İbrahim Karagül : Jeopolitik çözülme, Arap Baharı: Peki ya sonrası?

İbrahim Karagül : Jeopolitik çözülme, Arap Baharı: Peki ya sonrası?
Ortada bir devrim mi, jeopolitik çözülme mi, Türkiye için de söylendiği gibi eksen kayması mı, 20. Yüzyıl Ortadoğu'sunun aynısını 21. Yüzyıl için de inşa etme girişimi mi var, henüz bilmiyoruz.

Ne için? İktidar nimetlerini bırakmamak için, paylaşmamak için. "Silah bendeyse haklı benim, doğru benim" inancı, çağlar boyu nice yönetimleri korkunç zalimliklere yöneltti ve hepsi şimdi kötülükleriyle anılıyor. Sovyetlerin silahları çöküşü engelleyebildi mi? Suriye, binlerce insanı zindanlara kapatsa bile bu çağrıyı susturabilecek mi?

Yemen'de haftalardır yüz binler sokakta. Bir adam, bir rejim, ABD'ye sırtını dayamış bir iktidar geri adım atmıyor. Mısır'da Hüsnü Mübarek devrildi. Askeri yönetim seçim arefesi baskılarını artırıyor. Olayların çıkış noktasını oluşturan kilise saldırılarının benzerleri yaşanıyor, din ve mezhep savaşlarının örnekleri sergileniyor. Neden sizce? Askeri yönetimin ömrünü uzatmak için olabilir mi? Tunus'ta Bin Ali devrildi, bu sefer askeri yönetim halkıyla çatışmaya başladı. Mısır'daki senaryonun aynısı değil mi?

Suriye yönetimi baskıcıyken, kötüyken, demokrasi ve özgürlüklere karşı silah kullanırken Yemen'deki baskıcı, acımasız yönetime karşı ses çıkarılmaması dikkatinizi çekiyor mu? Aynı şekilde baskıcı rejimlerin, demokrasi ve özgürlüklerin yakınından bile geçmeyen rejimlerin desteklenmesi, bu rejimler eliyle Bahreyn'de, Yemen'de veya başka bölgelerde Suriye'deki insanlarla aynı şeyleri isteyenlerin ezilmesi dikkatinizi çekmiyor mu?

Libya gibi bir örnek var önümüzde. Kuzey Afrika'nın devasa toprakları paylaşılıyor. Her ülke kendi taraftarlarıyla iç savaşın içinde. Bir yandan da dış müdahale devam ediyor. Petrol paraları, milyar dolarlar acaba hangi ülkenin bankalarına aktarıldı? Kaddafi bitti, ya sonrası ne olacak? Hangimiz biliyoruz?

Esad gitse, rejim bitse nasıl bir Suriye olacağını kestirebiliyor muyuz? Mesele bir şeyi gözü kapalı alkışlamak değil, bir adım sonrasını bilerek pozisyon almaktır.

Özgürlük için akan kanların hesabını sorulmalı. Hak taleplerini kanla bastıranlar hesap vermeli. Verecek de. Ama rejim-kitle arasındaki kavganın ötesinde, yeni Libya senaryolarına nasıl direneceğiz, nasıl karşı duracağız, bu süreci nasıl engelleyeceğiz? Rejimlerin devrilmesinden sonra yerine kimlerin, hangi kadroların geçeceğine dair en ufak bilgimiz yok. Bugünlerde üzerinde en çok konuşulması gereken bu.

Elbette bir dalga var. Bütün bölge bir şekilde değişecek. Buna ayak uyduramayanlar kaybedecek. Bölge içi ve bölge dışı güç mücadelesi işte bütün bu çıkışları silip süpürecek güce sahip. Hak için yürüyenlere destek verirken aynı zamanda bu tehlikeye karşı da kitleler uyarılmalı, mevziler hazırlanmalı. Türkiye'nin; Suriye dağılırsa ateşin Lübnan, Irak hatta Türkiye'ye kadar ulaşacağına dair korkusu da dikkate alınmalı...

Tarihin ibret verici bir dönemini yaşıyoruz. Osmanlı sonrası kurulan düzen değişiyor. Yeni düzeni kimler kuracak? Biz mi yoksa yine onlar mı? Onlar kuracaksa bir yüz yıl daha kaybedeceğiz demektir.

Ama biz kuracaksak, kurabileceksek, sadece bölgeyi değil, dünyayı da değiştireceğiz demektir. Biz kimiz ve ne kadar varız, bunun hesabını iyi yapmak lazım. Bulmamız gereken cevap bu.. Hesapsız yola çıkmanın bedelini 20. yüzyıldır!

10.05.2011 Yeni Şafak

Bu haber toplam 414 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim