Hilmi Yavuz'dan: Doğan Kuban ve 'Ulusal Mimari'

Hilmi Yavuz'dan: Doğan Kuban ve 'Ulusal Mimari'
Prof. Dr.

Açıkça anlaşılıyor: Prof. Kuban, formun (biçimin) değişmezliğine dayalı bir süreklilik ve devamlılıktan (Yahya Kemal'in deyişiyle: 'İmtidad'dan) söz edilemeyeceğini; yani, Form bir kriter olarak alındığında, 'hiç değişmeden kalan' bir 'Biçim Üslubu'nun olmadığını öne sürmektedir. Kuban bununla, Formda bir imtidad yoksa, ulusal bir mimarinin de olamayacağını mı söylemek istiyor? Buna bakalım.

Şimdi soru şudur: Ulusal bir mimari, sadece Biçim üslubu referans alınarak bir değişmezliği gösterdiğinde mi mümkündür? Formun değişmeden devam etmesi dışında, bir Ulusal mimariden söz etmek imkânı yok mudur?

Kuban, ulusallığı, 'Biçim üslubu'nun ardzamanlı (diakronik) bir süreklilik ya da imtidadda araştırılması yerine (-çünkü, böyle bir 'imtidad' yoktur!), eşzamanlı (senkronik) bir bağlamda aramak gerektiğini öne sürüyor ve şöyle diyor: 'Ne tür etkiler altında üretilirse üretilsin, yaratma koşulları Türkiye'de oluşan, Türk toplumu tarafından kullanılan her şey, ulusaldır.' Kuban şunu demek istiyor: Süleymaniye de ulusaldır, kötü inşa edilmiş çirkin camiler de!

Hemen belirteyim: Kuban'ın bu tavrı, 'imtidad'a doğru bir teşhis konulmamış olmasından kaynaklanan bir, eski deyişle, 'galat-ı rü'yet'dir;- bakış açısı hatası! Çünkü 'imtidad', değişerek devam etmek veya devam ederek değişmek demektir. Kuban, Tanpınar'ın 'Yaşadığım Gibi'deki, 'Medeniyet Değiştirmesi ve İç İnsan' başlıklı denemesini görmemiş olamaz. Zira Tanpınar, Tanzimat'a gelinceye (yani, 'Medeniyet değiştirinceye') kadar, değişmekle birlikte aynı kalan bir süreklilik ve devamlılıktan söz eder: Felsefe terimleriyle söylersem: Biçim, ârazdır [accident] Tanpınar'a göre; Muhteva ise, Öz [essence]... Bunun anlamı şudur: Kuban'ın Biçimin üsluplaşmış bir sürekliliğe sahip olmayışından dolayı Ulusal bir mimariden (ya da genel anlamda 'ulusal kültürden) söz edilemeyeceğini öne sürüşü, onun geleneğin değişmeyen öz'ünü değil, değişen, arızî yanını kriter olarak aldığını gösteriyor.

Pek iyi de, değişmeden devam eden Öz nedir? Bu Öz'ün ulusallıkla ilişkilendirilmesinin yanlışlığına Turgut Cansever'in dolaylı bir biçimde temas ettiğini hatırlatalım. Cansever, Ernst Diez'in 'Türk Sanatı' kitabı üzerine yazdığı bir eleştiri yazısında, Diez'in, Ayasofya ile İstanbul camilerini mukayese ederken, meseleye Biçim açısından baktığını, oysa Dünyagörüşü açısından da bakılması gerektiğini hatırlatır ve şöyle der: 'Bizans'ın pnömatik dünyevî dininin Ayasofya'ya tekabül ettiğini zikretmeye mukabil, Osmanlı camilerinin hangi dünya telakkisinin mahsulü olduğunu izah etmekle mevzuun dışına çıkılmış olmazdı.'

25 Mayıs 2011 Zaman Gaz.

Bu haber toplam 2058 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim