• İstanbul 17 °C
  • Ankara 21 °C

Irak Türkmen Basınında Türkçenin Son Durumu

Önder SAATÇİ

Her geçen gün yeni yeni Türkmen gazeteleri ve dergileriyle tanışıyoruz. Hele 2003 sonrasında Türkmen yayıncılığında bir patlama oldu, dersek yeridir. Ama ben bu yazıda yeni yayın organlarının adlarını vermekten ziyade, Irak Türkmen basınının dil problemi üzerinde durmak istiyorum. Ne de olsa dil basının en önemli iletişim aracı.

Dergilerimizin, gazetelerimizin hemen hemen hepsi de Arapça ve Türkçe olmak üzere iki dilde çıkarılıyor. Ne de olsa bir Arap ülkesinde yayın yapılıyor ve Arap ahalinin Türkmenleri tanıması için Arapçanın da bu gibi yayınlarda kullanılması şart. Fakat şurası dikkat çekici ki Türkmen yazarların yazdıkları Arapça yazılar dil açısından gayet düzgün iken Türkçe yazılar maalesef aynı kalitede değil. Elbette, burada Türkmen kardeşlerimizi suçlamak değil niyetimiz. Ne de olsa bugün dergilerimizin veya gazetelerimizin Türkçe sayfalarında yazı yazanların hiçbiri Türkçeyle eğitim almadı. Belki bazıları Türkiye’de yüksek öğrenim görmüş olabilir; ama bu her zaman yetmeyebilir. Yazarlıkta dile hâkimiyet için temel eğitiminizi de o dilde almış olmanız lazım. Bir de o dille sık sık yazılar yazmalı ve çeşitli yazışmalarda bulunmalısınız. Zaten, eskiden Irak Türkmenleri Arapçayla mektuplaşırdı, şimdilerdeyse sosyal medyada Arapça ile iletişim kuruyorlar. Bütün bunların temelinde de Türkçeyle eğitim alamamış olmak yatıyor. Bu satırların yazarı da 1980 yılında ana vatana göç etmeseydi ve eğitim kademelerinin büyük bir kısmını anavatanda tamamlamasaydı kalemi bu kadar bile olamazdı. Bu vesileyle birkaç gün önce sosyal medyada rastladığım bir anekdotu paylaşmak isterim: Türkmeneli televizyonunun yayına başladığı ilk yıllarda Türkçe haber bülteni sunan bir Türkmen sunucuya merhum Ata Terzibaşı, sunulan Türkçe bültenden bir şey anlamadığını, ancak sonrasında verilen Arapça bülten sayesinde haberleri takip edebildiğini söyler. Bu durum Türkmenlerin Türkiye Türkçesiyle kendilerini ifade etmede büyük sıkıntılar çektiklerini gösteriyor.

Kısacası; dergilerimizin, gazetelerimizin ve sosyal medyamızın yazılı Türkçesi yeterli seviyede değil. Peki bunun için ne yapmalıyız?  Futbol takımı olsak bu zaafı gidermek için yabancı transferine girişirdik. Ama Türkiye’den yazar ithal edemeyiz. Diyeceksiniz ki misafir yazarlar yok mu? Onların da mı dili istenen seviyede değil. Elbette var öyle yazarlar. Ama adı üstünde misafir. Oysa bizim, ev sahipleri olarak bir şeyler yapmamız lazım. Peki ne?

Her şeyden önce yazarlarımızın; biraz daha Türkçe kitap, gazete ve dergi okumaya yönelmelerinde fayda var.  Çünkü dilin zayıflığı, anlatımın güçsüzlüğü bir zaman sonra okuyucu kaybına sebep olabilir. İş orada da kalmaz, yanlış örnek teşkil edeceğinden yeni nesillere de bu dille bir kültür hizmeti götürülemez. Bu arada dergilerin, mümkün oldukça aylık değil de iki ayda bir veya üç ayda bir çıkarılarak yazıların bu sürede dil bakımından bir kontrol ve düzeltme süzgecinden geçirilmesi sağlanmalı.   

Geçenlerde değerli kardeşimiz Türkmen gazeteci-yazar M. Haşim Salihi ile bir görüşmemiz oldu. Kendisinden Irak Türkmen basını hakkında kısa da olsa faydalı bilgiler aldım. Söylediğine göre, Türkmen basınının bir de dağıtım sorunu var. Kerkük’te yayınlanan bir dergiyi veya gazeteyi Erbil’e ulaştıramıyoruz, diye dert yandı bana. Bir de eskiden Türkmen Kültür Müdürlüğü zamanında sansür olduğunu, sansürün ister istemez kaliteyi de beraberinde getirdiğini anlattı. Basında sansürü savunmak belki kolay bir şey değil; ama belli bir kaliteyi tutturmak için bir ön inceleme mekanizması da şart.  Unutmayalım ki Irak Türkmenlerinin abide dergisi Kardaşlık çok ağır bir sansür baskısı altında 16 yıl Irak Türkmenlerine bir irfan ocağı oldu. Yani, sansüre hayır ama kalitesizliğe de hayır.

Dil sorunu aslında, yalnızca Irak Türkmen basının sorunu da değil. Türkiye basınında da çok ciddi dil hataları oluyor. Bundan bir süre önce, bir gazetede askerî operasyonlar için kullanılan bir terim olan “harekât” yerine “hareket” kelimesinin yazıldığına bu gözler şahittir. Fakat Türkiye’deki sorunun kaynağı başka: Kültür yozlaşması. Oysa Irak Türkmen basınının sorunu Türkçe eğitimin uzun yıllar bu kitleden esirgenmiş olması.

Benim basınla ilgili şöyle bir öngörüm de var. Bundan sonra basın yayın organları artık tamamen internete taşınacak, diye düşünüyorum.  Bir gün gelecek belki basılı gazete ve dergi diye bir şey kalmayacak. Doğrudur, kâğıda yazılan kalıcı olur; ancak bugün artık bilgisayar ortamında her türlü belgeyi, kitabı, dergiyi PDF şeklinde saklamak mümkün. Kütüphanelerde bile zor bulacağınız kitapları bazı internet sitelerinden PDF şeklinde indirmek de imkân dahilinde. Bu yüzden Türkmenlerin gazete, dergi yayınlamaya yöneldikleri kadar internet siteleri, internet gazeteleri, internet dergileri kurmaya da yönelmelerinde fayda var. Yeni yeni tarih, kültür, sanat sitelerimiz olmalı ve bunlar Türkçe, Arapça ve İngilizceyle takip edilebilmelidir. Teknolojinin gerisinde kalmamalıdır Türkmenler ve Türkmen basın mensupları. Bütün bunlar Türkiye Türkçesi ve Latin harfleriyle yapılacağından basın dili de bu süreçte gelişecek ve güçlenecektir. Telefondan dahi internete girildiği bir dünyada bu tür imkânları Türkmen basınının da kullanmasında fayda var.

Bir de hâlâ Arap harfleriyle şiir ve diğer edebî türlerde kitaplar yayınlanıyor Kerkük’te. Bunda biraz da matbaacılık imkânları rol oynuyor herhâlde. Tabii ki eskiden Arap harfleri Türk dünyası için birleştirici bir vasıftaydı. Ancak maalesef Arap harfleri bu özelliğini artık taşımıyor. Ben şöyle düşünüyorum: Irak Türkmenleri Arapça bildiklerinden ve Arap harflerine aşina olduklarından eski yazıyla yazılmış eserlerimizi okuma hususunda şanslılar aslında. Bu yüzden, hiç çekinmeden Latin alfabesini hayata geçirmede daha ileri adımlar atmalarında bir sakınca yok. Çünkü bugün Türkiye’den başka, Türk dünyasının birçok yerinde (Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Gagavuz Yeri)  de Latin harfleri hayata geçiriliyor.  Diyeceksiniz ki Latin harfleri tek başına Türk dünyasına açılmaya yeter mi... Yetmez tabii. Ama Arap harfleriyle yazdıklarımızı yalnızca İran Azerbaycan’ı ve Doğu Türkistan’daki Türkler okuyabilir. Bir de Afganistan Türkleri. O da yazdıklarınızı bu kapalı rejimler altında yaşayan soydaşlarınıza ulaştırabilirseniz. Hem Irak Türkmenlerinin, kendilerini en çok Türkiye’deki soydaşlarına tanıtmaları gerekiyor.  Türkiye kamuoyunun dikkatini çekmek için de Türkiye Türkçesinde yayın ve Latin harfleri artık şart.  

Bir de okumayı sevdirmeliyiz insanlarımıza. Bu da kolay değil, elbette. Bir taraftan hayatın insanlar üzerindeki ağır yükü diğer taraftan günlük hayatı bütünüyle kaplayan elektronik teknolojisi… Bütün bunların arasından sıyrılarak bir ferdin okumaya zaman ayırması kolay görünmüyor bu devirde. Am ne olursa olsun bir yerden de başlamak lazım. Türkmen okullarında okumayı sevdirecek faaliyetlere ihtiyaç var. Bugünlerde Türkiye üniversitelerinde yüksek lisans ve doktora yapan pek çok gencimiz var. Bunlara orta öğretim kademesini de eklemek lazım. Duyuyorum, bazı aileler kendi imkânlarıyla Türkiye’de bir ev açıp çocuklarını Türkiye’deki orta öğretim kurumlarında okutuyorlar. Yahut anne babalar lisans üstü öğrenim görürken çocukları da ilk ve orta öğretim kademelerinde öğrenimlerini sürdürüyorlar. Bu gibi çocukların Türkiye’de eğitim alması; bir taraftan Irak’taki Türkmen okullarının mevcudunun azalması anlamına gelirken, gelecekte Türkçeyi ve Latin harflerini iyi bilen ve kullanan nesillerin ortaya çıkmasını sağlayacak. Ne demişler her işte var bir hayır. Bence Türkiye’deki bazı özel liselerle anlaşmalar yapıp Irak Türkmen okullarında başarılı olan öğrencilerin bu okullarda bursla eğitim alıp yüksek öğrenime de Türkiye’de devam etmelerini sağlamalıyız. Böylece hem Türkiye’yle olan bağlar güçlenecek hem de Türkçe Irak Türkmenleri arasında daha geniş bir tabana yayılmış olacak.  

Türkiye Türkçesini daha iyi öğrenen nesiller yarının da medya okur yazarları olacak, basın dili de bu seçkin kitlenin içinden çıkan kişilerin elinde daha da güçlenecek. 

Bu yazı toplam 177 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim