IV. Ahlâk Şûrası "Ahlâk ve İktisat" Sonuç Bildirgesi

IV. Ahlâk Şûrası "Ahlâk ve İktisat" Sonuç Bildirgesi
Ahlâk, dar ve güncel anlamıyla insanın söz ve davranışlarının uyumudur. Geniş ve derin anlamıyla ise insanın fıtratı ile hemahenk olmasıdır.

Ahlâk Türkiye’nin ve dünyanın en önemli gündemlerinden biri olmalı ve gündemden hiç düşürülmemelidir. Bu bilinçten hareketle TYB geleneksel ahlâk şûraları dizisini gerçekleştirmeyi amaçlarından birisi olarak belirlemiştir. İlk şûra önemli ahlâk mütefekkirimiz Nurettin Topçu’nun doğumunun 100. Yılı dolayısıyla 2010 yılında İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. 2013 yılında Ahlâk ve Siyaset temalı II. Ahlâk şûrası Konya Büyükşehir Belediyesi ortaklığıyla Konya’da icra edilmiş hemen iki yıl sonra insan yetiştirme, talim ve terbiye meselelerimizin tartışıldığı Ahlâk ve Eğitim temalı III. Ahlâk Şûrası Eğitim-Bir Sen ortaklığında Ankara’da gerçekleştirilmiştir. Türkiye’nin iktisadi sorunlarını tartışırken ahlâkın da gündeme alınması gerektiği düşüncesinden hareketle IV. Ahlâk Şûrası’nın teması Ahlâk ve İktisat olarak belirlenmiştir. IV. Ahlâk Şûra’mızı alanlarında seçkin fikir insanlarımızla 15-17 Eylül 2017 tarihleri arasında Ziraat Katılım ortaklığında ve HATİAB’ın katkılarıyla Hatay’da gerçekleştirilmiştir. Çok yoğun altı oturumda Ahlâk ve İktisat ilişkileri tartışıldı ve bu sonuç bildirgesi ortaya çıktı.

Temel meselesi insan olan bir toplumun ahlâkî değerlerden uzaklaşması hatta ahlâk karşıtı tutumlar benimsemesi düşünülemez.

Basın yayın organları, ahlâk dışılığı hayat tarzı olarak sunma konusunda belki de hiçbir toplumda bu kadar muhteris olmamıştır. Kitlelere gayri ahlâkîlik öğretilmekle kalınmıyor yaşanabilirliği de âdeta ezberletiliyor. Bu yaşanabilirlik, kabul edilirliğin ötesinde takdir edilirlik derecesine doğru yükseliyor. Böylece neredeyse, ahlâkîlik marjinal hâle getiriliyor!

Türkiye’nin derinleşen insan meselesi, her alanda ahlâkî kaygının fiillerimizden dışlanmasıyla ilgilidir. Türkiye’yi hiçbir iç ve dış düşman ahlâkî değerlerin aşınması ölçüsünde tehdit etmiyor!

Mevcut iktisadi düzeni her şeye rağmen kabullenmek, menfiliklerini işin tabiatı gibi görmek, olağanlaştırmak kabul edilebilir değildir.
Derinleşen bir insan meselesi olarak ahlâkî kaygılarımız fiillerimizden uzaklaşmakta; ahlâkî yozlaşmanın toplumda hızla yayıldığı gözlemlenmektedir.
İslam, insandan öncelikle zengin olmayı değil, arınmayı/kalp temizliğini talep eder.
İslami kaygıların, iktisadi hayatta etkinleştirilmesi olumlu sonuçlar verecektir.
Batılı iktisat anlayışı, farklı bir dünya görüşüne dayanmaktadır. Batının kendi sorunları üzerinden bizi tehdit eden söylemleriyle yüzleşmek ve onları aşmak zorundayız. Yeni bir ekonomi modeli ile kurumsal yapıları gerçekleştirmek medeniyeti dönüştürebilecek imkanları oluşturacaktır.
Ahlâk ve iktisat ilişkilerini tek boyutlu doğu-batı çatışması üzerinden tartışma anlayışı sorgulanmalıdır.
İktisat ve ahlâk ilişkileri gerçekliğe dair yapılar temelinde birlikte düşünülmelidir.
İktisadi hayatı İslami kaygılar doğrultusunda yeniden düzenleyecek gerçeklik temeline dayalı kısa, orta ve uzun vadeli çözüm arayışlarını gündeme almalıyız.
Piyasa ahlâkının oluşturulmasında islami uygulamaların daha açık delillerle tahkim edilmesi gerekmektedir.
Dünya insan için yaratılmıştır. Onda herkesin hakkı vardır. Herkes bu hakkını sürece katılarak kullanmalıdır.
İktisat ve ahlâk ilişkisini değerlendirirken geleneksel ile modern yapılar arasında geçişkenlikler olduğu, bu yapılar arasındaki gerilimleri azaltarak ortak hususları ön plana çıkaracak çözümlere varılabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Toplumun refahı ile erdemliliği birlikte konuşulmalıdır.
İktisadi ve ahlâkî sorun ve kavramların kategorik ve dar çerçeveler içerisinde değil daha esnek ve geniş çerçevelerde tartışılması öne çıkarılmalıdır.
Ahlâkî kaygıları taşımayan bir iktisat kaderimiz olarak kabul edilmemelidir.
İnsan merkezci değil insan merkezli iktisat üretmek gerekmektedir.
Bugün insanlığın kaderini oluşturacak sorular olan: a) iktisadi değeri kimin ortaya çıkaracağı b) toplumların nasıl refaha kavuşturulacağı, c) bu refahın nasıl bölüştürüleceğine dair görüşler ve paradigmalar üretilmelidir.
Ekonomik büyüme ile adil gelir dağılımı birlikte düşünülmelidir.
Refahın üretimi, bölüşümü ve dağıtımı âdil ve hakkaniyetli olmalıdır.
Para-kur sisteminde ahlâkî kaygılar öncelikli olmalı, ahlâk-para ilişkilerinde borç sorunu derinlemesine incelenmelidir.
Finans sistemi ile reel ekonomi arasındaki büyük açık kapatılmalıdır.
İktisat bölümlerinde bize dair modellerin oluşturulup tartışıldığı ilmi zeminler hazırlanmasına öncülük edilmelidir.
Tüketim olgusunu tartışırken, insanın tüketim öznesinden tüketim nesnesine dönüştüğünü gözden kaçırmamak gerekmektedir.
Aç gözlü, sınırsız mülkiyete dayalı haz odaklı bilinçsiz tüketimin yerine, geçici/sınırlı mülkiyete dayalı bilinçli kullanım desteklenmelidir. Bize dayatıldığını düşündüğümüz yaşam tarzlarına karşı geri dönüşümü güçlendirmek, ikinci el ve yeniden kullanımı desteklemek, hediyeleşmek, sosyal sorumluluk projeleri üretmek, doğaya dönmek gibi değerler hayat tarzı haline getirilmelidir.
Tasarruf ve tasaddukun da manevi bir statü belirttiği göz önünde tutulmalı ve bu husus öne çıkarılmalıdır.
Tüketim kültürünün yaydığı suni ihtiyaçlar, üretilen ihtiyaçlar hususunda farkındalık oluşturulmalıdır.
Müslümanlar nimet ve emanet olan tüm metaları gerektiği kadar ve helal olandan tüketmelidir.
Tüketim hevesini canlı tutan, şuursuzca tüketime yol açan hususlar konusunda farkındalıklar geliştirilmelidir. Bireysel ahlâk ile sosyal sorumluluğun çok yakından ilişkili olduğu gözden kaçırılmamalı; sosyal ahlâk normlarına insanların bağlı kalmaları temin edilmelidir.
Helal kazanç helal mal ve helal tüketim ve paylaşım konularına önem verilmeli ve bu hususlarda halk bilinçlendirilmelidir.
Üretim mekanizmasının en büyük paydaşlarından biri olan emekçilerin haklarının insan onuruna uygun biçimde belirlenmesi yönünde farkındalık geliştirilmeli ve bu ölçü devlet siyaseti haline getirilmelidir.
İş ahlâkını bireysel ve toplumsal açıdan etkin kılacak uygulamalar (dersler, devlet politikaları, sivil toplum girişimleri) geliştirilmelidir.
İktisadî güvenliği sağlayacak tedbirler alınmalı, darbe ve terörün ekonomi güvenliğini tehdit edici unsurlar olduğu dikkatten kaçırılmamalıdır. 

Bu haber toplam 649 defa okunmuştur
Etiketler:
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim