Kerem Kınık: ‘Kızılay Demek Mutluluk Demektir’

Fatma Gülşen Koçak

Her zorluktan sonra Mazlumların mağdurların yanında olan yaralıların yarasını saran yetimlerin yüzünü güldüren ihtiyaç sahiplerine gerçek bayramı yaşatan Kızılay’ın Genel Başkanı Kerem Kınık ile yaptıkları hayırlı bereketli çalışmaları bayram sevinci içinde konuştuk.

Fatma Gülşen Koçak

Kızılay gündem olmaya gündem oluşturmaya başladı. Kızılaydaki bu yükselişin arka planında neler var?

-Öncelikle tüm okurlarınızın Mübarek Ramazan Bayramını kutlayarak başlamak isterim sözlerime. Kurumlar sadece binalar, o binalarda çalışan insanlardan oluşmuyor. Kurumların bir ruhu, kurumsal kişiliği de var. Kızılay 150 yaşına girmeye hazırlanan, “genç cumhuriyetten” daha yaşlı bir iyilik kurumumuz. Kurumların bir kimliği var ancak, o kimlikle çelişmeyecek şekilde Kurumu yönetenlerin de kattığı bir vizyon, bir tarz var. Ekibimizle birlikte Kızılay’a biçtiğimiz bir rol, onu ulaştırmak istediğimiz bir hedef var. Bugün sizin de sorunuzda belirttiğiniz, sokakta da bizi görünce vatandaşlarımızın söylediği “Kızılay çok değişti” sözünün altında yatan şey; bu vizyonunun  hayata geçmeye başlamasıdır diye düşünüyorum. Açıkçası daha kafamızdakinin, stratejik hedef olarak önümüze koyduklarımızın yarısını bile gerçekleştirmeden böyle algılanmamız bizi çok motive ediyor.

kizilay2.jpg

Planlarımızın geri kalanını da hayata geçirdiğimizde ise torunlarımıza anlatacağımız çok daha güzel hikayelerimiz olacak inşallah. Daha çok mazlumun, mağdurun yarasını daha hızlı saracağız. Başı dara düşenler hiçbir kaygı duymadan, “Kızılay var, oraya giderim” diyecek. 

Yükselişin arka planında, stratejik bir hedef koymak, o hedefe gidecek yolu iyi tarif etmek ve tüm bunları inanan bir kadro ile yapmak var. Naçizane işleri oluruna bırakmaktan pek hoşlanmam. Göreve geldiğimizde ilk yaptığımız 2023 stratejik planını oluşturmak ve 6 bin 500 çalışan ve yüzbinlerce gönüllü üye ile paylaşmak oldu. Şimdi o plandaki adımları bir bir hayata geçiriyoruz.  Kızılayımızı milletiyle daha barışık, toplumun tüm kesimlerince kucaklanan bir yardım çınarı haline getirmeye gayret ediyoruz.

Kızılayı bilinenlerin dışında fazla bilinmeyen yönleri ile anlatır mısınız?

Yaptırdığımız son kamuoyu araştırmasından da görüyoruz ki Kızılay denince milletimizin zihninde çadır ve kan imgeleri canlanıyor. Milletimiz Allah göstermesin bir afetin ardından Kızılay’ın kendilerine çadır vereceğine, battaniye vereceğine, bir kap yemek vereceğine inanıyor. Hastası, yaralısı varsa Kızılay’ın ihtiyaç olan kanı ne yapıp edip bulacağına inanıyor. Ancak dediğiniz gibi Kızılay sadece bunlar değil. Hatta bunlardan afet hizmetleri olağan günlerde en az uğraştığımız işlerimiz arasında yer alıyor. Kan hizmetleri için aynı şeyi söyleyemem. Bizim hergün yaklaşık 11 bin ünite gönüllü kan bağışı almamız, onların testlerini yapmamız ve hastanelere ulaştırmamız gerekiyor. Gerçekten 7 gün 24 saat zorunlu olarak yapmamız gereken işlerden biri bu. 

kizilay3.jpg

Ama Kızılay sadece bunlar değil. Kızılay’ın tüm Türkiye’ye yayılmış yüzlerce şubesi var. Şubelerimizin kapıları hergün yüzlerce ihtiyaç sahibi tarafından çalınır. Türlü türlü ihtiyaçlar için çalınan bu kapılardan hiç kimse boş gönderilmez. Öğrenci evlerimizde binlerce kardeşimiz Kızılay şefkatiyle okullarına devam ederler, yaşlı konukevlerimizde büyüklerimiz Kızılay şefkatiyle huzurlu bir dönem geçirirler. Aşevlerimiz yaklaşık yüz yıldır her gün binlerce ihtiyaç sahibine sıcak yemek verir. Hastanelerimiz, tıp merkezlerimiz “ben hastayım ve param da yok” diyen herkese yardım eder. Yaklaşık 1 milyar kişi her yıl bizim Kızılay Madensuyumuzdan içer ve her şişede ihtiyaç sahibine yardım etmenin huzurunu yaşar. Evlenmek isteyene de, cenazesi olana da, sünnet törenine de Kızılay eşlik eder. 

Kızılay dünyanın hangi bölgelerinde hangi  etkin çalışmalara imza atıyor?

Yukarıda kısaca sözünü ettiğim 2023 strejik hedeflerinden yeniden bahsetmem gerekirse; Kızılayımız “milleti ile daha sıkı bağlar  kurmuş” ama çalışmalarının büyük bölümünü yurt dışındaki ihtiyaç sahiplerine kaydırmış bir kurum olacak gelecekte. Bunun iki nedeni var. Birincisi ülkemizde artık “daha sosyal” bir devlet var. Devletimiz ülkemizde hiç kimseyi aç ve açıkta bırakmamak için ciddi bir organizasyon değişikliğine gitti ve ev evkimin neye ihtiyacı olduğu biliniyor, o ihtiyaç karşılanıyor. Bu noktada Kızılay’a yurt içinde – Allah göstermesin olağanüstü bir durum olmadığı sürecek- düşen görev günden güne azalıyor.

İkincisi; bizim bir “gönül coğrafyamız” var. O coğrafyalardaki kardeşlerimizin ayağanı diken batsa bizim canımız yanar. O kardeşlerimizin başlarına gelen her olumsuzluktan sonra yönlerini döndükleri yer Türkiye’dir. Biz bunu tüm çalışmalarımızda görüyoruz. Balkanlardaki kardeşlerimiz de Türkiye’ye döner, Pakistan’daki, Bangladeşteki kardeşlerimizde, Filistin’dekiler de Türkiye’ye bakar, Somalidekiler de… Onun için biz bu coğrafyalarda daha etkin bir çalışma yürütmeye çalışıyoruz. Suriye’ye yönelik çalışmalarımızı uzun uzun anlatmayacağım. 3 milyon misafirimize yurt içinde, yaklaşık 4.5 milyon Suriyeliye de kendi vatanlarında her türlü hizmeti veriyoruz.

Somali, Sudan, Yemen gibi bölgelerde çok ciddi çalışmalarımız var. Bu üç ülkede de kalıcı delegasyonlarımız var. Hem açlıkla hem hastalıklarla mücadelede yardımcı oluyoruz. Filistin’de Kızılay Kızılhaç hareketinden daimi tek delegasyon Kızılayınkidir. Onları hiç yalnız bırakmıyoruz. Pakistan’da büyük depremden beri 10 yıldan fazladır hiç ayrılmadan çalışma yapıyoruz. Irak’ta savaşın başından beri varız ve hergün yüzlerce ihtiyaç sahibinin derdine derman olmaya çalışıyoruz. Çalışmalarımız daha da gelişerek devam edecek. Allah ve milletimiz bize güç verdiği sürece…

Yardım derneklerinin çoğalmasını nasıl karşılıyorsunuz? Devlet tarafından yeterli denetim oluyor mu?

Yardım derneklerinin çoğalması bizi mutlu ediyor. Tabiri caizse bu hem yardımseverlerimiz için alışveriş ettikleri iyilik dükkanında daha fazla çeşit anlamına geliyor hem de iyilik ülkemizin iyilik ihracatını artırıyor. Biliyorsunuz Osmanlı bir Vakıf medeniyetiydi. Göçmen kuşların susuz kalmaması için bile ecdadımızın vakfettiği mallar, bunun için oluşturduğu yapılar vardı. Biz isteriz ki her alanda yardım derneği kurulsuz, bir mağdurun yarasını da onlar sarsın. Elbette bu noktada uzmanlaşma ve sektörel öz-denetim ve kamu denetimi çok önem kazanıyor. Yardım alanı kar beyaz bir alandır. Buraya düşen bir leke sadece bir derneği değil tüm yardım iklimini lekeler. Bunun için hem derneklerin hem devletimizin azami özeni göstermesi gerekiyor. Öyle olduğunu da düşünüyorum. 

Biz Kızılay olarak tüm bu derneklerin afet, insani yardım ve halk sağlığı alanında amiral gemisi konumundayız. Paydaşlarımız bizden ne zaman ne tür bir destek isterlerse elimizden geleni yapıyoruz. Kimisi Suriye’de yemek vermek istiyor, destek oluyoruz. Kimisi Afrika’da sağlık hizmeti vermek istiyor, destek oluyoruz. Hep destek olmayı da sürdüreceğiz. 

kizilay4.jpg

Türkiyedeki yardım dernekleriyle koordineli çalışmalar yapılıyor mu? Böyle bir kordine gerekli mi? Mesela aynı bölgede birçok kurumun aynı aynı hizmeti vermesindense bir bölge ve görev dağılımı yapılabilir mi?

Bu soru aslında insani yardım alanının en can alıcı sorularından biridir. Elbette ki koordineli bir çalışma şarttır. Türkiye 1999’da tarihinin en büyük acılarından birini yaşadı. Büyük Marmara depreminde binlerce canımızı yitirdik. Gerek dernekler gerek bireyler ellerinden geleni yapmaya çalıştı. Ama görüldü ki ulaşımı nispeten kolay yerlere yardım yağarken, ulaşımı zor olan yerlere bir kap yemek bile zor ulaştı. Kimi yerlerde sağlık hizmeti gereğinden fazla iken kimi yerlerde insanlar bu hizmete ulaşamadı. Bunun için Devletimiz afet alanında yeni bir yapılanmaya gitti. AFAD kuruldu.

AFAD’ın temel görevi aslında Türkiye’deki afet kapasitesini koordine etmek. Büyük ölçüde de bu başarıldı. Ancak tüm yardım kuruluşları aynı amaçla çalışmamalı bana kalırsa. Uzmanlaşmaya gidilmeli. Kimisi temiz içme suyu konusunda uzman olmalı, kimi sağlık hizmetinde, kimi barınmada, kimi beslenmede. Bu yönde de bir gidiş görüyorum ve seviniyorum. Biz de Kızılay olarak alanda verimliliği sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Çok şükür ki Kızılayımızın konumu da daha net oturuyor. Alana gelen dernek Kızılay ile temasa geçip neler yapabileceğini soruyor artık.

Kızılay Başkanlığınız süresindeki yaşadığınız onlarca hatıra vardır. Örnek olması açısından en çok etkilendiklerinizi paylaşır mısınız?

Kızılay’daki bu kıymetli görevimden önce bildiğiniz gibi Yeryüzü Doktorları Derneğinde görevlerim oldu uzun zaman. İnsanların çok küçük dokunuşlarla hayatlarının nasıl değiştiğine yaptığım her şahitlik beni çok mutlu eder. Bir hekimin sadece bir dokunuşuyla hayata bambaşka bakan insanların yüzündeki o mutluluk anlarını unutamam. 

Kızılay’da da onlarca hatıra birikiyor elbette. Ancak ben sizlere gerçekten unutamadığım ve unutmayacağım bir hatıram olan Halep’ten tahliyeler konusundaki çalışmamızdan kısaca bahsetmek isterim. Halep’te muasara altındaki binlerce kişiyi kurtarmak için geçtiğimiz aylarda gerçekten ‘kelle koltukta’ bir çalışma yürüttük İHH ile birlikte. Binlerce kişi otobüslere bindirildi. Onlardaki heran her şey olabilir tedirginliğini gözlerinde gördüm. Zira yolun sağında solunda onların ‘düşman’ diye tarif ettiği gruplar elleri tetikte bekliyordu. 

Nitekim zaman zaman korkulan oldu. Provakasyonlar yapıldı. Otobüsler tarandı, yakıldı, yüzlerce Halepli hayatını kaybetti. Hemen üç adım ötede bunlara şahitlik etmek acıydı. Ama onbinlercesi de tahliye edilebildi . Mutluluk da buydu…

Bu bayramda on binlerce insana bayram sevinci  yaşattınız. Bayramdaki bu mutlulukları paylaşır mısınız?

Kızılay demek aslında ‘mutluluk’ demek. En zor anında bir insanın, omzuna konulan bir el demek. Biz bayram öncesi de bunu yaşatmaya çalıştık. Ben şahsen İdlip Kırsalında kurduğumuz 12 yetimhaneyi ziyaret ettim. Oradaki yavrularımıza bayramlıklarını dağıttık, birer oyuncak verdik, onlara artık onların anne ve babalarının bizler olduğunu ve onları koruyacağımızı hissettirmeye çalıştık. Bir evlat sıcaklığıyla boyunlarımıza sarıldılar. Gözlerimiz doldu. Oradan Cizre'ye geçtik kardeşlerimizle kucaklaştık oradan da Gazze’ye, dünyanın en büyük hapishanesine geçtik. Orada da bizim desteklediğimiz bir yetimhanemiz var. El Emel yetimhanesindeki evlatlarımıza bayramlıklarını verdik. Bayram çocuklar gülüyorsa bayramdır. Onlar için yeni bir pabuç yeni bir kıyafettir bayram. Sabah ilk kez giyecekleri bu yeni kıyafetlerine bakarak sokaklarda yürümeleridir. Kendi çocukluğumdan hatırladığım bu tadı onlara da yaşatmak en büyük gayem. Pakistan’da, Bosna’da, Musul’da, Somali’de onbinlerce çocuğun bayramlığını hediye etmekten daha büyük bir mutluluk ve huzur bilmiyorum.

Bayramı siz nasıl yaşarsınız bayram duygularınızı alabilir miyiz?

Bayram bireysel olarak insanın akrabaları ile tarihi ve kültürü ile bağlarını sağlamlaştıran ve herkesin hoşlandığı günler. Yanısıra bizler için de topladığımız yardımlarla yaptığımız çalışmalarla insan ıstırabını bir nebze de olsa hafifletmek için çalıştığımız bir ayın insan yüzüne çizdiği mutluluk resimlerini seyrettiğimiz en güzel zamanları.

Kızılay'ın gelecekteki hedeflerinden bahseder misiniz?

Kızılay hali hazırda dünyanın en büyük 5 Ulusal Derneğinden biri durumda. Uluslararası Kızılay-Kızılhaç Dernekleri Federasyonu’nun yönetim kurulu üyesiyiz. Federasyonun Yönetim Kurulu toplantısını bu yıl Türkiye’de yapacağız Büyüklüğümüzle orantılı daha büyük pozisyonlar için adaylığımız olacak. İnşallah insani yardım dünyasında daha belirleyici bir pozisyon istiyoruz.

Gerek Kızılay olarak gerekse Türkiye olarak bunu hak ediyoruz. Son araştırmada gösterdi ki Türkiye insani yardımda milli gelirine oranla en cümert ülke. Bu cömertliğin bir karşılığı olmalı. O karşılık da Türkiye tipi yardımın tüm dünyada yaygınlaşmasıdır bize kalırsa. Daha az idari harcama daha fazla ve daha hızlı insani yardım. Milletimizle bağımızı daha da güçlendireceğiz. Gelir getirici kaynaklarımızı artırmak istiyoruz ki daha fazla insana yardım edelim. Bunun için Madensuyumuzun yanına bir de Kızılay markalı içme suyu koymak istiyoruz. Bağışlarla gelen gayrimenkulleri daha etkin değerlendireceğiz. Çadır üretim atölyemizi geliştirip ihracatımızı artıracağız. Gençliğine büyük önem veriyoruz. Gönüllü sayımızı kesinlikle tarihimiz ve büyüklüğümüzle orantılı bir noktaya getirecek. 

Bu yazı toplam 200 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim