İlim ve kelam ehli irfanla yoğrulmalı

Fatma Gülşen KOÇAK

Anadolu’nun kalesi konumundaki Sivas’ın 44 yıllık ilim yuvası Cumhuriyet Üniversitesi’nin Rektörü Prof. Dr. Alim Yıldız, “Günümüzdeki şekli değişik olabilir ama medrese usulü eğitim ve kulüp faaliyetleriyle birlikte edebiyat alanında üstadlarla hasbihal insana ilim ve irfan katar” diyor.

Pazartesi Sohbetleri’nde bu hafta Anadolu’ya açıldık ve mikrofonlarımızıSivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Alim Yıldız’a uzattık. Alim Yıldız aynı zamanda bir şair ve çok güzel şiirleri var. Edebiyat dünyasının içinden biri ve edebiyat dünyasını yakından tanıyor. Sivas’ta konuştuğumuz öğrenciler ve öğretim üyeleri Rektör Hocanın çalışmalarından takdirle bahsediyor. Şehrin kalkınması için önemli çaba sarfeden Yıldız, çok başarılı çalışmalara da imza atmış. Şehrini ve ülkesini seven insanların nasıl başarılı olduklarını gösteren bir portreyle karşılaştık Sivas’ta. Anadolu’nun yıldızının parlamasında üniversitelerin payı büyük olacak. Cumhuriyet Üniversitesi bu manada yıldız kurumlardan birisi. Üniversiteye dair birçok soruyu Prof. Dr. Alim Yıldız’a sorduk ve kendisinden doyurucu cevaplar aldık. Buyurun birlikte okuyalım efendim… 

  

İLÇE NÜFUSUNDAN BÜYÜK ÜNİVERSİTE

Hocam öncelikle Cumhuriyet Üniversitesi’ni bize biraz tanıtabilir misiniz?

Üniversitemiz 1974 yılında kurulmuş Türkiye’nin 13. Üniversitesi ve 44 yılını tamamlamış. 18 fakültesi 12 tane yüksekokul ve meslek yüksek okulu olan bir müessese. Hemen hemen bütün fakültelerimiz var. Yaklaşık 55 bin öğrencimiz var. Sivas’ta birçok ilçe var en büyük ilçemizin nüfusu 20 bin civarındadır. Bizim üniversitede şu anda 60 bin civarı nüfusumuz var. Bütün ilçe nüfuslarından daha fazla.

Okulunuzun geleceğe yönelik hedefleri nelerdir?

Bize verilen iki görev var. Birisi eğitim diğeri ise araştırma görevi. Eğitim görevi devam ediyor. Araştırmalar hocalarımız tarafından kendi bireysel çalışmalar şeklinde ortaya çıkar. Ama hedefimiz bunu pratiğe döküp ülke yararına kullanmak bunun için çabalıyoruz.

SİVAS DARÜL İLİMDİR

Sivas stratejik bir konumda. Bu size nasıl bir sorumluluk yüklüyor?

Anadolu’da iki önemli nokta vardır. Birisi Sivas, diğeri de Afyonkarahisar. Batıdan gelenler Afyonkarahisar’ı geçemedikçe Anadolu’ya giremezler. Doğudan gelen de Sivas’ı geçemedikten sonra Anadolu’ya girememişlerdir. Biz bu bilinçle Sivas’ı bilim merkezi yapma noktasında çalışıyoruz. Tarihte Sivas’a darül ilim deniliyor. Belki farklı alanlara gireceğiz ama şiirde, kültürde, türküde Sivas hep ön plandadır.

Gençlerimizi geleceğe hazırlamak için kalıcı olarak neler yapmalıyız?

Burada da bizim teşvik ettiğimiz şeylerden bir tanesi öğrenci kulüpleri. Bir öğrenciyi sosyal aktivite ile buluşturduğunuzda bir kez sahneye çıksın ömür boyu o devam eder. Bundan dolayı da üniversitemizdeki bütün kulüpleri destekliyoruz.

Yurtdışına gönderdiğimiz doktora öğrencileri neden geri dönmüyor?

Onda da daha önceleri belki öyleydi ama şu anda dönüşler var. Geliyorlar ve artık Türkiye’de güzel çalışmalar yapıyorlar. Biz bunu görebiliyoruz. Sadece öğrenciler değil, yıllar önce oraya giden şimdi geri dönüp çalışan insanlar var. Biz onlara yeterli değeri verelim gelirler.

NAZIM’I DA NECİP FAZIL’I DA OKUYUN!

Ülkemiz üniversite sayısı bakımından zenginleşiyor. Nitelik bakımından sizce tatmin ediyor mu?

Bilgiye ulaşmak şu anda çok daha kolay. Bizim zamanımızda bilgiye ulaşmak zordu.

Öğrenciler neden Cumhuriyet Üniversitesini seçsinler?

Cumhuriyet Üniversitesini seçmeleri için birçok sebep var. Bunlardan bir tanesi 44 yıllık köklü bir üniversite, Anadolu’da güvenli ve güzel bir şehirde. Öğrencilerimizin barınma sorunu yok. Yeşil alan, aydınlatma itibari ile, gezebilecekleri ve eğlenebilecekleri alanların oluşturulduğu bir kampüsümüz var.

Alim Hoca nerelerden beslendi?

Günümüzdeki şekli değişik olabilir ama medrese usulü eğitim ve kulüp faaliyetleriyle birlikte edebiyat alanında ünlülerle hasbihal; insana ilim ve irfan katar diye düşünüyorum.

Gençlere neler tavsiye edersiniz?

Kendisini yetiştirmek isteyen genç arkadaşlarımızın çok okuması gerekir, şiirle edebiyatla uğraşmaları lazım. Nazım Hikmet’i de okusun, Necip Fazıl’ı da okusun.

FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜNE ALAN BIRAKMAMALIYIZ

Konuyu biraz değiştirirsek... 15 Temmuz işgal girişimi hakkında neler söylemek istersiniz?

15 Temmuz ülkenin üzerine saplanan kara saplı bir bıçak gibiydi. Gençlerden hep endişeliydik, okumuyorlar, bilmiyorlar diye. Fakat biz bir şeyi gördük ki gençler bu işe sahip çıktılar. Yıllardır FETÖ terör örgütü kodlarımız üzerinde oynuyordu. Şükürler olsun ki kodumuz çok sağlam. DNA’yı bozamadılar. Biz 15 Temmuz’da çağrı yapılmadan çıkan, nöbetlere koşan insanları gördük. Demek ki bu milletin genlerinde bu var. Vatan millet bayrak dediği zaman bu ortaya çıkıyor. Bu bir bilinç oluşturdu. Bundan sonra darbe yapmak isteyen kim olursa 100 defa düşünmek zorunda.

Bu kirli örgüt üniversitelerde ciddi taban buldu. Üniversitede konuşlanmamaları için neler üretebiliriz?

Geriye doğru gittiğimizde şunu görüyoruz. 12 Eylül ve ondan sonraki hadiseler bunların büyümesini sağlayan şeyler. Çünkü ortada cemaat kalmadı. Biz kendi çocuklarımızı gönderecek yer bulamadık. Cemaatlerin bu konuda daha iyi faaliyetler içinde bulunması lazım.

Bu yazı toplam 72 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim