İki çeşme ve aşk Ali Ural

İki çeşme ve aşk Ali Ural
Size iki çeşmeden söz edeceğim; birini gördüm, öbürünü okudum. Gördüğüm çeşmeden tatlı su aksa da, ismi “Gözyaşı Çeşmesi”ydi. Sınırlarımızın hem dışında, hem içindeydi.

Hükümdarların damarları kesildi mi, kan tutar halklarını. Öyle bir göz ki, nişan alıp vurdu Kırım Hanı’nı, koca gövdeli bir kuş gibi vurdu ve düşürdü yere. Kırım Giray Han’ın avcısı kimilerine göre Dilara, kimilerine göre Maria’ydı. İster genç yaşta vefat eden güzel eşi Dilara olsun, isterse aşkını reddedip ölen Maria, aşk o kadar keskindi ki, mermeri delik deşik etti.

Ömer Usta’nın elinde bir hamur gibi yoğruldu mermer. O koca taş ustası emri duyduğunda küçüldü, girecek yer aradı. Çare bulması istenseydi acıya o daha kolaydı. Oysa Kırım Hanı gürledi yağmadan önce: “Dünya durdukça ağlayacak bir çeşme!” Herkes unutmak için, tarlalarca haşhaş ekerken yarasına, Hükümdar unutmamak için abide dikiyordu acısına. “Öyle bir çeşme olsun ki, acının derinliği fark edilsin hemen!” Ömer Usta emir ağızdan çıkıp yere düşmeden, öyle bir yarık açtı ki beyaz mermere, Han can verecekti nerdeyse. Sonra bir çiçek oydu taştan ve dedi ki: “Ey Han! Bu yaşla dolu bir gözdür.” Sonra bir kurna yaptı çeşmenin üstüne, bir büyük kurna. “Kalp kurnası” dedi ona ve kederle doldurdu. Sonra onun altına bir çift küçük kurna yaptı ve ona “zaman” adını koydu. Zaman hafifletecekti acıyı. Ama nafile! Bir kurna daha gerekiyordu büyük. Zira rahat durmuyordu hatıralar zihinde. Saplıyordu sivri uçlu mızraklarını, saplıyordu üst üste. Ve hayat böylece akıp gidiyordu su gibi. Zemindeki helezon bu sürecin işaretiydi.

Rehber kız çeşmenin önünden ayrılıp sarayın bir başka köşesine sürüklemeden kalabalığı, tunçtan bir büstü gösterip durakladı. Rus şairi Puşkin yazmasaydı “Bahçesaray Çeşmesi” adlı şiirini (Bahçisarayskiy Fontan) ne bahçe kalacaktı, ne saray, ne de gözyaşı çeşmesi!

Bırakalım rehber kız kalabalığı gezdiredursun. Ayrılmayalım çeşmenin önünden ki, yazı nihayet bulsun. Efendim 242 yıl önce yapılan bu çeşme, ağlamaklı sesler çıkarırmış o günlerde. Ömer Usta akustiğin de yardımıyla, hıçkırık sesleri çıkarttırmış taşlara.

Ancak asıl hıçkırıklar 1944 yılında Stalin’in Kırım Tatarları’nı sürmesiyle yükselmişti bu yurttan. Tek bir Kırım Tatarı’nın kalmadığı Kırım’dan geriye sadece hıçkırıklar kalmıştı.

Sadece sahipleri kovulmamıştı elbet Kırım’dan, dilleri de sökülüp atılmıştı. Rusça ve Yunanca isimlerle değiştirilmişti her Türkçe isim. Yalnız Bahçesaray ismine dokunulmamıştı, bir şiir yazdı diye Puşkin. Kırım Tatarları kendi dillerine şöyle çevirmişlerdi bu şiiri:

“Onı şay tez mezarına ne kirsetti
Bu ümitsiz esirliknin kaygısı mı

Hastalık mı, yoksa diğer bir illet mi
Kim bile? O bu dünyayı tez terk etti

Han sarayı titislenip, boşap kaldı
Kırım Giray kene ketti onı taşlap

Tümen-tümen askerinen yat illerge
Yat illerge yolga çıktı sefer başlap

O kene de kasırgalı soguşlarda
Küskünlenip, kanga suvsap at oynata

lakin hannın yureginde başka türlü
Duygulamın alevleri gizli yata

O ekseri kızgınlaşkan uruşlarda
Kılıcını birden siltep, tars toktala

Pek çok vakıt saytıp taşday katıp kala
Çevresine şaşkın-şaşkın bakıp tura

Bir şeyden korkkan kibi benzi ata
Öz başına söylene ve ara sıra
Köz yaşını toktamadan akıttıra”

* * *

Gelelim görmediğim çeşmeye: Roma’daki bu çeşmenin ismi “Aşk Çeşmesi”. Fellini’nin “Dolce Vita” filmiyle ünlenen ve turistlerin dileklerinin gerçekleşmesi için havuzuna para attıkları bu çeşmenin bugünlerde başı dertteydi. Turistlerin havuza attığı paraları çalıp ayda sekiz bin Euro kazanan temizlik işçilerinin tutuklandığını yazıyordu gazeteler. Havuzdaki paraların sahibi Katolik yardım kuruluşu Caritas olunca ve Caritas’ın bu çeşmeden kazandığı yıllık beşyüz bin Euro’da eksilmeler baş gösterince olay ortaya çıktı.

* * *

İki çeşme; biri şairin mısralarıyla, öbürü film yönetmeninin ışıklarıyla tanınmış. İki çeşme iki tür aşkı simgeliyor. “Gözyaşı Çeşmesi gerçek bir aşkın hıçkırıklarıyla çağlarken, “Aşk Çeşmesi”ni bozuk paralar dolduruyor.

 

Bu haber toplam 853 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim