tyb_sozluk
Yazdır PDF

TDK Yazım (İmlâ) Kılavuzu’nun “Örnek” Hatası


Anayasa’nın 134. maddesine istinaden çıkarılan 2876 sayılı kanunun 37. maddesinin b fıkrası, TDK’ye birçok mükellefiyetin yanında “imlâ kılavuzları ve sözlükler hazırlamak” vazifesini de vermiştir.


1928’de Dil Encümeni tarafından hazırlanan İmlâ Lûgati’ni de sayarsak TDK’miz 80 yıldan beri imlâ kılavuzu çıkarmaktadır. (Bu kılavuzların baskı sayısı, zannediyorum, 25’i buldu. )


TDK Yazım (İmlâ) Kılavuzu bilhassa imla ve noktalama bakımlarından en çok müracaat edilen rehber kitaplardandır. Resmî metinlerde, yazışmalarda, devletin hazırlattığı bütün yazılı ve basılı eserlerde uyulması şart koşulan bir kılavuzdur.


Bu sebeple, Yazım (İmlâ) Kılavuzu’nda asla hata bulunmamalıdır.


Fakat ne yazık ki TDK Yazım (İmlâ) Kılavuzu’nda bazı yanlışlar görülüyor.


Bu yanlışlardan biri TDK YAZIM KILAVUZU’nda, iki nokta ( : ) bahsindedir. “Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna iki nokta ( : ) işaretinin konacağını” belirten KILAVUZ, bu maddeye örnek teşkil etmek üzere Falih Rıfkı Atay’dan şu cümleyi nakletmiş: "Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazma­yan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü!"


Örnek cümle dikkatle okunursa bu işte bir yanlışlık olduğu hemen anlaşılır. YAZIM KILAVUZU’muzun buradaki hatası şu: Falih Rıfkı Atay’ın cümlesi “kendisinden sonra örnek verilen cümle” değildir. Cümledeki “eski yazı ile bir tek kelime bile yazma­yan iki kişi”nin kimler olduğunu belirten kısım “örnek” olamaz; bu cümle de “örnek verme cümlesi”ne misal olamaz. Peki ne olur? Cevap: “Açıklama” olur. Dolayısıyla da bu cümle 1. maddeye girmez, 2. maddeye girer.


TDK YAZIM KILAVUZU’nun buna dair (iki nokta bahsinin ikinci) maddesi ve ilk örneği şudur:


“Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur:


Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi: Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır.”


Mustafa Kemal Atatürk’e ait olan bu cümle “Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık”ın ne olduğunu (Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır.) açıklıyorsa Falih Rıfkı Atay’ın cümlesi de “Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazma­yan iki kişi”nin kimler olduğunu (Atatürk ve İnönü) açıklamıştır.


Falih Rıfkı Atay eğer bu cümleyi aşağıdaki gibi ifade etmiş olsaydı o zaman TDK’nin bu örneği “örnek verme cümlesi”ne misal olurdu:


"Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazma­yan devlet büyükleri görmüşümdür: Atatürk ve İnönü gibi."


“Örnek verme cümlesi”ne bir başka doğru misal de 1996 baskılı TDK İMLÂ KILAVUZU’nun İki nokta (:) bahsinin 1. maddesinden:


Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bir kısmını sıralayalım: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem.


Bu cümlenin “örnek verme cümlesi” olduğu bellidir. Çünkü önce bir topluluk ismi (Millî Edebiyat akımının temsilcileri) söylenmiş, sonra da o zümreye mensup kişilerden bir kısmı (Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem) zikredilmiş, yani “örnek verilmiş”tir. (1996 baskılı TDK İML KILAVUZU’nun İki nokta (:) bahsinin 1. maddesinde verdiği üç örnekten birincisi olan bu cümle, 2005’li – ve şu anda da geçerli olan - TDK YAZIM KILAVUZU’ndan çıkarılmış. Keşke kalsaydı!..


TDK’ye söylenecek sözün özü:


Yaptığın hataların farkına varmalısın;
Sen başkası değilsin, kılı kırk yarmalısın!..
Share/Save/Bookmark

Yorum ekle


C. Yakup ŞİMŞEK

Buradasınız:   AnasayfaYazarlarımızC. Yakup ŞimşekTDK´nin Dil Yanlışları (2)
| + -
kbilgiler
i_bilgileri