Konya Şubesinde Ahmet Haşim Konuşuldu

Konya Şubesinde Ahmet Haşim Konuşuldu

Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi’nin Konya Büyükşehir Belediyesi ile ortaklaşa düzenlediği programın bu haftaki konuğu Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu üyesi Doç. Dr. İbrahim Demirci “Bülbül ile Karga Arasında Ahmet Haşim” başlığıyla, şiirleriyle 20'nci yüzyılın ilk çeyreğini etkilemeyi başaran şair Ahmet Haşim’in edebiyatımızdaki etkilerini anlattı.

AKŞAM ŞAİRİ ve BÜLBÜL ŞAİRİ

Türk edebiyatında “akşam şairi” olarak bilinen, edebiyatta ‘Sanat için sanat’ anlayışını benimsemiş, toplumsal konularla pek fazla ilgilenmemiş, şiirlerinde daha çok serbest müstezat nazım biçimini kullanmış, aruz ölçüsüyle yazdığı şiirlerinde çocukluk anıları, aşk ve tabiat şiirlerinin başlıca temaları olmuş, heceyi musiki açısından yetersiz bulduğu için kullanmamış; fakat imge ve iç ahenk bakımından çok zengin eserler bıraktığını ifade eden İbrahim Demirci; “Sanki Ahmet Haşim’i ‘Akşam Şairi’ olarak okumanın yanında onu ‘Bülbül Şairi’ olarak da ekleyebileceğimizi düşünüyorum. Arkasında iki tane şiir kitabı bıraktı; Piyale ve Göl Saatleri. Göl Saatleri’nin bir bölümü göl kuşlarıdır. Yarasalar dâhil pek çok kuştan bahseder. Kuğulardan Baykuşlardan bahseder. Bunu mitolojiyle de ilişkilendirebiliriz. Çünkü Ahmet Haşim Güzel Sanatlar Akademisinde Mitoloji Hocası olarak görev yaptı. Öğrencilerinin tanıklığına göre Ahmet Haşim, Yunan tanrılarını ve tanrıçalarını kendi ailesinin fertlerinden daha iyi bilirdi, deniliyor. Bu bize Ahmet Haşim’in kültür kaynaklarının İslâmî kaynaklardan ziyade batı kaynakları ve mitoloji olduğunu gösteriyor. Ama Batıyla sınırlı kalmamış, Çin kültürüne de gidiyor, Japon şiirine ve sanatına da ilgi duyuyor.”dedi.

HAŞİM SİYASÎ İKBAL PEŞİNDE DEĞİLDİ

ahmet-hasim-3.jpgAhmet Haşim’in Japonların bir eserini ‘Çaynâme’ adıyla Türkçeye kısmen çevirip yayınladığını, dolayısıyla sadece batıya değil doğuya da ilgisi olduğunun altını çizen Demirci; Haşim’i doğunun ve batının üstünde bir sanatçı olarak şair duyarlılığı gelişmiş ve şiirini herhangi bir şekilde şahsî menfaatlere, siyasî ikbâl hesaplarına âlet etmemiş olmasıyla da anmak gerekiyor. Özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında herkesin iktidardakilere övme yarışına soyunduğu bir dönemde Ahmet Haşim ve Yahya Kemâl bu yarışa katılmayan, sanatın ve şahsiyetin izzetini muhafaza etme dikkatini göstermiş özgün şahsiyetlerdir.” dedi.  

 Konuşma sonrasında Doç. Dr. İbrahim Demirci’ye günün hatırasına hocaların hocası lakabıyla bilinen emekli Halk Kültürü hocası Prof. Dr. Saim Sakaoğlu Katılım Belgesi’ni takdim ederek şöyle dedi: “Bir hoca ile öğretmen olmuş ve üniversite hocası olmuş bir öğrencimle bir aradayız. Bizim bir mutluluğumuzun olması lazım. Ben üniversite hocalığından emekli oldum. Öğrencim İbrahim Bey de üniversite hocalığından bürokrasinin üst makamlarından bir yerde devletimize, millî eğitimimize hizmet ediyor. Öğrencimin Millî Eğitim Talim ve Terbiye Kuruluna atanması beni son derece sevindirdi.”   

Toplu fotoğraf çekiminden sonra program sona erdi.

ahmet-hasim-1.jpgahmet-hasim-4.jpg

 
Bu haber toplam 85 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim