• İstanbul 21 °C
  • Ankara 20 °C

İbrahim Kiras: Tanzimat’a karşı İslamcılık

İbrahim Kiras: Tanzimat’a karşı İslamcılık
İslamcılık ve Türkçülük akımlarının aşağı yukarı aynı dönemde ortaya çıkıp aydınlar arasında yaygınlık kazanmaları tesadüf değil.
Keza her iki akımın çok uzun bir süre boyunca aynı mecraları paylaşabilmeleri de taşıdıkları bazı ortaklıklardan dolayı normal kabul edilmeli. (İkinci Meşrutiyet döneminde Sırat-ı Müstakim dergisinde, İslam Mecmuası’nda ve Türk Yurdu’nda Ahmet Ağaoğlu, Yusuf Akçura, Ziya Gökalp gibi Türkçülerle Mehmet Akif, Şeyhülislâm Musa Kâzım, Mehmed Şerafeddin, M. Şemseddin gibi İslamcılar aynı sayfaları paylaşıyorlardı. Zaten bu aydınların çoğu İttihat ve Terakki Fırkasında da bir arada bulunuyorlardı.)
 
Her iki fikir akımı da Tanzimat politikalarının yol açtığı toplumsal reaksiyonun ürünleri bir bakıma. Aynı zamanda da Tanzimat politikalarına tepki olarak ortaya çıkmış olan Yeni Osmanlılar hareketinin varisleri.
 
Mamafih Tanzimat da fantezi olsun diye değil, zorunluluklar icbar ettiği için girilen bir yoldu.  Ama tıpkı ciddi ameliyatların çoğu gibi ağrılara-sızılara ve vücutta bazı hasarlara da yol açtı.
 
***
 
Osmanlı yönetici sınıfı çok uzun zamandır yaşanan problemlere çözüm olarak modernleşme politikalarına yönelmiş ve bu yolda önemli adımlar atılmış bulunuyordu. O günlerde modernleşme daha ziyade batılılaşma şeklinde anlaşılıyor ve bu yüzden ıslahat adımları kimlikle ilgili bir mesele olarak görülebiliyordu.
 
Bir anlamda toplumda altyapının mı yoksa üstyapının mı batılılaştırılması gerektiği tartışması daha o günlerde başlamıştı.
 
Pantolon giyen, resmi dairelere kendi fotoğrafını astıran II. Mahmut’a “gavur padişah” lakabı boş yere verilmiş değildi. (Buna mukabil “gavur padişah” da bu imajı değiştirmek için elinden geleni yaptı. İstanbul’da bugün mevcut olan sahabe kabirlerinin biri dışında tamamı II. Mahmut döneminde ortaya çıkarılmıştı!)
 
II. Mahmut’un günümüzde genellikle “Osmanlı’nın hoşgörü anlayışının ifadesi” olarak zikredilen “Ben tebaamın Müslüman olanını camide, Hristiyanları kilisede ve Yahudileri de havrada fark ederim. Aralarında başka bir fark yoktur” şeklindeki meşhur sözü aslında klasik millet sisteminden vaz geçme ve eşit vatandaşlık hukuku oluşturmaya yönelik bir niyet beyanıydı.
 
O dönemde İmparatorluk nüfusunun neredeyse yarısını oluşturan Hristiyan tebaanın Avrupalı güçlerin müdahale ve manipülasyonlarından korunabilmesi için de gerekli görüldüğü için II. Mahmut’un takipçileri bu konuda cesur adımlar attılar. 
Bu haber toplam 56 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim