• İstanbul 10 °C
  • Ankara 11 °C

“Mabedsiz şehir”den Ankara’nın 100. katına modernlik!

D. Mehmet DOĞAN

Modernliği yanlış anlayan sadece müfrit batıcılar mı? Kendini “islâmcı” olarak tanımlayanların da onlarla yarışa kalkışmasına ne demeli?

Türkiye 1. Dünya Savaşından sonra uluslararası sistemin dayatmaları doğrultusunda yeni bir mecraya girdi. Batı’nın düşmanı islâmiyetten kaçarak farklı bir kimlikle varolabilme iddiası tek partinin ideolojisidir. Bu bir “mağlubiyet ideolojisi”dir. Mağluplar galipleri taklit ederler, bu kılık kıyafete kadar sirayet eder. Onların dinlerine girmek en kestirme çözümdür, ama bu yapılamayacağı için “laiklik” dinine intisab edilir...

Osmanlı sonrası Türkiye Osmanlı’nın yücelttiği değerleri redde mecburdu. İstanbul’u fetheden Osmanlı payitaht olarak bu dünya merkezi şehri seçti. Osmanlı sonrası bu şehrin başkent olması mümkün değildi. Ankara başkent değil, ama makarr-i idare (idare merkezi) yapıldı. Ankara’yı idare merkezi yapanlar, onun binlerce yıllık köklü geçmişini, hele de Selçuklu ve Osmanlı arkaplanını ve İstanbul’un fethinde mühim rolü olan Hacı Bayram’ı ve Bayramiliği yok saydılar. Şehri yoktan var ettiklerini iddia ettiler.

Ankara 30-40 bin nüfuslu bir şehirken 130 kadar cami ve mescide sahipti. Köklü Ankara’nın on katı nüfusa sahip yeni Ankara mabedsiz şehir olarak inşaa edildi ve bununla öğünüldü...

Bu yanlış bir modernlik tezahürü idi.

Gerçek modernlik, kökleri üzerinde yenileşmekle mümkündür. Taklitçi modernlik ise, köklerden kaçarak kendini ortaya koyar.

Mabedsiz şehir yapmak, işte bu sahte modernlikten başka bir şey değildi.

Ankara 1950’den sonra yeni şehir kesiminin mabedsiz şehir kimliğini tedricen değiştirdi. Maltepe, Cebeci, Çankaya, Kocatepe camileri mabedsiz şehir iddialarına nanik yapmaktı...

Yeni (bazıları onlara “islâmcı” diyor) modernistler ise şehirlerin merkezlerine yüksek katlı kuleler dikerek varlıklarını ilân ediyorlar.

Bursa’da Ulu Camiie birkaç yüz metre mesafede 30-40 katlı beton bloklar yükseltiyorlar.

İstanbul’un surlarının dibine silüeti kirleten bilmem kaç katlı apartımanlar  yapıyorlar.

Ankara’da bu vahşi modernlik henüz tam görünür hale gelmemişti. Az kalmış, geçenlerde bir dostum, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin hemen bitişiğine, yani eskiden EGO Genel Müdürlüğü ve şehirlerarası otobüs terminalinin bulunduğu yere yüzer katlı bloklar yapılacağının müjdesini verdi. Bu maksatla devasa çukurlar açılmıştı!

Ne kadar sevindirici değil mi?

Şehrin meydanına dinozor heykeli dikmek ne kadar sevindiriciyse, Ankapark ucubesini, milleti tirilyonluk borçlara batırarak dünyanın en büyük eğlence merkezi olarak yapmak ne ölçüde sevince gark ederse, bu yüz katlı binalar da o kadar sevindirik yapar.

Cumhurbaşkanımız her fırsatta dikey yapılaşmadan yatay yapılaşmaya gecilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Kime acaba? Bu sözü kimler yere düşürüyor? Hayır, ayaklar altına alıyor! Ayaklarının altına almakla kalmıyor, üstünde tepiniyor!

Yatay yapılaşma hemen şimdi! Hele de şehir merkezlerinde!

Ankara’nın göbeğine yüz katlı ucubeler dikilmesine karşı tepkimizi ortaya koyalım!

İşin tuhafı, bu projenin görevden uzaklaştırılan eski başkanın devrinde yapılması. Eski başkan gitmek zorunda kaldı ama onun projeleri birileri tarafından bütün vahşetiyle sürdürülüyor.

Peki Ankara’ya olmadık kötülükleri yapan sabık başkan nerelerde?

Şu sıralarda hiç sesi soluğu çıkmıyor. Sanal ortamda bile!

Fakat onun Ankara Büyükşehir Belediye başkanının Sıhhiyedeki lojmanına yerleştiği ve önümüzdeki dönemin siyasetini buradan yöneteceği söyleniyor.

Doğru mu, yanlış mı?

Kulağımıza çalınan bu, yanlışsa birileri düzeltir.

Doğruysa, yeni başkanımız gerekeni yapar herhalde!

*

Bu kadar büyük çukur, eğer bu işleri yapanların davaları varsa, o davalarının mezarı olabilir ancak. Diktikleri yüz katlı kuleler de kabir taşları!

*

Yüz katlı ucubeler nereye dikilecek?

Eski hipodromun karşısına, Büyükşehir Belediye binasının bitişiğine, Tren garının ve Anıtkabir’in bir kaç yüz metre yakınına...

Bu yazı toplam 147 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim