Hoş Geldin Bey!

Hoş Geldin Bey!
Kalabalık ortamlarda veya toplantılarda, salona giren birine; “Hoş geldin” demek için eğer ayağa kalkma imkânı yoksa Mehmet Doğan “Hoş geldin bey” diye seslenir.
İlk yazısını okuyunca RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın Mehmet Doğan’a karşı yaptıklarına üzüldüm. Hiç beklenmedik tavırlar ve davranışlar içerisine girmiş ve yurttaş Mehmet Doğan’ın hak ettiği haklarını geciktirme eylemlerinde bulunmuş.

Her zaman yazmam ama konuşmalarımda sıkça söylediğim bir gerçek vardır. Bir insanı tanımak mı istiyorsunuz, altına bir araç verin, bir de makama oturtun, ondan sonra geçip karşısına kurulun ve bakın o kişinin vücut kimyası ilk on saniyede nasıl değişiyor.
Bu söylediklerim herkes için geçerli olsa da istisnalar her zaman vardır kaydını da koyardım. İşte o kayıt da Zahid Akman gibi isimler için geçerliydi. Oysa Mehmet Doğan ile Zahid Akman’ın çok uzun yıllar öncesine dayanan dostlukları vardır ve ben şahitlerindenimdir. Biraz da şaşkınlığım bu sebepledir.
Evet; para, pul, makam, mevki, şan, şöhret ve kadın, insanı her zaman ablukası altına alır ve kendisine esir eder. Hâlâ inanamıyorum Zahid Akman’ın böyle bir şey yapacağına. Devletin verdiği imkânları, devletin tanıdığı hakları, bırakın eski bir RTÜK üyesine karşı geciktirmeyi veya engellemeyi, hiçbir vatandaşımıza karşı yapılmamalıdır.
Neyse Zahid Akman faslını burada keselim. Sevgili Akman’ı yıllardır ben de tanırım ve iyi dostuzdur. Yalnız benim dikkatle izlediğim bir prensibim vardır. Hangi tanıdığım veya dostum, siyasette veya devletimizin herhangi bir kurumunda iş başına gelse, o arkadaşımla hemen bütün ilişkilerimi en asgari düzeye çeker ve arayıp sormam.
Çünkü bilirim ki, o kişinin çevresi değişecek, konuşması, yürümesi, yemesi, içmesi, insan ilişkileri farklı mecralara taşınacak, dostlarını, arkadaşlarını, akrabalarını görmek istemeyecektir. Allah korusun böyle bir çerçevenin içine asla girmedim, girmek istemem de.
Yine bilirim ki, sırf selam vermek için “Selamünaleyküm” deseniz, selamınız alınır, fakat hemen arkasından kafasında binlerce tilkinin kuyruğu birbirine değmeden şu soru aklından geçer: “Bana selam verdiğine göre acaba ne isteyebilir?” Zıkkımın bekini ister, her selam veren mutlaka bir menfaat mi umar?
İşte makam, mevki, şan ve şöhret sahibi olunca insan böyle düşünüyor. Bir dost, arkadaş veya akraba, selam verdiğine, arayıp sorduğuna göre mutlaka bir işi düşmüştür kalıbını; para, makam, şan ve şöhret sahiplerinin kafasından silip atamazsınız. Bu yüzden de “Ne Şam’ın şekeri ne makam ve mevki sahiplerinin yüzü” diyerek, onlar beni aramadan kimseyi arayıp sormam. Ve bu söylediklerimi muhafazakâr kesimde herkes yaşamaktadır.
Öte yandan acı ama gerçek, muhafazakârlık karşıtı hiçbir kesimde, böylesine dostlarını ve arkadaşlarını reddedenler azdır, aksine sahip çıkma vardır. Mesela paramparça ve azınlıkta olmalarına rağmen, yeri geldiğinde bir ve beraber bilir, aralarına ne makam ne de şan girmez.
Laf yine uzadı. Ağzımın tadıyla Mehmet Doğan’a bir hoş geldin diyemedim. “Hoş geldin bey, sefa geldin bey, hoşnutluklar getirdin bey. Sadece yazmak yetmez, Anadolu’daki insanlarımız, konferanslar ve seminerleriyle de sizi bekliyor.”

2009-05-06, Vakit Gazetesi.

Bu haber toplam 632 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim