Hayat Hikâyemiz Devam Ediyor

Hayat Hikâyemiz Devam Ediyor
Yazar okulu müdavimlerinin yazılarını sayfamızda yayınlanmaya karar verdik. Yazarlık yolunda emin adımlar atan genç kalemlerin eserlerinin ilgiyle takip edileceğini tahmin ediyoruz.

1949 yılında yayımlanan bir hikâye kitabıydı Oğlumuz. Kitaba adını veren hikâye de hemen ilk sayfada yer alıyordu. Elimin altında duran kırmızı kaplı kitap, bundan tam yetmiş sene evvel ilk baskısı yapılan ve on üç ayrı hikâyeden oluşan bir Tarık Buğra eseriydi. Aslında onun ilk eseriydi.  

Klasik eserlerin ilk baskısına ulaşmak veyahut eleştirel basım üzerinden onları okumak, eseri ve müellifini daha iyi anlamak için ehemmiyet arz ettiğinden ilk baskılar her zaman klasik edebiyat okurları için hep ilk başvuru kaynağı olmuştur. Ben de klasik bir edebiyat okuru olarak bu eserin ilk baskısını, Ankara-Milli Kütüphane Başkanlığı’nda bulmuştum. Kitabı elime alır almaz da her zaman yaptığım gibi şöyle bir sayfalarını gözden geçirip, içeriğini kontrol etmiştim. Yetmiş yıllık sayfaların kokusunu içime çektikten sonra kitapta bulunan hikâyelerin isimlerinden ve gözüme ilişen cümlelerden bunun, Tarık Buğra’nın kaleminden dökülen muhtelif insan hikâyeleri olduğunu anlamıştım.

Tarık Buğra, bu kitapla başlamış yazarlık serüvenine. Onun, diğer kitaplarının da bir takipçisi olarak, iyi ki de başlamış hani... Demekten kendimi alamıyorum. Bu kitaptan sonraki eserleri olan, ‘Küçük Ağa’ ve ‘Osmancık’ romanlarında gördüğüm kişi tahlilleri, ruh çözümlemeleri, temiz üslûp, gösterişten uzak dil, temellerini kurmaya, ‘Oğlumuz’ ile başlamış sanki. İnsana dair olan, lakin basit gibi görünen ancak hayatın derininde bulunan her şey tüm sıcaklığıyla gözler önüne serilmiş gibi bu kitapta. Baba-anne ve evlat üçgeninde, babalık-annelik ve evlat olma durumu tüm sıcaklığıyla ve doğallığıyla kelimelere dökülmüş, ‘Oğlumuz’da. Babanın güçlü ama şefkatli yapısı, annenin fedakâr ve duygusal içgüdüsü, evladın ise onların alâkasında kendine yetme ve büyüme çabası, birçok ailenin çocuk büyütme sorumluluğu ve çocuğun büyüme serüveni gibi insan hayatına dair konular, yetmiş yıl öncesinde kaleme alınan ve hâlâ tazeliğini koruyan bu eserle gözler önüne seriliyor. Yine burada aile içi yaşanan sorunlar, aile baskısı altında çocuğun durumu, ailenin vazgeçilmezliği olgusu çift taraflı bir süreç olarak Tarık Buğra tarafından işleniyor.

Yalnızca ‘Oğlumuz’ hikâyesinde değil, on üç hikâyenin tümünün temelinde, insan ve insan ilişkileri bulunuyor. Sevgi-saygı, endişe-şüphe, birlikte olma-sorunlarla başa çıkma, arzu-nefret-tutku gibi insana dair birtakım duyguların ve davranışların, Tarık Buğra’nın benzersiz kalemiyle yalın ve içten anlatımı, ayrıca bir okuma zevki sunuyor bizlere.

Tarık Buğra, ‘Oğlumuz’ ve diğer hikâyelerinde bir bitişe imza atmıyor. Hikâyelerinin sonunda bir mutlu son veya acı bir son vuruş yapmıyor. O, kahramanlarının hayatının bir anına bizleri bir şahit olarak gösteriyor. Böylece hikâyenin bir yerine okuyucularını da yine şahit olarak kaydediyor. Hikâyenin çatısında bulunan anlık-bir ana dair anlatımı ustalıkla gerçekleştiriyor ve bize göstermek istediğini yine ustalıkla gösteriyor. Sanki bu noktada bir kenara çekilip, oradan bizi izliyor ve bize diyor ki; ’Sizi, size yazdım. Buyurun, okuyun!’

Yukarıda da belirtildiği gibi Tarık Buğra, hikâyelerinde bir bitişe imza atmadığı için okur da onun amacına uygun olarak bir sona odaklanmıyor. Onun yaptığı gibi bir kenara çekilip kendi kendini müşahede ediyor, o bir anlık duruma şahit oluyor. Yani kendi kendini hikâyede buluyor ve üzerine alması gerekeni de alıyor. Belki Tarık Buğra’nın başarısı tam da buradan kaynaklanıyor. Kısacası, onun sımsıcak kalemi insanın içine işliyor. Tarık Buğra, hikâyelerinde, ‘Oğlumuz’ diyor, ‘İki İhtiyar’ diyor, ‘Sonra’ diyor... Bir anlık duruma işaret ediyor, ama hikâyeleri hiç bitmiyor. Ne onun ne de bizim hikâyemiz burada sona eriyor. Hayat hikâyemiz devam ediyor...

Mehmet Ali Çelik

Bu haber toplam 612 defa okunmuştur
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • Türkiye 2. Genç Yazarlar Kurultayı Kitabı19 Nisan 2019 Cuma 14:21
  • 1924 Bir Fotoğrafın Uzun Hikayesi Beşir Ayvazoğlu17 Nisan 2019 Çarşamba 18:05
  • Gönül Coğrafyamıza ‘Kültür Kervanı’17 Nisan 2019 Çarşamba 11:33
  • Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir15 Nisan 2019 Pazartesi 15:38
  • Mağlup Bir Muzaffer Adamın Romanı Fahim Bey Ve Biz09 Nisan 2019 Salı 14:17
  • Bize Bizi Anlatan Hikayeler08 Nisan 2019 Pazartesi 15:03
  • Hayat Hikâyemiz Devam Ediyor02 Nisan 2019 Salı 17:56
  • Mehmet Akif Ersoy / Hayatı Seciyesi Sanatı28 Mart 2019 Perşembe 15:09
  • Bize Göre25 Mart 2019 Pazartesi 11:40
  • Nesilden Nesile: Nereden Nerelere!22 Mart 2019 Cuma 14:56
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim