Irmak Dergisi; Bir Grup Serdengeçtinin 120 Sayılık Edebiyat Serüveni

Irmak Dergisi; Bir Grup Serdengeçtinin 120 Sayılık  Edebiyat Serüveni
Keremali Dağı eteklerinde bir şiir yarışması değerlendirmesi sonrasında yorgunluk çayı içilirken, Fahri Tuna haziruna bir teklif getirir: “Var mısınız bir edebiyat dergisi çıkartmaya?” “Evet”ler çekilir hep beraber.

Dergide Yılmaz Güney “denge”yi, Osman Suroğlu “estetiği”, Fahri Tuna “sürekliliği”, Mustafa Emircan “huzur” u, Mustafa Turan “morali”, Atakan Çelik “sempati”yi, Yusuf Mısırlıoğlu “fıkrayı”, Hasan Sağlam “seyahati”, İff et Hacıeypoğlu “iddiayı”, Müjgan Zaman “iletişimi”, Rüstem Budak “güler yüzlü muhalefeti”, Mustafa Özgül “duruluğu”, Rasim Soylu “soylu espriyi”, Mustafa Erdoğan “şiire antipatiyi”, Fatih Gürsel “fotoğrafı”, Abdurrahman İskender “parasız baskıyı”, İsmail Tekdal “dağıtımı” temsil eder sayılar boyunca.

Derginin hisse senetleri de borsaya kote ettirilmiştir üstelik, “açık artırma” yoluyla alıcı bulmuştur; sadece borsanın adı biraz değişiktir: Gönül borsası. Senetlerin üzerinde “kim dergiye ne kadar sahip çıkarsa, o oranda hisse sahibidir” yazmaktadır zira.

Irmak bir grup serdengeçtinin yüz yirmi sayıdır yazdığı mütevazı bir edebiyat destanıdır. Bütün dünyayı kasıp kavuran global kültüre karşı açılan yerel bir şemsiyedir Irmak. Irmak bir çılgınlık serüvenidir aslında; lugattaki tam manasıyla çılgınlık; zira bir kuruş geliri olmayan bir derginin 32 sayfa 120 ay düzenli çıkabilmesi nasıl bir izah edilebilir ki… Bunun bir tek açıklaması olabilir: Tarih boyunca sonucu, paranın değil samimiyetin belirlediğinin bir başka örneğidir aslında bu serüven.

Bütün durgunluğuna ve uzaklığına karşın, derginin banisi ve hamisi Yılmaz Güney’in arada bir “bu dergiyi daha kapatmadınız mı?” sorusu, aksülamel etkisi yaparak bir türlü kapanamayış iksiridir.

Anadolu’da bir edebiyat dergisi yüz yirmi sayı yani on yıl çıkabilir mi? Bu sorunun cevabı “evet”dir ve bu başarı Sakarya’nındır. Peki bu bir Anadolu şampiyonluğu mudur? Hayır. Kayseri’de çıkan Erciyes, çoktan 380’leri aşmıştır ya, Irmak’ın tesellisi, 100’e ulaşıp “the end” diyen Konya’nın “Çalı”sının önünde ikincilik ipini göğüslemiş olmasıdır. Irmak’ın lugattaki karşılığı - eskilerin tabiriyle “tefekkür ve tevekkül”dür. Yeni dilde söylersek; “sessiz ve derinden akan alçakgönüllü bir edebiyat serüveni”. Bir avuç serdengeçtinin çıkarttığı üstelik.

Necati Cerrah

Irmak Hey

Büklüm büklüm şafaklarda bir sevda

Irmak oldu yüreklere ırmak hey!

Döküldü dört yandan en güzel tavda

Irmak oldu yüreklere ırmak hey!

 

Akıp geldi yedi iklim dağından

Gül taşıdı erenlerin bağından

Müjde verip gönüle gül çağından

Irmak oldu yüreklere ırmak hey!

 

İniş çıkış onca çetin yol aştı

Gürül gürül dört bir yanı dolaştı

Menziline on ikiden ulaştı

Irmak oldu yüreklere ırmak hey!

 

Akça olup yalın dedi sözünü

İlkten sonra kaybetmedi özünü

Söndürerek boşa kavga közünü

Irmak oldu yüreklere ırmak hey!

 

Birleştirdi bugün ile dünleri

Ayırmadı kültürleri dinleri

Yol eyledi güller açan günleri

Irmak oldu yüreklere ırmak hey!

 

Cerrahoğlu Irmak ile akıyor

Bu ırmakta güle bülbül şakıyor

Cümle alem hayır dua okuyor

Irmak oldu yüreklere IRMAK hey!

 

 

İbrahim Açılan

Bizim Irmak

 

“ Hizmet “ deyip çıktı bu kervan yola,

Sakarya’dır hayat suyumuz bizim.

Çok zaman yorulduk, vermedik mola,

Yılmadan yürümek, huyumuz bizim.

 

Emircan dost, IRMAK dedi ismini,

Yazdık, çizdik mutluluğun resmini,

Bazısı hor gördü onun cismini,

Gönül alkışıydı payımız bizim.

 

Üstadımız çizdi, bizler de yazdık,

Bilseniz, iğneyle kaç kuyu kazdık,

Şaire, edibe ses olan sazdık,

Gölgemizden büyük boyumuz bizim.

 

Gönüllü düşmüşüz, küsüp çıkmayız,

Hak olanı söylemekten bıkmayız,

Töremizde yoktur, gönül yıkmayız,

Yusuf kuyusudur kuyumuz bizim.

 

Kutlu hedeflere oldu sancımız,

“ Şükür “ dedik, can yaktıkça acımız,

“ Sapanca “, başlarda,şeref tacımız,

“ Beşköprü “, son şiir toyumuz bizim .

 

Gonca ektik, domur domur gül aldık,

Anka’lardan hayat veren kül aldık,

Sabreyledik, menzil menzil yol aldık,

Şükür, yüze erdi sayımız bizim.

Irmak Anekdotları

“Daha bu dergiyi kapatmadınız mı?” (Yılmaz Güney)

“Irmak’ın hakkını veremiyorum arkadaşlar, bana hakkınızı helâl edin!” (Osman Suroğlu)

“Irmak kimindir? Kim ne kadar sahiplenirse, o kadar onundur.” (Fahri Tuna)

“Bu sayı da yine mükemmel olmuş arkadaşlar, şiirler muhteşem, çizgiler harika” (Mustafa Turan)

“Sayın Fahri Tuna, Irmak 120 sayı daha devam etse diyorum ben, gerçi aylardır benim katkım yok ama…” (İffet Hacıeyüpoğlu)

“Bir gün Fahri Ağbiyle karşılaştım, sen sinema yazacaksın dedi, o gün ömrümde ilk defa sinemaya gittim, o gün bugün sinema yazıyorum” (Rasim Soylu)

“Biz bu şehri Irmak’tan tanıdık, Irmak’tan bildik, Irmak’tan sevdik” (Rüstem Budak)

“Derginiz yeşil ırmak doğrusu” (Erdal Er), “Hayır mavi ırmak” (Fahri Tuna), “Erdal Kızılırmak olsun istiyor galiba.” (Hüsnü Gürsel)

“Bu dergide çok şiir yayımlanıyor; denemeyle başlasak denemeyle devam etsek; bir denesek diyorum” (Mustafa Erdoğan)

“Fahri Tuna, yeter be kardeşim, sana gezi yazısı göndereceğim diye gidecek ülke kalmadı.” (Hasan Sağlam).

“Şu sansürcübaşından Irmak’ı bir kurtarabilsek… Tamam yöneticinin bir yüzü sert olacak da, bizim sansürcübaşının iki yüzü de gülmüyor.” (Yusuf Mısırlıoğlu)

“Irmak yayına devam edecek arkadaşlar. Çıkacak diyorsam çıkacak”. (Abdurrahman İskender)

“Abdurrahman ağbiye katılıyorum; ölümüne katılıyorum hem de.” (İsmail Tekdal)

Bu haber toplam 1205 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim