Hüseyin Hatemi: Demokratik ve sosyal hukuk devleti

Hüseyin Hatemi: Demokratik ve sosyal hukuk devleti
Bizde Batı’dan alınmış terimler birçok inançlı kişiye itici gelir ve güvensizlik doğurur. Bu sebeple; Hukuk Devleti düzenini istemeyenler de bu güvensizliği körükler.

Buna karşılık İslâmi terimler de başkalarında güvensizlik doğurur. Şeriat terimi belki bu konuda verilebilecek birinci örnektir. İster Batı’dan ister İslâm’dan gelen terimler kötüye de kullanıldığı için bu karşılıklı güvensizliğin kısmen açıklanabilir bir yönü vardır.

Karşılıklı güvensizliği ortadan kaldırmak için iyi niyetli görüşmelere ihtiyaç vardır. Ancak “iyi niyetli görüşme” diye adlandırılan görüşmeler de her zaman iyi niyetli olmaz. Bu da görüşmelere karşı  güvensizlik doğurur ve uzlaşma istemeyenler de tepkileri körüklerler. Ancak akl-ı selim ve kalb-i selim sahibi olanlar kelimelere değil söylenenin amacına bakarlar. Bir Daiş mensubu “Şeriat isteriz” derse güvensizlik ve korku haklıdır. Buna karşılık “kalb-i akul” sahibi bir müslüman “Şeriat” dediğinde Hukuk ve Ahlak’ın ortak evrensel ilkelerini anlar. Şeriat; “örf” adı verilen ve bu evrensel temel ilkelere aykırı olan törelerden ve güçlünün dayattığı kurallardan etkilenen, bozulan ve sözde “İslâmi hükümler” denen kuralları kapsamaz.

“Demokratik ve sosyal bir Hukuk Devleti”ne de bu tepki gösterilir. Yirmi yıl kadar önce ben bu terimin “Medine-i fâzıla” karşılığı olarak kullandığımda bir yazarımız “insanın böyle dostu olunca, düşmana ne ihtiyacı olur?” demişti. “Medine-i fâzıla” terimi İslâm düşünce aleminde kullanılmadığı için de bu terim kullanılınca “erdemli Ankara! diyecek yerde Medine’den ne söz ediyorsun?” veya “felsefik(!) terimleri ne demeye kullanıyorsun?” haykırışıyla insanı söylediğine pişman ederler.

Kötü niyetliler de bu karşılıklı düşüncesizlikten çok hoşlanıp iki tarafı daha fazla birbirine düşman kılmaya çalışırlar. İyi niyetle, “gafil”leri uyarmaya çalışanları da bu kavga ortamında usulünce “etkisiz hale getirirler”.

Emîr-ul-mü’minîn’nin çok önemli bir uyarısı vardır: “İnsanlarla Hakk’ı tanıyamazsın, önce Hakk’ı tanı, sonra kimin hakk ehli olduğuna karar ver!”

Yine buyurmuştu ki “İki karşıt dava sahipleri birbirleriyle savaşır hale gelmişlerse ikisi de Hakk’da olamaz, Hakk; Hakk ile savaşmaz, şu halde ya bunların birisi veya her ikisi batıl’dadır.”

Devamı: https://www.karar.com/yazarlar/huseyin-hatemi/demokratik-ve-sosyal-hukuk-devleti-11997

Bu haber toplam 61 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim