Hüseyin Akın yazdı : Yılbaşını kutlamanın neresi yanlış?

Hüseyin Akın yazdı : Yılbaşını kutlamanın neresi yanlış?
Müslüman halkın yılbaşı kutlamalarını alışılagelen geleneksel muhalefet ağzına uyarak tek sebebe sabitleyip tespit etmek yerine hastalığı doğru yerde arayıp teşhis etmek daha uygun olur.
huseyin_akinMüslüman halkın yılbaşı kutlamalarını alışılagelen geleneksel muhalefet ağzına uyarak tek sebebe sabitleyip tespit etmek yerine hastalığı doğru yerde arayıp teşhis etmek daha uygun olur.
Her yılbaşı arifesinde insanlar acaba geride bıraktıkları bir yılın bitişine mi seviniyorlar yoksa gelecek yeni bir senenin başlangıcına mı?

İnsanların telaşla karışık heyecanlarına bakılırsa burada bir duygu karmaşası yaşandığı açıktır. Bir seneyi geride bırakmak bazılarımız için doğrudan ifade edilmese de felekten kocaman bir üç yüz altmış beş gün çalmaktan farksız.

Gelecek yeni senenin neler getireceğini bilmediği halde birçok insan eskiyi yeniyle değiştirme saikıyla hareket ederek gelen her yeni yıla teşrifatçılık yapar.

Şenlikli bir şekilde gürültü çıkarıp eşik atlayarak Aralık ayının son gününden Ocak ayının ilk gününe intikal etmek Hıristiyan âdeti ya da pagan kültürünün mukallitliğini yapmak olarak değerlendirilebilir.

El-hak doğrudur ve bu itirazlara diyeceğimiz olamaz.

Fakat bugün liberalinden muhafazakârına kadar uzanan geniş kitlelerin yılbaşı kutlamalarını içlerinde temize çıkaran bir yürek taşımlarını ne ile izah edeceğiz?

Hıristiyanlaşma mı, paganlaşma mı? Kimsenin doğrudan yeni bir din arayışına girip tanassur edebileceğini söylemek şimdiki halde pek mümkün görünmüyor.

En azından yeryüzü ölçeğindeki dinsizleşmenin (deizm’in) İslam’ı değil Hıristiyanlığı karşısına aldığını söyleyebiliriz.

Şu halde ülkemizdeki yılbaşı kutlamalarının doğrudan dayandığı bir felsefe olduğunu söylemek bir hayli zor.

Bu memlekette yılbaşı kutlamaları kadar bu kutlamalara muhalefetin de bir geleneği vardır. Buna rağmen yaygınlaşan doğum günü kutlamaları gibi yılbaşı kutlamaları da bütün müştemilatıyla muhafazakâr aileleri de içine alacak şekilde sınırlarını genişletmiştir.

Noel Baba, çam ağacı ve hindi gibi yılbaşı kutlamalarına dair figürler sembolik anlamlarından ve içeriklerinden arınıp bir meta haline gelmişlerdir.

Eğer bugün kendisini Müslüman olarak tanımlayan bir vatandaş yılbaşı hazırlık ve kutlamaları karşısında ‘ ne mahsuru olabilir ki’ diyerek savunmaya geçiyorsa ortada bilinçli bir tavrın olmadığını söyleyebiliriz. Zira bu tür savunmaları ancak akıntıya kapılan insanlar yapabilir.

Müslüman halkın yılbaşı kutlamalarını alışılagelen geleneksel muhalefet ağzına uyarak tek sebebe sabitleyip tespit etmek yerine hastalığı doğru yerde arayıp teşhis etmek daha uygun olur.

Kendileriyle çelişmek pahasına Müslüman milletleri saran yılbaşı eğlenceleri dünyanın zebunu olduğu tüketim kültürünün yansımasından başka bir şey değildir.

Tüketim kültürü sadece alışveriş merkezlerinde kendini gösteren yeni tip bir insan davranışı değildir.

Dünyanın kendisi bugün bir uçtan bir uca dev bir alışveriş merkezidir. Soyut olanın somuta indirgenerek tezgâha sunulduğu bir pazara dönüşmüştür dünya.

Her yaşanan ân gibi her geçen yıl da tüketilmiş ve bitmiştir.

Kullanılan, eskiyen ya da tüketilen 2010 yılının yerine şimdi orijinal, kullanıma hazır yeni bir 2011 piyasaya sürülmek üzeredir.

Kullan-at mantığı sadece günlük basit ihtiyaç maddeleriyle sınırlı değil, yaşanan her şey gibi zaman da bir daha geri dönülmemek üzere hatıra boşluğuna doğru fırlatılmıştır.

İnsan ömründen bir yaprağın daha kopmasına neden sevinir ve sevinmekle de kalmayıp eğlenip coşar?

Zamanı dairesel bitimsiz bir süreç olarak algılayan, dünü geri dönüşüm kutusunda muhafaza eden medeniyetin insanları için bu anlaşılmaz bir şeydir.

Batı medeniyetinin zaman algısı doğrultusunda çizgisel bir zaman tasavvuruna sahip olanlar için ise her şey bir kereliğine yaşanır ve biter. Giden gün değil gelen gün ömürdendir.

Bu ülkeye Tanzimat’tan bu yana değişim ve dönüşüm adına ne gelmişse hepsi eğlence yoluyla gelmiştir.

Eğlencenin büyüleyici ve uyutucu etkisi oyunun sonunu fark ettirmeksizin toplumları istediği kıvama getirmektedir.

‘Yeni bir seneye kavuşma sevincini yaşamanın neresi yanlış?’ diye soranlar eğlencenin esrikliğini henüz üzerlerinden atamamış olanlardır.

Cumhuriyet tarihi boyunca yadırgamayla karışık bir istifhamla aynı soruyu soran çok kişi çıkmıştır. Peyami Safa bunlardan biridir. P. Safa 26 Aralık 1959 tarihli Tercüman gazetesinde şaşkınlığını gizlemeden: ‘Şu yılbaşı gecelerinin manasını bir türlü anlamıyorum. Sevinecek ne var?’ diye sorarak kendi sorusunu kendisi cevaplıyor: “Evvelâ her şey tersine: Küre-i arz ve insan bir yaş daha ihtiyarlıyor, kâinat bir yıl daha eskiyor, buna, 'yeni sene' diyorlar. Herkes ölüme bir yıl daha yaklaşıyor, buna seviniyorlar. Hayatın bir parçasını kaybetmek hoş bir şeymiş gibi, hep birbirlerini tebrik ediyorlar.’

Kaybettiğini hatırlamamak için hayatı eğlenceye vurmak bu olsa gerektir.

Hüseyin Akın
akinakinhuseyin@hotmail.com

31.12.2010 Haber7

Bu haber toplam 653 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim