Harf inkılâbı mankurtlaştırmanın dehşetengiz metodudur

Ahmet Doğan İLBEY

Harf inkılâbı milletin bin yıllık hafızasını iğdiş etmektir ki bunun adına Kemalist ideolojiye bağlı mankurtlaştırma, yâni yeni sahibine aidiyet için köpekleştirme denilebilir.

Harf inkılâbı geriye doğru millet ve medeniyet kökleriyle irtibatın kesilmesi üstüne yapılmış en hainâne ve dehşetengiz bir inkılâptır.

 

Harf inkılâbıyla asrîleşecek, yâni gâvurlaşacaktık

Bu ülkede harf inkılâbının hayırlı ve millet menfaatine bir iş olmadığını kabul etmeyenler Kemalistlerle laik Türkçülerdir. Türk milletinin boynuna Latin harfleriyle bir tasma asılmıştı. Böylece millet muhteşem İslâm mâzisini unutacak , “Ben Avrupalıyım” demeye başlayacak, yâni gâvurlaşacaktık. Böylece Batı için tehlike olmaktan çıkacaktık. Gaye buydu. Necip Fazıl’ın sözüyle “Dünyada bin yıllık tarihi silinen ve o günü bayram olarak kutlayan başka bir millet daha yoktur…”

Harf dâvasını üstaddan dinleyelim: “İsmine ‘Arap harfleri’ denilen, tam on asır Türk medeniyet kadrosunun ifade unsurunu teşkil etmiş ve on asırlık millî irfanın temeli mevkiinde bulunmuş harfler, hakikatte sadece ve kavmî mânada Arap harfleri midir, yoksa kavim üstü bir mâna ile ‘İslâm harfleri’ mi? bu hususta dinî, tasavvufî, ilmî ve aklî bürhanlar nelerdir? kavim üstü, küllî bir şümulle bütün mü’min beşeriyete atfedilip edilemeyeceği bir ilim meselesi olan harflere ‘Arap harfi’ ismini vermek mümkün oluyor da, doğrudan doğruya ve münhasıran Lâtinlerin malı olduğu ilmen sabit harflere nasıl ‘Türk harfleri’ denilebiliyor?” (İdeolocya Örgüsü)

“Harf dâvası” nda yüreğimizi bilemek için âmâ üstad Cemil Meriç’i dinleyelim şimdi de: “Düşmanın teslim alamadığı tek kale almıştı: hafıza, yani dil. Bugünü düne bağlayan köprü uçurulmadıkça tarihten kopamazdık… Öyle ki İstiklâl Savaşı'nın muzaffer başkumandanı harfleri değiştirmeğe kalkışınca, bir avuç entelektüelin alkışlarıyla teşci edilir. Arap harflerini müdafaaya yeltenen bir tek hoca çıkar: Yahudi Avram Galanti. Harf devrimi, kütüphaneleri tuğla yığınını çevirir. İrfanımızı düne bağlayan köprüler uçurulmuştur.” (Mağaradakiler)

 

Kur’an harfleri Yunanlılar gibi düşman gösterildi

1928 Yılında Kemalist Cumhuriyetin hempası olan basında Kur’an harfleri “Yunanlılar gibi düşman” gösterildi. Harf inkılâbı yandaşları,  dinimiz, dilimiz ve bin yıllık hâfızamız olan elifbaya hayâsızca saldırarak Yunanlıyla aynı gördü. Harf İnkılâbının gayesi Avrupalılaşmak, yâni kâfirlere benzemekti. Önce harflerden, sonra Arapça, sonra Kur’an ve dinden uzaklaştırmak, dolayısıyla Osmanlı Türkçesinden koparmaktı. Harf inkılâbı, Müslüman Türkleri kolonileştirme projelerinden biri olup, Türkiye’yi Batı’nın kolonisi yapmak gayesiyle yapılmıştır.

Karanlık Cumhuriyet yıllarında elinde Arapça kağıt olanlar hapse atılıyordu. Osmanlı arşivlerinin büyük bir kısmı vagonlarla Bulgaristan'a gönderildi. Türklerle Arapların bağı koparıldı. Gayelerden biri de buydu. Mustafa Armağan “Satılık İmparatorluk”  adlı kitabında “Mesele okuma yazma kolaylığı değil siz hâlâ anlamadınız mı?” diyerek ağır bir soru soruyor gafillere:

 

Kemalistler: “Arap harfleri bizi şeriatın külliyatına sürüklüyordu”

“1933 yılı, Cumhuriyet’in 10. kuruluş yılı. Devlet bir kitap çıkarır. Adı ‘Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne nasıldı, nasıl oldu?’ kitapta 4 maddede Arap harflerinin neden kaldırıldığı ve Latin harflerinin neden benimsendiği anlatılır: ‘(Arap harfleri) bizi teokrasinin (yani şeriatın) külliyatına ve fikir yeraltlarına doğru sürüklüyordu. Yabancıların dilimizi öğrenmelerini ve bizi tanımalarını adeta imkânsız kılıyordu (ekalliyetler (azınlıklar) dâhil. Bizi teokratik külliyatından (dinî eserler) ve fikir yeraltlarından bir darbede ayırmıştır. Geriye doğru uzanan köprüyü dinamitleyip atmıştır. (…) Ekalliyetlerin millet bünyemize girmelerini kolaylaştırmıştır.”

 

“Gâvurların alfabesi milliyetçi Türklerin alfabesi hâline geldi”

Mustafa Armağan adı geçen kitabında  “Keşke direnebilseydik, dik durabilseydik bu inkılâba karşı” diyor. Ardından harf inkılâbının bir katliam, bir “gâvurlaşma” olduğunu söyleyen Andrew Mango'nun da ifadeleriyle bu derin darbenin içyüzünü ortaya koyuyor: “Dil ile alfabe birbirinden ayrılmazdı: Türkçe konuşan Karamanlı Rumlar Yunan harfleriyle yazarlar, Ermeni ve Museviler de kendi alfabelerini kullanırlardı. Latin harflerinin kabulüyle birlikte Türkler, Hıristiyan Batılılarla aynı safa (kampa) konulmuş oldu. Böylece gâvurların alfabesi vatansever, milliyetçi Türklerin alfabesi hâline geldi.” 

Bediüzzaman Hazretleri, Latin harflerini bidat olarak değerlendiriyor. Hülâsa ifadeyle “Harf  inkılâbının yapılış gayesi, İslâm ve Osmanlı medeniyeti ile yeni kurulan rejimin bağlarının koparılmasıdır. Yâni Cumhuriyet rejimi, milleti plânlı bir şekilde geçmişinden uzaklaştırıp, Batı medeniyetine dâhil etmeye çalışmıştır. Harf inkılâbı bu şenî plânın bir parçasıdır” demek istiyor.

 

“Böyle bir felaket hiçbir milletin başına gelmemiştir”

Harf inkılâbı İslâm’a karşı bir hamledir. Dil ve hâfıza katliamının böylesi görülmüş müdür? Âmâ üstad Cemil Meriç’in tesbitleriyle harf değişikliğiyle zihnî anarşi başladı ki, Cumhuriyetle başlayan kültür çatışmalarının sebeplerinden biridir. “Böyle bir felaket hiçbir milletin başına gelmemiştir. Harfler değişince tam bir anarşi doğdu. Anarşi oradan miras kalmıştır.”

 

Harf inkılâbı Kemalistlerin hainâne inkılâbıdır

1922'de Azerbaycan’da Latin alfabesinin kabul edilmesinden sonra, Türkiye'de de Latin harflerine geçme temayüllerinin dillendirilmeye başlandığı günlerde Kemalist kadronun muhalifi olan Kazım Karabekir Paşa, Azerbaycan’da Latin harflerinin kabul edilmesinin büyük bir hâtâ olduğunu, “Türk yazısı güçtür, okunmaz" şeklindeki propagandanın aslında yüzyıllardır bizi kemirmek, İslâm âlemini parçalamak isteyen Batı menşeli bir düşünce olduğunu, oysa Arap harflerinin İslâm harfleri ve Türklere mal olduğunu söylemeye başladığında Kemalistler bu hâinâne inkılabı yavaşlatarak gizlice hazırlanmaya başlamışlardı.

 

“Harf inkılâbıyla Batı’ya ön kapıdan girdik” diye seviniyorlar

Yakup Kadri’nin “Biz Latin alfabesiyle Batı camiasına arka kapılardan değil, ön kapıdan girme imkânını bulabildik” demesi bundandır. M. Kemal’in, Erzurum’da Mazhar Müfit Kansu’ya “Zaferden sonra hükümet şekli cumhuriyet olacak… Latin harfleri kabul edilecektir” diyerek harf inkılâbı için ilk işaretini verdiğini hatırlarsak, Kemalistler Millî Mücadele sırasında takiyye yaparak ve suret-i haktan görünerek milleti aldatmış olmuyorlar mı? (Mazhar Müfit Kansu, Erzurum'dan Ölümüne Kadar Atatürk'le Beraber).

 

İnönü: “Harf devriminin gayesi dinin etkisini zayıflatmaktı”

Murat Bardakçı’nın 15.05.2017 tarihli Habertürk gazetesindeki yazısında Kemalizm’in ikinci şefi İnönü’nün” Hatıralar” kitabından naklettikleri dehşet vericidir. Bin yıllık hâfızamızın tasfiyesini o kadar rahat anlatıyor ki: 

“...Harf inkılâbı bir okuma yazma kolaylığına bağlanamaz. ...harf inkılâbının bizde tesiri ve büyük faydası, kültür değişmesini kolaylaştırmasıdır. İster istemez Arap kültüründen koptuk. Arap kültürünün ve Arap dilinin tesiri hakkında yeni nesiller bizim kadar fikir edinemezler. (…) Osmanlılar devrinde, edebiyat vesilesiyle dil ihtiyacı genişledikçe sanatı Arap dili üzerinde işlemek hevesi millî kültürü zayıflatmıştır. Bizim devrimizde Latin harflerine geçmek Türk dilini ve milli kültürü kurtarmak için esaslı bir etken olmuştur.”

Bu nasıl bir inkılâp ki,  Müslüman bir toplumu, Hıristiyan bir toplumdan ayıran değerleri ortadan kaldırıyor. Lanetli harf inkılâbının cellatlarından Ahmet Cevat Emre’nin “Arap yazısıyla Batı kültürünü benimsemek imkânsızdı” düşüncesini bugün Kemalist CHP zihniyeti sürdürmüyor? “Asıl dertleri Arap alfabesini bir şekilde Türkiye'de geçerli kılmaktır” diye hayıflanmaları, milletin İslâm medeniyet değerlerine dönüş hamlelerini alkışlamasındandır.

Harf inkılâbına “Okuma yazmayı kolaylaştırmak ve Avrupa gibi gelişmektir…” gibi sözde masumâne bir gerekçe arayan Atatürk milliyetçisi gafiller hâlâ aramızda aynı teraneyi söylemeye devam ediyorlar. Oysa asıl gaye pozitivist-seküler Batı medeniyetine geçmek, Osmanlı’yı, İslâm’ı ve Kur’an’ı temsil eden elifbayı milletin hafızasından kazımaktı. Harf inkılâbıyla bin yıllık Kur’an harfleri cebirle yürürlükten kaldırılırken, İsrail’in, bütün mensupları Latin harflerini bildiği halde iki bin yıl önceki ölü İbrani alfabesini dirilttikleri malûm. 

 

“M. Kemal’le Latin harflerinin şerefine kadeh kaldırmıştık”

İbrani alfabesi taraftarı Yahudilerce telin edilen Latin harflerinin savunucusu İthamar Ben-Avi adlı bir Yahudi’nin “Bu fikri ben M. Kemal’den almadım, aksine onun ilham kaynağı benim. 1911’de Kudüs’e geldiğinde Osmanlı’nın geleceğinin Latin harflerinde yattığını anlatmıştım, o da ikna olmuştu. Hattâ ‘Latin harflerinin şerefine’ diye beraber kadeh kaldırmıştık!” sözlerini nasıl anlamalıyız? (Satılık İmparatorluk, M. Armağan)

Bir İranlı, Ömer Hayyam’ın rubailerini anlayarak okuyor, bir İngiliz, Şekspir’i vecd ile okuyup kendinden geçiyorsa, Türk milletinin suçu neydi? Yeri gelmişken, “Latin alfabesi yerine keşke Göktürk alfabesi kullanılsaydı…” diye hayıflanan seküler ve deist Türkçülerin idrak kirliliğini de hatırlatmış olalım.

Yenisöz

 

Bu yazı toplam 76 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim