İstiklâl Marşı Yetmez mi?

İstiklâl Marşı Yetmez mi?
İstiklâl Marşımızın kabulünün üzerinden 92 yıl geçmiş. Bu süre zarfında millî marşımızın halkımızdan gördüğü kabul en üst seviyededir.


İstiklâl Marşımızın kabulünün üzerinden 92 yıl geçmiş. Bu süre zarfında millî marşımızın halkımızdan gördüğü kabul en üst seviyededir. Türk milletinin ezan ve Türk bayrağıyla beraber en büyük mukaddesi Cennetmakân Mehmed Akif’in, milletine armağan ettiği İstiklâl Marşı’dır.

İstiklâl Marşımız okullarda, haftada en az iki kere söylenir. Ancak, doğru okunduğu şüphelidir. Millî marşımıza gerekli hürmetin gösterildiği kanaatini de taşımıyorum. Bizim kültürümüzde hürmet biraz da öncelik vererek ızhar edilir (gösterilir). Hürmet edilen kişiler baş köşeye oturtulur, hürmet duyulan insanlar önden buyur edilir. Ancak İstiklâl Marşımız nedense çeşitli toplantılarda saygı duruşundan sonraya bırakılır. Bu pencereden bakarsak, toplantılardaki bu durum, bizden bir Fatiha bekleyen şehitlerin ruhunu muazzep ederken İstiklâl Marşımıza karşı da ağır bir kusurdur. Bu tutum İstiklâl Marşı’nın hakkıyla anlaşılmadığının da göstergesi sayılır. Yıllardır katlanmakta olduğumuz bu vaziyet karşısında şu soruları sormak bir vicdan borcu olmuştur?

- Saygı duruşu şehitler ve gaziler içindir de İstiklâl Marşı kime ithaf edilmiştir?.. Bu marş tarih boyunca bağrından yüzbinlerce şehit çıkarmış ve gaza ruhuyla,“i’lâ-yı kelimetullah”(Allah’ın adını yüceltme) idealiyle nice zaferlere koşmuş Türk ordusuna, “Kahraman Ordumuza” ibaresiyle ithaf edilmemiş midir?

- İstiklâl Marşı baştan sona şehitliği ve gaziliği yücelten mısralarla dolu değil midir? İstiklâl Marşımızdaki şu mısralar ne anlatır?

“Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl;”

“Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.”

“Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın.

Siper et gövdeni dursun bu hayâsızca akın.”

“Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.”

“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak; toprağı sıksan, şühedâ!

Canı, cananı, bütün varım alsın da Hudâ.

Etmesin tek, vatanımdan beni dünyada cüdâ.”

“Ruhumun senden ilahî, şudur ancak emeli:

Değmesin mabedimin göğsüne nâ-mahrem eli.”

“O zaman vecd ile bin secde eder –varsa- taşım;

Her cerîhamdan ilahî, boşanıp kanlı yaşım.

Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım!

O zaman yükselerek arşa değer belki başım.”

“Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.”

 

- İstiklâl Marşı, her yerde Türk bayrağıyla birlikte Türkiye Cumhuriyetini ve Türk milletini temsil eden en önemli ve yegâne sembol değil midir?

- İstiklâl Marşı Türk milleti için bir “mutabakat metni” değeri taşımıyor mu? Her Türk vatandaşı millî marşını gurula okumuyor mu?

- İstiklâl Marşı’nın nesi yetersizdir ki toplantılarda ondan önce ruhsuz bir saygı duruşu zilletine bu millet bunca yıldır katlanmak zorunda bırakılmıştır?

- İlkokullarımızda İstiklâl Marşı’nın, haftada iki kere okunmasına rağmen, hiçbir pedagojik(eğitici) değeri olmayan ve birçok vurgu-tonlama hatasıyla okunan öğrenci andının her gün okutulmasını kim nasıl izah edebilir? Bu tutum İstiklâl Marşı’nın zımnen değersizleştirilmesi anlamına gelmez mi?

- İstiklâl Marşı’nın, Batı müziğine göre bestelenmiş olması Türk müziği ve mehter motifleriyle yüklü ilk bestesinin üzerine sünger çekmek değilse nedir?

- 28 Şubat sürecinde 10. Yıl Marşı’nın çeşitli ortamlarda bangır bangır çalınması İstiklâl Marşı’na meydan okumak değil miydi?

 

Yaklaşmakta olan İstiklâl Marşı’nın kabulünün yıl dönümünde kuru nutukların yerine bu soruların cevaplarını bulma yolunda milletçe kafa yormak temennisiyle…

 

2. Yazı:

Cennetmekân M. Akif Ersoy’un,  milletine armağan ettiği İstiklâl Marşı’mızın kabulünün üzerinden tam 92 sene geçmiş.  Türk milletinin ölüm kalım savaşı verdiği günlerde yazılmış olan “İstiklâl Marşı” aynı zamanda bir edebî metnin kabul görme bakımından yükselebileceği zirveyi de temsil eder. Bunda millî marşımızın okullarda ve çeşitli toplantılarda sık sık okunmasının rolü olduğu muhakkaktır; ancak metnin şiir değeri ve içeriği de bu kabulde pay sahibidir. Zira, fakirin kanaatine göre, Akif’in bu metni millî marş olmasa dahi yine de Türk milletinin gönlünde taht kurardı. Bunu bu derece rahat ifade edebilmemizde merhumun “Çanakkale şiiri” diye bilinen Asım şiirinin (veya kitabının) ilgili bölümünün de bir edebiyat şaheseri olduğu gerçeğidir. Elbette, Akif’in bütün hayatı boyunca yaşadığı mütevazı hayatın ve içinde yaşadığı toplumun kanayan vicdanını temsil etmesinin de rolü vardır. Bütün bunların üzerinde de Mehmed Akif’in Osmanlı güneşinin batmakta olduğu bir devirde ümmetin yolunu aydınlatan Cevdet Paşa, Elmalılı Hamdi Yazır, Bediüzzaman Said-i Nursi,… meşaleler zincirinin bir halkası oluşundaki ilâhi tecellinin de en önemli sebep olduğu belirtilmelidir. Daha veciz bir ifadeyle Mehmed Akif, bu milletin var oluş destanını yazmak üzere dünyaya gönderilmiş bir 20. Asır sahabisidir.

 

09.03.2013

Bu haber toplam 1038 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim