Hüseyin Akın Yazdı: Ah Şu Türkülerin Gözü Kör Olsun!

Hüseyin Akın Yazdı: Ah Şu Türkülerin Gözü Kör Olsun!
Her şey aklıma gelirdi ama bir şairin şiirinden değil de konu ettiği bir türküden dolayı başına işler geleceği hiç aklıma gelmezdi.
hseyin

Her şey aklıma gelirdi ama bir şairin şiirinden değil de konu ettiği bir türküden dolayı başına işler geleceği hiç aklıma gelmezdi.

Olayı biliyorsunuzdur, daha birkaç gün evvel şair dostumuz Mehmet Aycı TCDD’nin yayın organı Raillife dergisinde “Trenden kaçan oğlan” türküsü üzerine bir takım talihsiz saptamalarda bulunmuş ve başta Erzurumlular olmak üzere geniş kitlelerin tepkisini çekmişti.  Yazıda yer alan yorumların tasvip edilecek bir tarafı yok.

Erzurum halkının ve hassaten Erzurum kadının destansı asalet ve yürekliliği dünün nasıl tanıklığındaysa bugünün de hafızasındadır.

Zaten Aycı da yazının kastını aştığını söyleyerek kadınıyla erkeğiyle bütün Erzurum halkından özür dilemiştir.

Tanıyanlar bilir ki Aycı bu tür ifadeleri kasten kullanacak bir adam değildir.

Bazen yazarın kalemiyle zihni arasında kopukluk ve anlam kayması olabiliyor.

Bu hadiseyi de böyle bir iletişim kazası saymak en doğrusu.

Atasözleri, dua ve beddualar gibi türküler de bu milletin şifahi kültürünün bir parçası.

Şifahi kültürün malzemeleri her zaman doğru adresi göstermez.

Söylencelere dayanan şeylerde hep bir rekabet ve çekişme kültürü vardır. Özellikle bu durum türküler için daha bir belirgindir.

Türkülerde asıl olan söylemek ve dinlemektir. Söyleyenin üflediği havayı içinize çekersiniz, anlamı üzerinde kafa yormaya kalkmazsınız.

Ne zaman ki anlamı üzerine kafa yormaya kalkarsanız türkü ağzınızda ufalanır gider.

Türkünün havasına girip oynayanların türkünün içerdiği sözle irtibatları ise sıfıra yakındır.

Eğer öyle olmamış olsaydı müstehcenliği sırıtan o kadar türkü çoluk çocuk içerisinde hiç sakınılmadan söylenip dinlenir miydi?

Dam üstünde un eleyen” kadın fotoğrafı türküyü bir iki dize ileriye sardığınız zaman nasıl da bir anda erotik bir sahneye dönüşebiliyor.

Elinde tepsi tepsi fındıkla Veli Aga’yı gıdıklayan bir Ayşe acaba türküyü dinleyen ve söyleyene ne anlatmak istiyor?

Ya çam dibindeki Hatice hikâyesinin türküye dönük neresi vardır?

Halime ile samanlık arasında kurulan ilgiye, gaydırı gubbak Cemile’nin gezdiği dağlara ve arabası dört teker olup ovalardan ot çeken gâvur Rahime’nin nereye varacağı belli olan serüvenine şu ana kadar kulak tıkayan kimseyi görmedim.

Peki, ama neden? Bu türküler ne denli orası burası açık bir görüntü verse de toplumun esneyen zihninin, gevşeyen değerlerinin göstergesidir.

Müstehcen olanı şakaya vurarak tolere etmek gibi bir durum vardır burada.

Bir konuşmada söylendiğinde yadırganıp kınanmayı gerektirecek nice müstehcen ifade türkülerde çekincesiz olarak kullanılabilmekte.

Türkücü bir kez “Demirciler demir döver ocakta” diye sahnenin ateşini yükseltmiş tozunu havaya kaldırmışsa artık ondan sonra gelecek dizelere mecburen hazırsınız demektir.

Müteakip dizeyi ben söylemesem bile bir önceki dizenin kafiyesi sizi hedeflenen dizeye sürükleyecektir.

Çünkü bu tarz türkülerin genel özelliği fısıldadığı cinsel mesajı anlamından çok sesi ile vermektir.

Her ne kadar muhafazakâr toplum görüntüsünü yansıtıyor olsak da fıkra ve türkülerimizdeki ciddi boyuttaki müstehcen taraf muhafazakârlığımızın daha çok erkek merkezli bir karakter taşıdığını göstermektedir.

Fıkra ve türkülerin baş aktörlerinin erkekler olduğunu düşünürsek mesele daha net anlaşılır.

Fıkra anlatıcısı ve türkü söyleyicisi bile umumiyetle böyledir.

Fıkra anlatıcısı hep erkeklerdir. Türküyü de erkeklerden sıra kalırsa kadınlar söyler.

Meselenin bir de barlara düşen tarafı var ki o büsbütün barlara şenlik.

Ankaralı Turgut, Ankaralı Namık, Sincanlı Oğuz daha adını sanını bilmediğimiz bir sürü kişi bel altı sözlerle havasız mekânlarda Ankara havası estiriyorlar.

Zaten buralarda söylenen türkülerin hiçbirini bir kadının söylemesi mümkün değil. İlginçtir dinleyenler de hiç alınganlık göstermiyorlar. Nasıldı o : “Tren gelir tüttürür/ Düdüğünü öttürür/ Şu zamanın kızları/ Bir sakıza öptürür”

Şimdi siz bu sözü düz yazı olarak bir makalede kullansaydınız kim bilir başınıza neler gelirdi.

Bu haber toplam 765 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim