• İstanbul 21 °C
  • Ankara 13 °C

İzmir Şubesi'nde Nüfus defterleri açıldı

İzmir Şubesi'nde Nüfus defterleri açıldı
Türkiye Yazarlar Birliği’nin, ‘Cumartesi Sohbetleri’ kapsamında düzenlediği programın bu haftaki konuğu Yerel Tarih Araştırmacısı Necat Çetin.

Çetin, ‘Aile Tarihçiliği Açısından Nüfus Kütükleri’ adlı sunumunu gerçekleştirerek son haftalarda gündem de olan soy ağacı konusuna da değindi.

Torbalı’nın sevilen isimlerinden olan, özellikle ilçede yaptığı tarihi araştırmalarla bilinen öğretmen Necat Çetin, Türkiye Yazarlar Birliği’nin düzenlediği ‘Cumartesi Sohbetleri’nin bu haftaki konuğuydu. ‘Aile Tarihçiliği Açısından Nüfus Kütükleri’ konulu sunumunu gerçekleştiren Çetin, aile ile soy kavramları üzerinde durarak son günlerde gündemde olan ve e-devlet yoluyla ulaşılan soy ağacı meselesine de dikkati çekti.

CİBİLİYET KELİMESİ KULLANILIRDI

Soy-sop kelimesini zamanla kullanmaya başladıklarını söyleyen ve önceden farklı kelimelere başvurduklarını belirten Çetin, “Cibilliyet kelimesini kullanırdık eskiden. Bu yüzden cibilliyetsiz deriz mesela. Ancak bazı kelimeler günümüzde ne yazık ki dilimize oturmadığı için artık kullanamıyoruz” dedi. Haftalardır herkesin dilinde ve sosyal medya paylaşımlarında bir soy ağacı meselesi var. Soyunu merak edenler artık e-devlet üzerinden birçok akrabasının adına, soyadına, yaşına ve nerede doğduğuna ulaşabiliyor. Çetin, e-devlet hakkında bilinirliğin artması için böyle bir araştırmanın yapıldığını söyleyerek kişinin soyunu merak etme aşamasında iyi bir sistem olduğunu aktardı.

Çetin şöyle devam etti: “Durduk yerde eniştem beni niye öptü? Bu soy-sop araştırması neden çıktı ya da neden merak ediyoruz? Devlet, e-devlet sistemini insanlara alıştırmak ve öğretmek amacıyla bunu yapmış olabilir. Benim de öğrencilere ilk verdiğim ödev, ‘Siz kimsiniz.’ Eğer şimdi öğrenemezseniz sonradan yapamazsınız. Şimdiden çocuklarımızı, gençlerimizi araştırmaya yöneltiyoruz. Çünkü insanlar genç yaşta öğrenmeye daha açıktır.”

“SOY BİR TERCİH DEĞİLDİR”

Kökenin önemine dikkati çeken Çetin, “Atalarımız der ki, otu koparır köküne bakarsınız. Kökü kötüyse yemezsiniz. İnsanların kökü de öyle” dedi. Bazı insanların soyuna çok bağlı olduğunu belirten Çetin, “Örneğin Giritliler. Kız alıp verirken çok temkinli davranırlar. Çünkü soy-sop bir aidiyettir” diye konuştu. Soyun bir tercih olmadığını vurgulayan Çetin, soyundan dolayı insanları ötekileştirmenin oldukça yanlış olduğunu anlattı. Çetin şöyle konuştu: “Önemli olan insan olabilmek. Çünkü soy bizim elimizde olan bir şey değildir. Ancak toplumlar bunu böyle algılayamıyor ve ötekileştirmeye devam ediyor.” Kayıt edilemeyen nüfusun, nüfus olamayacağını söyleyen Çetin, kadınların ve kız çocuklarının belli bir dönem nüfus kayıtlarında yer bulamadığını belirtti. Çetin, “Özel aile arşivleri var. Millet dedesinin dedesine kadar olan mektupları, değerli anı eşyalarını koruyor. Fakat bizde böyle bir durum söz konusu değil. Çünkü bizler göçer yaşamış toplumlardık. 1830’larda Türkiye’de nüfus kayıtları tutulmuş ama sadece erkek nüfus var. Kadın ve çocuk nüfus kayıtları yok. Çocuklar da ise sadece erkek çocuklarının kayıtları var, kız çocuklarının kayıtları yine yok. Ancak 1881’de kadınlarda kayıtlara girmeye başlıyor” cümlelerini kullandı.

“ŞİMDİKİ NÜFUS KAYITLARI ÇOK YAVAN”

Çok eski yıllarda nüfus kayıtlarını tutan kişilerin oldukça ketum insanlar olduğunu kaydeden Çetin, nüfus kayıtlarının tutulduğu defterlerin önemli olduğuna ve kayıtların oldukça zahmetli tutulduğuna değindi. Çetin, “O dönemde fotoğraf çekme durumu olmadığı için kişilerin ya lakapları yazılır ya da onların karakteristik özelliği olan bir izleri not alınırdı. Örneğin küt bıyıklı Ahmet veyahut sağ alt gözü benli Ali. Bu tarz tarifler onların fotoğrafı olurdu. Doğum yılları ise sarmaşık zamanı, tütün zamanı doğdu şeklinde belirtilirdi. Farklı zamanlarda doğan kardeşler ise aynı güne kaydedilebiliyordu. Ancak 30’lu yıllarda devlet kendine geliyor, bir düzenleme yaparak nüfus affını çıkarıyor. Böylece nüfus müdürleri köy köy dolaşarak hanedeki kişilerin yeniden listesini çıkarmaya başlıyor ve bu bizim için son derece yararlı olmaya başlıyor. Özellikle de savaş zamanlarında” dedi. 1934 yılında soyadı kayıtlarının başladığını söyleyen Çetin, şimdiki nüfus kayıtlarının geleceğe miras bırakabilmek adına sağlıklı olmadığını belirtti. Çetin, “Ardından karar defterleri oluşturulmaya başlandı. Karar defterlerinde ailenizin kayıtlarını da bulabilirsiniz. İnsanlar öyle ya da böyle kökenini merak etmeye başlıyor. Torbalı nüfus kayıtlarını koruma altına aldık. Ancak şimdiki nüfus kayıtları çok yavan. Öncekiler öyle miydi? Kapı numarasına, lakabına kadar her ince ayrıntı yazılıyordu” şeklinde aktardı.

“MUHTARALARA YALVARDIM”

Muhtarlara nüfus kayıtlarını yakmamaları için yalvardığını ve elinde birçok insanın nüfus, evlenme, karar kayıtlarının olduğunu aktaran Çetin, “10 yılı aşınca muhtarlar önceki yılların nüfus kayıt defterlerini, evlenme ve karar defterlerini yakmaya başlıyorlar. Gidip muhtarlara, ‘Onları atmayın bana verin’ diye yalvardım ve sonunda alıp fotoğraflarını çektim. Annemin, babamın evlilik kayıtlarını buldum. Aynı şekilde arkadaşlarımın, çevremdekilerin kayıtlarını bulup sosyal medyadan paylaştım. İnsanların mutluluğunu görmek çok güzel bir duygu. Bilgiyi paylaştıkça bilim olur. Paylaşılmayan bilgi de meslekte bir işe yaramaz. Bilgi evrenseldir. Paylaşmamız lazım. Paylaşım sayesinde fotoğraflarını atıp gülümsettiğim hatta yeri geldiğinde duygusal fotoğraflar karşısında ağlattığım bir sürü insan oldu. Almanya’dan, farklı ülkelerden arayanlar oluyor, teşekkür etmek için ya da benden ailesinin kayıtlarını istemek için” ifadelerine yer verdi. “Ebeveynleriniz ölünce siz büyürsünüz” diyen Çetin, ailenin öneminden bahsedip, “Mesela ben bu sene büyüdüm. Ailenizin kıymetini bilin” diyerek sunumunu tamamladı. Katılımcılarla gerçekleştirilen soru-cevap aşamasının ardından Çetin’e teşekkür belgesi verildi.

28055971_10156090424070699_5411351766538225807_n.jpg27971927_10156974636937699_4613530917718523093_n.jpg
Bu haber toplam 513 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim