• İstanbul 30 °C
  • Ankara 29 °C

Kenan Alpay: İdlib, Münbiç ve Tel Rifat Arada Kalmasın

Kenan Alpay: İdlib, Münbiç ve Tel Rifat Arada Kalmasın
Türkiye için sorunlu alan ve konular hiç ara vermeksizin adeta birbirini kovalıyor.
Sadece Amerika ile değil hangi düzeyde diplomatik incelikler icra edilirse edilsin Rusya ve İran’la uzlaşma arayışları da ciddi ve kalıcı çözümler üretmeye bir türlü kifayet etmiyor. Çünkü anılan hiçbir devlet gerçek manada dost ve müttefik aramıyor. Aksine tehdit ve şantajla hizaya sokulacak, öncelikli düşman karşısında bir bariyer olarak maksimum düzeyde kullanabileceği geçici partnerler peşindeler.
 
Amerika-Türkiye arasında yaşanan gerilimin Adalet ve İçişleri Bakanları hakkında yaptırım kararı alacak düzeyde yükselmesi ilk bakışta Brunson hakkında mahkemenin aldığı karar gözüküyor. Önemli bir etken olduğu da söylenebilir ancak Pastör Brunson meselesi mevcut gerilim ve çatışmanın Amerika tarafından zamanlamasıyla, kapsamıyla kontrollü bir biçimde tırmandırılmasına en uygun manivela olarak işlev görüyor esasen. 
 
Katliam Olacak, Kapıları Açın!
 
Pastör Andrew Brunson meselesinin Suriye’de PKK-PYD unsurlarının siyasi ve askeri bir alternatif olarak bölgeye konuşlandırılması bağlamında Türkiye ve Amerika arasında ortaya çıkan gerilimden daha fazla bir ağırlığı olamaz herhalde. Aynı ağırlık ve öncelik bağlamını Türkiye’nin İsrail-Filistin krizine bakışı, Mısır’daki askeri cuntayla ilişkiler vd. pek çok mesele için test edebiliriz. Peki, ama Amerika’yla gerilim yaşarken neden Rusya ve İran’la ilgili daha olumlu, daha yapıcı ve güven telkin edici bir diplomatik süreç inşa edilemiyor? Üstelik bu çarpık ve tekinsiz denklemi en çok da Suriye bağlamında yaşıyor Türkiye.
 
Çarpık ve tekinsiz denklem derken Birleşmiş Milletler’in Suriye Danışmanı Jan Egeland’ın son beyanına bakmak neden bahsetmeye çalıştığımız izah ediyor sanırım. BM Danışmanı Egeland “İdlib’de olası bir çatışma durumunda Türkiye’nin siviller için sınırlarını açık tutması” çağrısında bulundu dün. İdlib’de Esed rejimi, Rusya ve İran’ın katliamlarından kaçan dört milyonu aşkın insan yaşıyor. Fakat BM, Rusya ve İran’a katliamlarını durdurma çağrısı yapmak yerine Türkiye’ye sınırları açma çağrısı yapmayı tercih ediyor. Öteden beri bu tutum sürüyor zaten. 
 
Katliamı, işgali, tehciri durdurun çağrısı yerine BM temsil ettiği devlet namına en ucuz ve en kolay fakat Türkiye için en ağır ve riskli çağrıyı devreye sokuyor hemen. Rusya’nın Kırım’ı ilhakı Amerika ve Avrupa için belli bir düzeyde sorun olabiliyor ama Suriye’nin bir baştan diğerine yakıp yıkması üzerinde çok fazla bir tartışma yaşanmıyor. Aynı durum İran için de geçerli; İran’ın Suriye, Irak ve Yemen’e ihraç ettiği etnik-mezhebi terörden ne Avrupa ne de Amerika rahatsızlık duyuyor!
 
İdlib’e yönelik Rusya ve İran’ın Halep’e benzer bir yıkım ve katliam planladığı bir sır değil. Rusya ve İran arasındaki ihtilaf İsrail sınırına yakınlık-uzaklık meselesinden daha öteye geçmiyor. Rusya, Suriye’de kurduğu hava savunma sistemini hemen her zaman İsrail’e açık tutuyor. İsrail’in Suriye sınırları dahilinde tüm hedefleri vurma hakkını tanıyan ve desteklen Rusya, konu Türkiye’nin güvenliği olunca ancak bir takım taktik hedefler için az biraz esneklik gösteriyor.
 
Astana’da varılan mutabakat çatışmasızlık bölgelerini çoğaltmak üzerineydi. Ancak hem Rusya hem de İran bu süreci Esed rejimin olabildiğince tahkim etmek ve başta Deraa olmak üzere bütün bölgelerden muhalif unsurları kazımak üzere kullandı. Türkiye’nin İdlib’de kurduğu askeri gözlem noktaları Esed rejiminin (Daha doğrusu Rusya ve İran’ın. Çünkü Esed rejimi bir hayaletten ibaret. Savaşı yöneten ve yürüten kelimenin tam anlamıyla Rusya ve İran orduları.) saldırılarını engelleyen en önemli güvence pozisyonunda. Ancak Türkiye’nin askeri ve diplomatik anlamda işgal ve katliamın temsilcisi bu iki devlete karşı daha fazla ağırlık koyması gerekiyor. Rusya ve İran, süreci sadece zaman kazanmak ve şartları hem Suriyeli muhalif unsurların hem de Türkiye’nin aleyhine çevirmek için kullanıyorlar.
Bu haber toplam 106 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim