İbnülemin Mahmut Kemâl Bey’in Ardından

İbnülemin Mahmut Kemâl Bey’in Ardından
Namık Yaz'ın, 24 Mayıs 1957 tarihinde vefat eden İbnülemin Mahmut Kemal İnal Bey'in ardından yazdığı yazıyı alıntılıyoruz.

Türk tarih ve edebiyatının, hele Fatin tezkiresinden sonra yüz senenin canlı mümessili ıtlakına seza kıymetli bir varlığı olan merhum Mahmut Kemâl Bey nev’i şahsına münhasır ricalden idi. Süleyman Nazif merhum:

“Ne kendi kimseye benzer ne kimse kendisine” demişti. Yahya Kemal Bey ise bu mısraı işitince evveline bir mısra ekleyerek beyit haline koydu.

Hezar gıpta o devri kadim efendisine

Ne kendi kimseye benzer ne kimse kendisine

Hakikaten Ali Emiri ve Hoca Hayret Efendilerin vefatından sonra kendisine benzeyen kimse kalmamıştı. Mühürdar Emin Paşa'nın üç erkek evladından biri olan Ahmet Tevfik Bey’le Babıali'deki vazifelerine ve hususi ziyaretlerine birlikte gittikleri için kendilerini tanıyanlar arasında "Ahaveyn" tesmiye edilirlerdi. Mahmut Kemal Bey’in ifadesine göre Ahmet Tevfik Bey çok vakur müeddep, her haliyle kemal ehli bir zat imiş. Sadrazam Talat Paşa zamanı Babıali evrak kaleminde müdür iken Meşrutiyetten evvel âdeti olduğu gibi daireye daima mesai saatinden on beş dakika sonra gelirmiş, fakat bu zamanı takdim ve tehir etmezmiş. Tevfik Beyin bu kaide halini alan itiyadını Talat Paşa'ya söylemişler, bir gün Paşa kendisiyle bilhassa karşılaşmak için giriş salonunda durmuş ve mumaileyhe "Tevfik Beyefendi gecikmediniz mi?" deyince “Hayır Paşa Hazretleri her günkü saatimdir” demiş. Mahmut Kemâl Bey der ki: Babıali’yi başımıza yıkanlara bu sözü söylemek bir tecellüttür. İbnülemin’in küçük kardeşi Selim Bey’in de inceliğini, zarafeti mahsusasını, şairliğini ve bu evsafta ağabeylerinden üstün olduğunu ifade etmişti. Her üç birader de İstanbul konaklarının kahvelerde yetişen beyzadelerinden değil, irfan ocağında büyüyen paşazadelerinden idiler. Mahmut Kemâl BeyHersekli Arif HikmetAli EmiriAdanalı Hoca Hayret Efendiler gibi tok sözlü ve hadidülmizaç bir şahsiyet-i mümtâze idi. Pek küçük yaşında okuma yazma hevesi başladı. Sultan Hamid devrinde ilim ve irfana müntesip ricalin konakları gibi Emin Paşa merhumun konağı da mecma-ı efâzıl idi.

Tabii böyle bir muhit ilim ve edepte yetişen bir genç âlim ve ariflerin sohbetinde bulunarak feyz alır ve şahsi mesaisiyle kemale ulaşır. Şair Mehmet Akif Bey’in pederi dersiamlardan Temiz Tahir Efendi her iki kardeşin muallimi idi. İlk ve esas bilgilerini merhumdan almışlardı. Yazmış olduğu eserlerin adlarını "Kemal" kelimesiyle terkip ederek "Kemalüşşüara", "Kemalülvüzera" diye isimlendirdiği için Hüseyin Vassaf Bey merhum da yıllarca evvel Mahmut Kemal Beyin tercümeihalini yazdığı esere "Kemal’ül-Kemal" adını vermişti. Şayet bu eser tabedilirse merhum hakkında yazılacak âsâra bir mehaz teşkil eder. Yıllarca refakatinde ve meclislerinde bulunanların canlı hatıraları bir araya getirilirse büyük bir cilt teşkil edeceğinde şüphe yoktur. Mamafih yazmış olduğu âsârın birçok yerlerinde kendisinden de bilmünasebe bahsetmiş olduğundan yazılacak esere bu hatıralar da alınırsa şümul itibariyle daha kıymetli olur. "Şairlere verdiğim emeği şiire verse idim sayılı şairlerden olurdum" derdi. Ciddi ve mizahi birçok kıta ve manzumeleri de vardır. Şu na’tı pek beğendiği eserlerindendir. Teberrüken yazmak isterim. Zira aşk-ı Muhammedi lisanının nakaratı idi.

Devamı: http://www.dunyabizim.com/ibnulemin-mahmud-kemal-inal/26759/ibnulemin-mahmut-keml-beyin-ardindan

Bu haber toplam 405 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim