• İstanbul 17 °C
  • Ankara 13 °C

İslam Sanatı ve Tasavvuf Alanında En Önemli Figürlerden Biri Titus Burckhardt

İslam Sanatı ve Tasavvuf Alanında En Önemli Figürlerden Biri Titus Burckhardt
Titus Burckhardt’ı İslam sanatı üzerine araştırma yapmaya ve hayatını adamaya sebep olan şey, Güzellik’i konu alan sanatın tüm kültürlerde ortak olan ve bu yüzden de evrensel denebilecek olan birtakım manevi gerçekliklere işaret etmesidir.

Burckhardt, bu gerçekliklere sadece İslam ve diğer dinî sanatların 'dilleri'ni incelemekle ulaşmamıştır; Kur’ân-ı Kerîm ile iç içe bir hayat yaşaması kadar, büyük sufilerin hayatı ve kelâm-ı kibarları da onun bu gerçekliğe ulaşmasına yardımcı olmuştur. Dilara Yabul yazdı.

Perennial felsefeyi, kısaca, tüm dünya kültürleri ve dinlerinde ortak bir metafizik hakikatin bulunduğuna dair duyulan inanç olarak tanımlayabiliriz. Bu düşünceyi paylaşan sûfi-gelenekselci ekolün en önemli isimleri, Türkçeye de pek çok kitapları çevrilen ve severek okunmakta olan René Guénon, Frithjof Schuon, Martin Lings, Seyyid Hüseyin Nasr ve Titus Burkchardt’tır. Bu ekolün temsilcilerine göre, dinler arasında gördüğümüz zahirî farklar kültürlerin farklı olmasından kaynaklıdır, yoksa hepsinin zemini ve işaret ettiği hakikat aynıdır.

Teknik gelişmeye ve ilerlemeye odaklanan modern Batı medeniyeti, seküler olana vurgusu sebebiyle bu hakikatten sapmayı ifade etmektedir ve modern dünyanın krizinin esas merkezinde yer almaktadır. Gelenekselci ekole mensup kişiler, evrensel hakikatin üzerindeki perdeyi kaldırmak için sanat ve din dilindeki sembolizmi çözmeye hayatlarını vakfetmişlerdir ve bu isimlerin en önemlilerinden biri bu yazıda ele alacağımız meşhur sanat tarihçisi ve kültür antropoloğu Titus Burckhardt’tır.

Batı sanatından Doğu sanatı, felsefesi ve kültürüne

Alman asıllı İsviçreli aristokrat bir aileye mensup olan Titus Burckhardt, 1908 yılında İtalya-Floransa’da dünyaya gelmiştir. Yetenekli ve meşhur bir heykeltıraş olan babası ve bir sanat tarihçisi olan amcası sayesinde, henüz küçük bir çocukken Hristiyan Batı’nın geleneksel sanatlarına yönelmiş ve İsviçre’nin Basel kentinde ve Floransa’da uzun yıllar yaşaması sebebiyle de bu ilgisini doğru bir şekilde yönlendirmeyi başarabilmiştir.

Floransa’nın Batı sanatı için ne kadar merkezî bir konumda olduğu herkesin malumu. Rönesans’ın temellerinin atıldığı, operanın bir sanat olarak saraylarda icra edilmeye başlandığı yer olmasının dışında, Leonardo da Vinci, Michelangelo, Boccacio, Botticelli ve Dante gibi pek çok sanatçının da asıl memleketi. Sokak ve meydanları sanat harikası heykellerle dolu, sayısı yetmişi bulan müzelerinde de Michelangelo’nun Davut heykeli, Botticelli’nin Venüs’ün Doğuşu, Titian’ın Urbino Venüsü, Caravaggio’nun Medusa tabloları gibi paha biçilemez eserler mevcut. Sanatın adeta membaı olan Floransa’da yaşamak, ailesinden miras kalan sanata ilgi ve estetik olana duyulan haz ile birlikte Burckhardt’ı müzelerde uzun vakitler geçirmeye sevk etmiş ve bir heykeltıraş olma hayaliyle İsviçre ve İtalya’daki birçok sanat okuluna devam etmiştir.

Bu haber toplam 801 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim