• İstanbul 17 °C
  • Ankara 20 °C

Hayal Bilgisi’nden Müştehir Karakaya sayısı

Hayal Bilgisi’nden Müştehir Karakaya sayısı
Van Erciş’te hazırlanan ve İstanbul’da basılıp dağıtılan “Hayal Bilgisi, edebiyat ve iyilik dergisi” 2019 yaz sayısını Muşlu şair Müştehir Karakaya’ya ayırdı.

Halen Van’da yaşayan Müştehir Karakaya esas olarak şair olmakla beraber deneme, hikâye ve romanları da olan bir yazar.

Dergi’de İbrahim Tenekeci, D. Mehmet Doğan, Nurullah Genç, Nurettin Durman, Ahmet Kurbani, Mürsel Sönmez, Fahri Tuna, Abdurrahman Adyan, Nurullah Ulutaş, Behçet Gülenay, Eyüp Azlal, Cihat Albayrak, Mustafa Işık, Mihrinaz Engin, Karabeyeser Abdülbari, Erdal Şahin, Halit Yıldırım, Mehmet Feyat, Hüseyin Akın, Melih Erzen ve Mustafa Uçurum’un yazıları yanında Müştehir Karakaya ile söyleşilir, hayatı ve eserleri ile ilgili bilgiler var.

Yaşayan bir şaire, edebiyatçıya böyle güzel bir cemile yapan Hayal Bilgisi ekibini tebrik ediyoruz.

 

Dergide D. Mehmet Doğan'ın yazısı şu şekilde yer alıyor;

Taşranın Çağrısına Uymak…

Müştehir İstanbul'dadır. Hayli derbederdir, şairanelik onun özündedir.

Hep böyle kalmıştır zihnimde. Onu İstanbul'dan, şiir ve edebiyat muhitinden ayırmak yakışıksız görünmüştür bana.

İstanbul'dadır, Bâbıâlinin kaldırımlarını arşınlar, dergi çıkarır batırır, şiir yazar belki; fakat asıl şiiri yaşar. İki defa onun Van'da olduğundan emin oldum.

Birincisi, Van Üniversitesi'nin bir daveti üzerine Van'a, esas olarak Bahçesaray'a gitmiştim. Gittiğimiz yer gerçekte Müküs'dü. Adını her nedense değiştirmişlerdi. Fakat zaten zihin haritamızda Bahçesaray diye bir yer vardı. Kırım'daki Bahçesaray bir hüzün hükümdarlığının gözyaşı çeşmesi olarak donup kalmıştı. Orayı gördükten sonra Van'ın Bahçesaray'ı hükmünü hepten kaybetti.

Müküs, satranç, taştan hilâl şeklinde kendiliğinden örülüvermiş gibi köprüler, Arvasilerin köyü... Mü- küs'ten kaynayan suyun, Basra yolcusu olabileceğine bir türlü inanamadım. Bu gök suyun hızla uzaklaştığı bir noktada düzleştirilmiş bir yerde çöküp abdest aldım ve işte namazgâh olan o yerde salatın ruhuna doğru yolculuk yaptım.

Etrafımdan akan şiir olmalıydı...

Satranç yarışmasının uyandırdığı ilgi sürerken biz Müştehir'le Fakı Tayran'ı ziyarete gittik. 45 derece eğimli arazide epeyi yol aldık. Ağaçlıklar içinde şemsiye tarlası bir yere vardık. İşte Fakı Tayran, şair ve bilge buralarda bir yerdeydi. Onun ziyareti ilhamı yağmur damlaları şeklinde şiirleştirirdi. Şemsiye getirmemiştik, oradakilerden birini almayı edebe mugayir gördük.

Fakı Tayran'ın ilham yağmuruna başımızı tuttuk.

Müştehir Van'daydı, Vanlı mıydı?

Van Müştehir'i istiab edebilir miydi? Zaman zaman aklımdan gelir geçerdi bu düşünceler.

göl ne kadar mavi baksa o kadar keskindir derinliği

Ne zaman ki Van'da deprem oldu, bunu Müştehir'den bildim.

Bu şehrin altüst olması mukadderdi. Müştehir Van'ı sarsmamışsa kim sarsabilirdi?

Sonra öğrendim ki, asıl sarsıntıyı Müştehir geçirmiş. Telefonla da olsa ona ulaştım.

Zor zamanlarda metin bir Karakaya idi.

Müştehir taşranın çağrısına mı uydu, kendini taşraya mı attı?

Doğrusu bunu tam olarak çözebilmiş değilim.

Şuna kani oldum: Şiir taşra tanımaz. Kendi başkentini kurar.

Güneş doğudan doğar, şiir ay gibidir; doğduğu fark edilmez, battığı bilinir. Şiir doğudan batar!

Milat doğumdur. Müştehir "miladım ölümüm olsun" diyor.

Ölüm doğumun ikizi... Doğmayan ölmez, ölmeyen dirilmez!

Müştehir'i ansızın sanal âlemde buldum. Alem sanaldı, fakat şiir gerçekti.

tufanın bir nuh'u beklediği kesin

içimde debelenen herbiri bir çift hayvan

nefsimin azgınıdır kudurtur canetimi

depderin bir kuyunun keskin taşları

çıkrığın kemendini kemiredursun

düşlerimde bir kurşun

vurulurken ansızın

geceden gelen peri

 

gecenin düşleri arsız

şüphe kurdu dişlerken bedenimi

beni aklımın çukurunda boğan

kahpe bir yanılgıdan korkarım

Şu notu şiiri okuduktan sonra şiirin zeyli olarak gördüm: "Affınıza ve sabrınıza sığınıyorum... Üç gündür aynı rüyayı görüp uyanıyorum... Deniliyor ki; 'gecenin içinden gelen peri' şiirini yayımla, ben de yok diyorum. Uyanıyorum... Bir hikmet olsa gerektir, sebebi bilinmeyen... Biri dua mı ediyor, beddua mı ediyor, bilemiyorum... Şiir uzun, okumak zorunda değilsiniz..."

Şiiri okumak zoruma gitmez, bu yüzden okudum.

Şiire ve Müştehir'e muhabbetlerimi tazeledim. Şiir Van deryası filan tanımaz, gölün tam kenarında âniden berrak bir çağlayan gibi zuhur eder... Milyonlarca damla şiir olur. Şiir herkese gelir, ancak nasibi olan kayda geçirir şiiri...

Bu haber toplam 117 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim