Hüseyin Akın Yazdı: Mehmet Akif Ersoy Sağcı mıydı?

Hüseyin Akın Yazdı: Mehmet Akif Ersoy Sağcı mıydı?
Akif’i asıl Akif yapan mücadeleci, aksiyoner ve eleştirel taraf her nedense gözden kaçırılmaya çalışılmaktadır. Milletler nisyan ile malul olan hafızalarını yine kendi bağırlarından çıkardıkları timsal isimlerle tazelerler.

99Akif’i asıl Akif yapan mücadeleci, aksiyoner ve eleştirel taraf her nedense gözden kaçırılmaya çalışılmaktadır.

Milletler nisyan ile malul olan hafızalarını yine kendi bağırlarından çıkardıkları timsal isimlerle tazelerler.

Hangi millet olursa olsun, şayet boyunduruk altında değilse, boyunlarını arkaya çevirebilmek için hatırlatıcılara ihtiyacı vardır.

Hızlı ve öykünmeci bir Batılılaşma yaşayan Türk milletinin yakın tarih filmini geriye doğru saran en önemli hafıza tazeleyicisi kuşkusuz Mehmet Akif’tir.

Bu anlamda Akif milleti kökleriyle buluşturan bir sembol kişiliktir.

Doğduğu muhit, terbiye aldığı anne baba, yetiştiği iklim, okuduğu okul ve beslendiği kaynaklar itibariyle o ayağı toprağa basan bir zihniyetin hülasasıdır.

Son yüz yıldır bu ülkenin değerlerine karşı açık ya da kapalı bir şekilde verilen savaşın başlangıç noktası istiklal şairi Mehmet Akif Ersoy üzerinden yürütülmektedir.

Ölümünden 74 yıl geçmesine rağmen ne yazık ki şairin hiçbir kesim tarafından doğru düzgün anlaşıldığı söylenemez.

Sözü o kadar düz ve doğrudan söylediği halde Akif denilince hâlâ onu bütüncül anlamak yerine hayat hikâyesine dair belli klişelerin tekrarından öteye gidilmemesi ömrünü “anlam” ve idrak üzere harcamış şair adına bir talihsizliktir.

Ankara ayazında paltosuz dolaşması, İstiklal Marşı’ndan ödül olarak verilen parayı hastanede yatmakta olan yaralı gazilere bağışlaması, evine ulaşmak için kilometrelerce yolu yürüyerek gitmesi, ölümünden 6 ay 26 gün önce sadece 7 ay kadar maaş alabilmesi gibi şairin hayatına dair anlamlı ve dokunaklı kesitleri elbette es geçmiyoruz.

Üstelik bu kesitler tripleks villalarda oturup lüks ciplere binen mülkiyetsever muhafazakarlarımız için oldukça yüklü mesajlar içermekte.

Fakat Akif’i asıl Akif yapan mücadeleci, aksiyoner ve eleştirel taraf her nedense gözden kaçırılmaya çalışılmaktadır.

Akif portresindeki haklı bir öfkeye dayanan eğilmezlik ve bükülmezliği, sömürüye karşı savaşı, mazlumun ve ezilmişin yanında yer alışı inkâr ettiğinizde deforme ettiğiniz bu fotoğrafı asacak tek bir duvar bulamazsınız.

Böyle bir zorlamayla olsa olsa Akif’i kendimize benzetmiş oluruz.

Derin yanılgı da bu değil midir zaten? Akif’e karşı sindirim sorunu olanlar onu zamanlarında örneğine bolca rastlanan muhafazakâr kişiliklerle benzeştirip özdeş kılmaya çalışırlar. Hâlbuki böyle bir zorlama Akif’e yapılabilecek en büyük haksızlıktır.

Çünkü o kelimenin yaygın anlamıyla hiçbir zaman muhafazakâr olmamıştır.

Bilakis kurtulunması gereken yanlış telakki, boş inanç ve statik durumu muhafaza edip kendi durumlarını değiştirmeyenlerle mücadele etmiştir.

Safahat bu mücadelenin örnekleriyle doludur.

(“ ‘Çalış!’ dedikçe şeriat çalışmadın durdun/ Onun hesâbına birçok hurâfe uydurdun!/
Sonunda bir de "tevekkül" sokuşturup araya,/Zavallı dîni çevirdin onunla maskaraya”-Safahat–4.Kitap)

Safahat aynı zamanda sınırlarımız içerisinde ve dışarısındaki Müslümanların hâl-i pür melalini ortaya koyan, yaraları teşrih ve teşhis eden bir özeleştiri kitabıdır.

Akif’in en çok dokunduğu mesele dini eksik ve yanlış anlama, Kuran’ı yanlış okumadır.

Geleneksel tevekkül, kader ve Kuran okuma yaklaşımına sahip olanlar şayet Akif’i dikkatli okurlarsa onda kafa konforunu sarsmaya yönelik bir şeyler olduğunu görüp duraksayacaklardır.

Şayet kendini solcu olarak konumlandıran birisi Akif’i dikkatlice okursa önyargıları bir anda tuz buz olacak, klasik sağcı şablonu ile Akif arasında hiçbir ilgi olmadığını anlayacaktır.

Millet hafızasının boşaltılmasında kelime ve kavram deformasyonu miadını tamamlamış şimdi sıra timsal şahsiyetlere gelmiştir.

Bir anlamda aydın yabancılamasının operasyonel şekliyle karşı karşıyayız.

Türkiye’de nasıl herkese göre bir laiklik, bir demokrasi tanımı varsa aynı şekilde herkesin kafasına ve gönlüne uygun biçilmiş bir Yunus, Bir Mevlana ve bir Mehmet Akif var artık.

Akif’i ‘Tufana yakalanmış bahtsız bir toplumu gemisine çağıran Nuh peygamber’e benzeten Cemil Meriç ‘Kültürden İrfana’ adlı kitabında Tevfik Fikret’in tırnaklarının ucuna kadar aristokrat, Avrupa’nın ölçütlerine göre halis bir “sağ”, Akif’in ise iliklerine kadar halktan, yani altüst edilen ölçütlere göre “sol”un kendisi gibi durduğunu söyler.

Cemil Meriç’e göre Akif sömürgeciliğe bütün gönlü ile düşman, ilerici ve samimi bir sanat adamıdır. Fikret nasıl Sosyalist değilse Akif de gerici değildir.

Peki, Akif’e gerçekten sosyalist demek mümkün müdür?

Kapitalist, sağcı, muhafazakâr ve statükocu olmadığı gerçeğinden hareketle bunu söylemek zorlamadan öteye gitmez. Ama illa da şahsiyetini bir kelimeyle anlatmak istiyorsak Akif’e “Müslüman” sıfatından daha iyi yakışan bir kelime bulamıyorum.

İdeolojilerin klişelerle varlıklarını devam ettirdikleri bir çağda hiçbir kavram hiç kimsenin üzerinde kitaplarda durduğu gibi durmuyor.

2011 yılının aynı zamanda Mehmet Akif yılı olması Akif’i doğru anlama konusunda iyi bir fırsat olacaktır. Yeter ki anmalar anlamaya vesile olsun.

Bu haber toplam 856 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Kasım 2018 dergilerine genel bir bakış-314 Kasım 2018 Çarşamba 13:12
  • Kürşat Bumin hayatını kaybetti14 Kasım 2018 Çarşamba 10:17
  • Nursema Şeyma Oflaz, Biraz Zaman13 Kasım 2018 Salı 14:44
  • 1. Dünya Savaşı’nı anlatan kitaplar13 Kasım 2018 Salı 14:39
  • 24 yılda 513 camiyle bin 70 mescit satıldı13 Kasım 2018 Salı 10:16
  • Dünyanın en kanlı savaşının 100. yılı12 Kasım 2018 Pazartesi 09:32
  • Alâeddin Yavaşça bizim için neden özel biri?10 Kasım 2018 Cumartesi 14:06
  • 8. Malatya Film Festivalinde Konuk Ülke Filistin10 Kasım 2018 Cumartesi 14:04
  • Serden geçti, davasından vazgeçmedi10 Kasım 2018 Cumartesi 09:40
  • Arabesk ve Anadolu Rock’ın kısa öyküsü09 Kasım 2018 Cuma 09:21
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim