• İstanbul 32 °C
  • Ankara 29 °C

“İyi yazı kötü yazı”

Ahmet Doğan İLBEY

Peyami Safa’nın, yazı sanatına takdire şâyan ölçüler getiren “Objektif:2 / Sanat Edebiyat Tenkit” kitabındaki “İyi Yazı Kötü Yazı” makâlesi, yazıyla nikâhlananların, yazıya dost olanların başucunda bulundurması gereken bir rehber vasfında. Hülâsa ifadeyle diyor ki:

İyi yazının ilk cümlesi mevzua girmek için tereddüt etmeden atılmış ilk adımdır. Peşinden gelen cümleler vezinli adımlarla aksamadan, sendelemeden onu takip eder.

Kötü yazının ilk cümlesi mevzuun eşiğinde korku geçirir; ne içeri girebilir, ne de oradan uzaklaşabilir; alevin etrafındaki pervane sarhoşluğu ile dört döner, kendini oraya buraya çarpar, yorulur ve sersemleşir. Bazen mevzuun içine girer, fakat çok durmayarak kendini dışarı atar, başka mevzuların eşiklerine sürünür, bazen de yabancı mevzuların cazibesine yakalanır.

İyi bir yazının ifade kılıfı, mevzuunu bir eldiven gibi sımsıkı içine alır, ne dışarıya bir fikir kaçırır, ne içeriye fazla bir kelime sokar ve karışık fikirleri sadeleştirir.

Kötü bir yazının ifade kılıfı ya dar, ya boldur. Darsa içine maksadını sığdıramaz; bolsa mevzuun dört tarafını lüzumsuz hava tabakalarıyla şişirir, bir sürü parazit hayâllerle üslûbu gevşetir ve yazı sade fikirleri karıştırır.                                                  

İyi yazıda cümleler ve kelimeler hendesi bir disiplin altındadır. O kadar yerli yerinde dizilmişlerdir ki hiç birini kaldıramaz, daha evvele ve daha sonraya alamazsınız. Kötü yazıda ibare bu simetriden mahrumdur, mevzu daima çarpılır ve ifade yan yatar.                                                                                                             

İyi yazı, okuyanları kağıdın beyazlığından, satırların siyahlığından uzaklaştırarak şekillerden ayrı bir muhteva âlemine götürür. Okuyana, elinde bir kağıt tuttuğunu, gözlerinin önünde çizgiler olduğunu, bir yazı okuduğunu unutturur.

İyi yazının affetmediği hatalar tereddüt, tekrar, bulanıklık, ahenksizlik, laubalilik, fikrin bünyesine mensup olmayıp da ona dışından musallat olan hayâller, semboller, teşbihler, istiareler, yapmacıklar, ölçüsüzlük, lisanda kelime icatçılığı…

Türkçe’nin ustalarından Osman Akkuşak’a göre iyi yazının alâmet-i fârikası içtenlik, samimiyet, güzel üslûp, akıcılık ve selasettir. Fikirde akıcılık, telaffuzda akıcılıkla devam eder. Mânada akıcılık, fikirlerin ve duyguların birbiriyle uyumlu olması ve sürmesidir.

Okuyan, fikirleri sürerken bir engele, bir mâna karışıklığına uğramaz. Fikrin öncesi ve sonrası arasındaki ahengi kaybetmez. Fikirdeki veya mânadaki akıcılığın temininde en büyük tesiri sarahat, yâni açıklık gösterir. Bu yol takip edildiğinde fikirler ve duygulardaki irtibat kuvvetlenir ve bu sayede akıcı yazı hiç yormaz. Mevzu ile ilgili kavram ve edebî sanatlarla beslenmiş satırların, okuyanın üstündeki gücü fazlalaşır. (Güzel Yazının Unsurları, 6 Nisan 2008, Yeni Şafak)

“İyi yazı”, millet ve medeniyetinin dilini bütün kuvvetiyle yansıtmalı, bir oyun olmamalı, süfliliğe âlet edilmemeli. Âmâ üstadım Cemil Meriç’in ifadesiyle “İsrafil’in sûr’u gibi heybetli bir dili” vardır “iyi yazı” nın. Sanatla düşünceyi kaynaştırarak mukaddeslerin emrine vermeli. Yeterli bilgi ve teklifler taşımalı. Belâgat ve fesahat, mâna ve âhenk dolu cümleler kusursuz bir akıcılık içinde bulunmalı.

“İyi yazı” nın mutlaka bir mevzuu, bir fikri olmalı. İşlenen mevzuun ekseninden ayrılmamalı, fikrini pekiştirirken yapmacık ifade ve üslûba kaymamalı. Anlatılan fikir ve duygular toplumun kültür köklerine dayanmıyorsa ne kadar heyecanlı, süslü ifade kalıplarıyla yazılmış olsa da iyi yazı mertebesine erişemez.

Her yazının kendine has üslûbu var. Üslûp, iyi yazının önemli bir unsuru olarak yazıyı havalandıran bir güce sahip. Sanatlı anlatımın, yâni üslûbun ikinci plâna atıldığı veya önemsenmediği, yalnızca fikrin öne çıkarıldığı bir yazı iyi yazı şartlarına göre eksiktir. Fikrin ikinci plana atıldığı, yalnızca sanatlı anlatımın, yâni üslûbun ön plana çıktığı bir yazı da iyi yazı şartlarına göre noksandır. Mutlaka denge ve ahenk lâzım.

Her halükârda iyi bir yazıda mevzuna göre fikrî, felsefî, didaktik, coşkun ve duygulu bir üslûp şart. Ustaların dediği gibi, vecizli ve terkipli, bol sıfatlı ve tamlamalı zengin kelimelerle örülü bir üslûpla şaha kalkan yazılır kuvvetini hiç kaybetmeyecek yazılardır.

Ustaların saydığı unsurları yerine getirmiş olan yazıyı okurken mûsiki dinliyormuş gibi olur insan. Kelimelerin ve cümlelerin sesleri arasındaki uyum telaffuz kolaylığı ve ifade lezzeti verir.

Bu yazı toplam 87 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim