• İstanbul 17 °C
  • Ankara 16 °C

Kenan Alpay: Dinmez, inmez ve de bitmez nostaljisi

Kenan Alpay: Dinmez, inmez ve de bitmez nostaljisi
Türkiye’nin muhatap olduğu tehditlerin yakınlık ve ciddiyet derecesini vurgulamakla iki hafta sonra gerçekleştirilecek yerel seçimleri beka problemine indirgemek, ölüm-kalım savaşı olarak takdim etmek hiç de aynı şeyler değil.

Tuhaf olan şeylerden biri de beka tartışmalarının uzun dönemler boyunca Türkiye’yi ipotek altına alan “laiklik tehlikede” kaygılarına benzer bir biçimde şimdilerde “muhafazakâr kazanımlar tehdit altında” türü bir zemine kaymış olmasında. 

Toplum eğer aklını kaybetmiş, vicdanını yitirmiş değilse neden tehdit kaynağına destek olmak üzere sandığa gitsin ki?

Seçimleri önce gönüllerde sonra da sandıkta kazanmanın hesabı yapılmalı. Medya hâkimiyeti ve mahkeme kararlarıyla seçimleri kazanmaya yönelik her hamle bundan öncekilerde olduğu gibi yine ters tepebilir. Bir büyükşehirde seçimi kaybetmemek üzere sergilenen ölçüsüz tavırlar başka büyükşehirler için de negatif bir iklimleri tetikleyebilir. 

Siyasal Rekabetin Asgari İlkeleri

Nezaket olsun diyerek isimsiz, adressiz eleştiriler yapmanın, ortaya karışık nasihat bültenleri yayınlamanın pek bir faydası olmayacağından hareketle birkaç somut örnek üzerinde duralım müsaadenizle. İlk örneğimiz için İzmir’e uzanalım. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı  Hamza Dağ, CHP ve İYİ Parti’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Tunç Soyer için seçmene şu uyarıyı yapıyor: “Bu kişinin İzmir’de belediyenin başına geçmesi durumunda yönetme sıkıntısının yanında şehirde güvenlik problemlerinin de ortaya çıkacağı bir zemin oluşması muhtemeldir.” 

Bir siyasal iddia olarak rakip için “yönetemez” iddiası meşrudur ama “güvenlik problemi çıkarır” iddiası doğru ve meşru olur mu? Sonra iddia edildiği gibi Soyer, HDP’ye yakın olmak bir tarafa tipik bir Kemalist’tir. Kemalist ulusolculuğa iltimas geçip Kürt ulusolculuğuna çakarak İzmir’de zafer beklentisine girmek beyhudedir. Tıpkı İzmir şarabı için enstitüler kurarak uluslararası marka değerini yükseltme vaadinin kendini inkâr ederek başarıyı elde edebileceğini sanma hayalindeki gibi. Sonra Belediye Başkanları yapıp ettikleriyle ne zamandan beri emniyet ve yargının denetiminden azade olmuşlar ki.

Ankara için bir önceki dönem CHP ve MHP’nin ortak adayı olan, bu dönem içinse CHP ve İYİ Parti’nin (gayrı resmi olarak HDP’nin de) ortak adayı olan Mansur Yavaş’a ilişkin bu hafta ortaya çıkan “sahte senet” davasının kamuoyunda gündem oluşuna bir bakalım. Canlı yayınlanan ve saatler süren açık oturumlarda, Ömer Çelik’in basın açıklamalarında Yavaş’ın nasıl bir skandala imza attığı tartışılıyor ve nihayet Devlet Bahçeli tarafından “adaylıktan çekil” çağrısı yapılıyor. Kim ne mazeret bulursa bulsun bu yöntem ve tartışmalarla seçimin üzerine gölge düşürülür. 

Siyasal rakibi yargı marifetiyle tasfiye etme görüntüsü sahiplerini tahmin edilemeyecek kadar yıpratır ve sarsar. Şikâyetleri gündeme getiren ‘saygın işadamı’ başta olmak üzere mezkûr senet sahtekârlığı üzerine herkes ekranlarda uzun uzun konuşuyor, nutuklar atıyor, cezai sonuçlarını tartışıyor. Tabii Yavaş cevap vermek üzere bu tartışmaların hiç birine katılamıyor. Makul olan, güven telkin eden ve hukuka da uygun olan suçlamalara muhatap olan kişiye de söz hakkı verilmesiydi hani! Suçlu olsa, suçu sabitlenmiş olsa dahi muhatabın ağzından çıkacak birkaç cümleye karşı bu kadar ağır bir abluka uygulamaya ne hacet var?

Devamı: https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/kenan-alpay/dinmez-inmez-ve-de-bitmez-nostaljisi-27813.html

Bu haber toplam 82 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim