hikayenin duygusal seyrini Bay Yamada'dan dinlemek isterdim.

Bu yüzyılın başından beri pek çok yenilik hayatımıza girdi, teknolojik gelişme diye nitelenen pek çok değişim yaşadık. İlk karşılaştığımızda bizi heyecana garkeden bu atılımlardan pek çoğu bugün hayatımızı karartan felaketlerin müsebbibi olarak görülüyor. Pek çok hayal kırıklığı yaşadık; görünen o ki, daha büyüklerini de yaşayacağız. Hayatımıza giren her yeniliğin bir şeyleri değiştirdiğini ve on yıllara uzanan değişimleri beraberinde getirdiğini artık biliyoruz. Biliyoruz da, acaba madalyonların bir ikinci yüzü olduğunu tam olarak idrak edebiliyor muyuz?

02.06.2011 Yeni Şafak
Bu haber toplam 558 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim