• İstanbul 22 °C
  • Ankara 19 °C

Kenan Alpay: Muhacir nefretini nasıl tedavi edeceğiz?

Kenan Alpay: Muhacir nefretini nasıl tedavi edeceğiz?
Suriyeli muhacirlere yönelik düşmanlıklar şöyle böyle değil epeyce hızlı ve şiddetli bir biçimde artıyor.

Suriyeli muhacirler artan ev kiralarından işsizliğe, Arapça ve tesettürün yaygınlaşmasından başta sosyete semtleri, alışveriş merkezleri ve plajlar olmak üzere kamusal alanda görüntü kirliliğine yol açmaya kadar türlü suçların biricik aktörü sayılıyorlar. Suriyeliler geldiği için artan huzursuzluk söylemi bin bir türlü yalanlar eşliğinde tırmandırılan kadın ve çocuklara dönük taciz haberleriyle eşleştirilince Klu Klux Klan gibi maskeleri takıp bazı mahalleri yakmaya, bazı insanları meydanlarda asarak linç etmeye heveslenenler için çarpan etkisi oluşturuyor.

Yerli Malı Irkçı ve Faşistler

Amerikalı ırkçıların “pis zenci” karakteri, Alman neo-Nazilerin “pis Türkler” söylemi hızla Türkçe’ye tercüme edilip İttihatçı ve Kemalist komitacı gelenekten tevarüs edilen “pis Arap” söylemiyle ete kemiğe büründürülebiliyor. Kısa bir süre öncesine kadar Kürtlere yöneltilen bütün çirkin vasıflar son birkaç yıldır fazlasıyla Suriyeli muhacirlere bir yafta gibi yapıştırılıyor. Filmi biraz sarınca Bulgaristan’ın sınırdışı ettiği Türklere, biraz daha geriye sarınca Boşnak, Pomak, Arnavut, Tatar, Özbek, Azeri muhacirlere üç aşağı beş yukarı benzer yaftaların yapıştırıldığını hatırlamak çok kolay ama hiç de hoş değil. Aynı sahne tekerrür ediyor sadece nefret unsuru aktörler değişiyor. Neden aynı yere geliyoruz? Zaaf noktaları hiç değişmiyor çünkü.

Almanya ve Fransa başta olmak üzere milyonlarca Türkiye vatandaşı Avrupa’da çalışıyor, okuyor, seyahat ediyorken hangi ırkçı-faşist sloganlarla nefret unsuru haline dönüştürülüyorsa benzeri süreçler Türkiye’de Suriyeli muhacirlere uyarlanıyor. Aşırı sağcı-ırkçı poltik figürler bağlamında Hollanda’nın Geert Wilders’i, Fransa’nın Marine Le Pen’i, Macaristan’ın Viktor Orban’ı gibi Türkiye’nin Sinan Ogan’ı, Ümit Özdağ’ı, Lütfi Türkkan’ı da aynı misyonu ifa ediyorlar. İYİ Parti’nin bu tutumu sayesinde CHP söylemini biraz yumuşatıp geri çekme kurnazlığını gösterdi elbette. Ancak Kemalist-sol cephe ile İYİ Parti kadroları Suriyeli muhacirlere yönelik nefret ve düşmanlık tavrını tırmandırmak hususunda aynı paydada hareket ediyorlar. 

Şeytan ve Dostlarıyla Aynı Safta Değiliz

Hayır, mesele basit ve tekil olarak Tayyip Erdoğan düşmanlığının bir yansımasından ibaret değil. Tepeden tırnağa ideolojik düşmanlığın tezahürüdür. Arap ve İslami kimlik sahibi olmak, seküler Arap nasyonel sosyalizmini temsil eden Esed rejimine İslami kimlikle muhalefet etmek bu nefret ve düşmanlığın en başat sebebidir.

Faşistin Alman’ı, Fransız’ı, İngiliz’i, Ermeni’si neyse Türk’ü, Kürt’ü, Arab’ı, Fars’ı da odur. Hepsi birden birbirinin ve şeytanın dostları ve kardeşleridir. Tabii kimse ırkçıyım, faşistim, yabancı düşmanıyım demiyor, diyemiyor. Hepsi ulusalcı, milliyetçi, vatansever, Atatürkçü, solcu-sosyalist gibi sıfatlarla insanlığa karşı işleyegeldikleri iğrenç suçlarını gizlemeye girişiyorlar. Lafa gelince hepsi hak hukuk, insan sevgisi, misafirperverlik, cömertlik, civanmertlik üzerine masal anlatıyorlar lakin pratikte cimrilik, görgüsüzlük, ödleklik, tekebbür gibi her türlü çirkinliği sergilemekten imtina etmiyorlar.

Devamı: https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/kenan-alpay/muhacir-nefretini-nasil-tedavi-edecegiz-29086.html

Bu haber toplam 53 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim