Hayatın İçinden Şehri Çıkar Ne Kalır?

M. Ali ABAKAY

Şehir, medeniyetin merkezinde yer alır, öncelikle. İnsansız yapı topluluklarının sadece kalabalık sayıldığı manzumede şehir, mana taşımayan lakırdının ciddîye alınmayan halidir.

Belli bir yaşam standardına erişmiş, belli geliri bulunan insanın, istenen hususlara tümüyle uyduğu, yazılı olmayan ortak yaşam kurallarına hayatını alıştırdığı, kültürel alanda kendi kendine yettiği, mimarîye yabancı olmadığı, musıkîsiz yaşamadığı, inançla ruhunu harmanladığı mekândır, şehir.

Küçüğün büyüğe saygısının eksiksiz, büyüğün küçüğe sevgisinin sınırsız olduğu atmosferde, haklının güçlü olmasa dahi haklı, haklı olmaya çalışan güçlünün isminin değer taşımadığı, hayatın içinden kendisi çıkarıldığında geriye hiçbir şeyin kalmadığı yerdir, şehir.

Adaletin tesisinde aracının bulunmadığı, huzurun esintisinde sahteliklerin olmadığı, her insanın gerçek yüzüyle dolaştığı, maskelere ihtiyaç duymadan ehliyeti ölçüsünde mesleğinde başarılı olduğu, karanlığın aydınlığa mahkûmiyetinin tescillendiği, vicdanlarda ıssızlığın olmadığı, yalnızlıklara hapsedilen vicdanlardan bahsin söz konusu edilmediği topraktır, şehir.

Herkesin hür, her yaşam hakkına sahip olanın özgür, kimsenin kimseye zulmetmediği hayatın ruha coşkunluk kazandırdığı manadır, şehir.

Yerlerin temiz, vicdanların kirlilikten uzak olduğu, hırsızlığın ahlâkî boyutta recmedildiği, kimsenin aç ve susuz kalmadığı, alın terinin kutsal, emeğin mübarek, vicdanın terazi, doğruluğun mühür, yaşantının böylesinin ruha sürur, yaşayanların gurur duyduğu beldedir, şehir.

Aç olana aş, çıplak olana libas, evsiz olana bark, yalnız olana kardeş, kimsesize arkadaş, hastaya derman, şifaya imkân muhasebesinde medeniyettir, şehir.

Sevgili Okur!..

Biz, gerekmedikçe, ihtiyaç olmadıkça içinde şehir geçmeyen yazılar kaleme almadık.

Biz, şehir dediğimizde insanlığı kastettik.

Biz, şehir derken insanın huzurun merkezinde olmasını hayal ettik.

Biz, şehir dedikçe insanlığın musıkîden, mimarîden, bilgiden uzak düşmemesini dile getirdik.

Biz, şehir kelimesini dillendirdikçe o şehrin her yönüyle, içinde yaşayan insanlarca bilinmesini arzuladık.

Sevgili Okur!..

Hangi evde yaşarsak yaşayalım, o evin tüm bölümlerini bilmiyor muyuz? O evin bahçesi, deposu, çeşmesi, çatısı, çiti, kapısı, penceresi, havuzu, çalısı-çırpısı, çöpü, kiri bizim dikkatimizin çerçevesinde sorumluluğumuzun ilgi alanında değil midir? Kim bahçesinin ortasında gecekondu tasarlar, gül ağaçlarının yanı başında akasya ağaçlarını düşünür. Yaşadığınız evin hangi odasında çöpleri biriktirir, tahammülü mümkün olmayan kokulardan rahatsızlık duymazsınız?

Babanızdan, dedenizden, atanızdan miras kalan evi, tüm değerleriyle koruma mecburiyetinde değil misiniz?

O ev, doğduğunuz, çocukluğunuzun geçtiği, delikanlılığınızın kemâle devşirildiği mekân olsun.

Yahu, Sevgili Okur, çıkar şehri hayatından senden geriye ne kalır?

Bu yazı toplam 244 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim