Hüseyin Akın Yazdı: Kaybeden Çay Paralarını Ödesin!

Hüseyin Akın Yazdı: Kaybeden Çay Paralarını Ödesin!
“kaybeden çay paralarını ödesin / var mısın iddiasına patron//o polis kızını bana vermez” Güç denildiği zaman sadece kolluk gücünün anlaşıldığı seksenli yıllarda sevgili şair Hüseyin Atlansoy o dönemin hissiyatına bu dizelerle tercüman oluyordu.
hseyin“kaybeden çay paralarını ödesin / var mısın iddiasına patron//o polis kızını bana vermez”

Güç denildiği zaman sadece kolluk gücünün anlaşıldığı seksenli yıllarda sevgili şair Hüseyin Atlansoy o dönemin hissiyatına bu dizelerle tercüman oluyordu.

O süreci bütün safhalarıyla yaşayan biri olarak ben de çay paralarını hep benimle bu konuda iddiaya tutuşan kişiye ödettim.

Oysa çay paralarını ödemek pahasına yargımın değişmesini ve kaybetmeyi ne çok isterdim. Emniyet kelimesinin çağrıştırdığı sıcak anlamın buharıyla ısınmayı denedim nice zaman.

Ne zaman ki akla karşı tezler geliştiren şair İsmet Özel’in “bir imparatorluk genişliğindeki gençliğim sırasında/kadınlardan çok birinci şubeye vardım” dizesiyle karşılaştım, adalete inancım örselenip bir şeyler beni kolluğa ve güce inanmaya zorladı.

Yine de beni en fazla heyecanlandıran "Zagreb radyosunda Lili Marlen türküsü" değil Polis radyosunda halk için çalan minibüs şarkısı oldu.

Çocukların polislerle korkutulduğu sonları tepe ile biten semtlerin Şehreküstülerinde gençliğimi avuttum.

En çok da ilkokul tatil kitaplarında akan trafikte arabaları durdurup yayaların geçişine izin veren trafik polislerini sevdim.

Karakolun bahçesinde yediveren güllerini görünce ülkemin geleceğine olan inancım tazelendi.

Hemen kaleme sarılıp “Bir gül müyüm kızaran karakolun önünde” diye yazdım.

“Özgürlük”, “parasız eğitim”, “başörtüsü”, “ekmek” ve “emek” diyerek sesini duyurmak için meydanlarda toplananların coplarla ıslatılıp sırılsıklam edilmesi karşısında o polisin kızını bana vereceğine dair ümidimi büsbütün yitirdim.

Araya giren görüntüler sıcak sudan soğuk suya girmiş etkisi yapsa da Onur Ünlü’ün Polis filmi bu yargımı değiştirdi.

Filmdeki cinayet masası polisi Musa Rami’nin insan yanlarına dokunma fırsatı yakaladım.

Şiir okumak için davet edildiğim bir Anadolu kentinde bu programa öncülük edenin o şehrin emniyet amiri olduğunu öğrendiğimde kürsüye çıkıp “eğer bir şehrin emniyet amiri şiir yazıyor ve şiirle halkı buluşturmak için öncülük yapıyorsa emniyet kendiliğinden sağlanmış demektir.” diye konuşmuştum.

Gerçekten de o şehirde ciddi anlamda hiçbir asayiş sorunu olmadığını söylediler.

O günden sonra edebiyat dergilerinde sıkı ve sağlam şiirler yayınlayıp mesleği polis olan birçok isme rastladım.

Bu isimlerin emanet ve emniyet vasfına ne denli bağlı hareket edeceğini kestirmek hiç de zor değil.

Şiir ilgi ve bilgisi her meslek dalı için gerekli; fakat polislik için elzemdir.

Vakaların ve de vakıaların yasaların hükmettiği görünür durumlarının ötesinde bir başka yüzünün de olabileceğini insana şiir hatırlatır.

Öğretmenler tiyatro, din görevlileri (imamlar, vaizler) mizah, emniyet mensupları da şiirin yanı sıra çok iyi derecede sosyoloji ve psikoloji donanımına sahip olmalıdırlar.

Zira temsil güçlerini ancak böyle bir yetkinlikle gerçekleştirebilirler.

Aksi takdirde milletin emniyet ve güven duyguları karşılıksız kalmış olur.

Düşününüz, bir itfaiye arabası ya da ambulans olay mahalline iş işten geçtikten sonra gelebilirken, bir polis çekici kamyonu saniyesinde bir arabayı park edildiği yerden çekip götürebiliyor.

Birinde yavaşlayan mekanizma diğerinde nasıl hızlanıyor?

İtfaiye arabalarının, ambulansların, cankurtaranların ve her türlü hizmet araç ve elemanlarının hızı ceza yazmak için yarışan çekici kamyonlarının hızına ulaşmadıkça hiçbir mesafe kat edemeyiz.

Devlet kendini halkına eza ve ceza ile değil, ancak hizmet ve adaletle hissettirebilir.

Bu haber toplam 868 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim