• İstanbul 17 °C
  • Ankara 20 °C

Hüseyin Yağmur: Hüseyin Kazım Kadri Bey’i Anarken

Hüseyin Yağmur: Hüseyin Kazım Kadri Bey’i Anarken
İsmail Kara'nın Pendik Belediyesi tarafından tertip edilen ‘Hüseyin Kazım Kadri' konulu sempozyuma tebliğ olarak sunduğu metni belediye yayınları tarafından neşredilmesinden sonra okuyunca onu anma duygusu tekrar gündemime geldi.

Esasen ban daha önce ‘Tarihi Kahramanlar Yazar!' başlıklı yazı serimde bir kahraman olarak ondan bahsetmiştim. İsmail Kara'nın  ‘Âkif için Bir Muhlis-i Sâdık:  Hüseyin Kazım Kadri'  isimli çalışmasını okuyunca ondan seçtiğim bazı   bölümleri sizlerle paylaşmak istedim

Kitaptan alıntılara geçmeden önce Hüseyin Kazım Kadri Bey'in özgeçmişine kısaca göz atalım:

Hüseyin Kazım Kadri Bey: (1870-1934)

Hüseyin Kazım Kadri Bey,1870 yılında İstanbul Beylerbeyi'nde doğdu. Babası Trabzon valilerinden Kadri Bey'dir. Soğukçeşme Askerî Rüştiyesinde ilköğrenimini, Mülkiye Mektebini, İzmir İngiliz Ticâret Mektebini bitirdi. Kendi kendini yetiştirdi. Arapça, Farsça, İngilizce, Fransızca, Lâtince ile Grekçe yâni Rumca'yı öğrendi. Zirâat tahsili için Almanya'ya gitti. Dönüşünde, Aydın vilâyeti Muhâsebe Kaleminde, İstanbul Mâliye Nezâreti Mektûbî Kaleminde ve Hâriciye Nezâretinde memurluklarda bulundu. Dârüşşafaka Lisesinde astronomi öğretmenliği yaptı. Bir sene Manisa'daki çiftliklerine çekilerek çiftçilikle uğraştı. 1908'de Meşrûtiyet'ten sonra Tevfik Fikret ve Hüseyin Câhid ile Tanin Gazetesi'ni çıkardı. Samsun, Selânik mutasarrıflıklarında, Halep vâliliğinde, İstanbul Şehreminliğinde, vâli vekilliğinde, Selânik vâliliğinde çalıştı. 1912'de Meclis-i Mebusân'a Manisa mebûsu olarak girdi. İttihatçılar tarafından tekrar Selânik vâliliğine gönderildi (1912). Rumeli Balkan Harbi ile kaybedilince, İttihatçılarla arası açıldı ve Beyrut'a gitti (1914). Büyük Türk Lügati'ni hazırlamaya başladı. Sûriye'nin Osmanlı İmparatorluğundan ayrılması üzerine, yerliler tarafından Beyrut vâliliği teklif edildi. Fakat kabul etmedi. İstanbul'a gelerek yeniden siyâsî mücâdeleye başladı. Mütârekede Meclis-i Mebûsan'a Aydın mebûsu olarak girdi ve ikinci başkan oldu.İşgâl kuvvetlerince meclisin dağıtılması üzerine, aynı sene, Tevfik Paşa kabinesinde Ticâret, Zirâat ve Evkaf nâzırlıklarında bulundu. Ankara hükümeti ile olan anlaşmazlığı çözmek için Müşir Ahmet İzzet Paşa başkanlığındaki heyette bulundu. Bilecik mülâkâtında uzlaşmanın imkânsız olduğunu görerek istifâ etti.(biyografi.net)

Hüseyin Kazım Bey son yıllarını Beylerbeyi'ndeki yalısında çalışarak geçirdi. Dinlenmek üzere gittiği Tarsus'ta 17 Ocak 1934'te vefat etti. Naaşı İstanbul'a getirilerek Beylerbeyi Küplüce Mezarlığı'na defnedildi. Kitaplarını ölümünden iki yıl önce Üsküdar Hacı Selim Ağa Kütüphanesi'ne vakfetmişti. Neşredemediği kitap, makale, tercüme ve hâtıraları ise kızı Rikkat Kunt tarafından Türkpetrol Vakfı'na verildi.

Hüseyin Kâzım Kadri Bey'in Şahsiyeti

Yakın çevresinde Mehmet Âkif'ten Tevfik Fikret'e, Hüşeyin Cahit'e, Talat Paşa'ya, Abdullah Cevdet'e, Ziya Gökalp'e, Fatin Gökmen'e, Abdülaziz Mecdi Tolun'a varıncaya kadar dönemin değişik fikir akımlarına ve meşreplerine mensup insanlar vardı.Zaten zor beğenen, fikrinden vaz geçmeyen, ahlâklı, musır ve prensip sahibi bir insandı. Fakat ilm ü irfan gibi, samimiyet gibi, sa'y u gayret gibi, memleket için adanmışlık gibi, sanat gibi bir hususiyeti olanlara meftundu. (Kara,2017:14)

Babası gibi gerektiğinde sert tedbirlere başvurmaktan çekinmeyen ve özellikle idarecilik yaptığı yerlerde, haksızlıklar ve yolsuzluklar konusunda mahallî eşraf ve idarecilerle çok mücadele eden Hüseyin Kâzım halk tarafından çok sevildiyse de İstanbul hükümetini ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni memnun edemedi. Görev yaptığı bölgelerdeki Cemiyet mensupları da, menfaatları haleldar olduğu ve istedikleri gibi at oynatamadıkları için ondan değildi ve merkeze devamlı şikâyetlerde bulunuyorlardı.. (Kara,2017:27-28) 

Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye'nin 16 Kânunisâni 1324'te teşekkül eden 10 kişilik yeni Meclis-i İdare Heyeti'nde Sait Halim Paşa ile birlikte Hüseyin Kâzım da yer alacaktır. (Kara,2017:20)

"İtikatça Selefiyyeden olduğu kadar amelce halefiyyeden (idi). Mevlâna'yı, Muhyiddin [İbn Arabî'y]'i, Sadî'yi baştacı edinirken; İbn Teymiye'yi, İbn Kayyımu'l-Cevziye'yi de gözünden ayırmaz[dı]...” (Muallim Vahyî). (Kara,2017:58)

Devamı: http://www.yenisoz.com.tr/huseyin-kazim-kadri-bey-i-anarken-makale-41041

Bu haber toplam 62 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim