• İstanbul 25 °C
  • Ankara 29 °C

Mağcan Cumabayulı Ödülü Çevresinde Şair Mustafa Özçelik’le Bir Söyleşi

Mağcan Cumabayulı Ödülü Çevresinde Şair Mustafa Özçelik’le Bir Söyleşi
Türkiye Yazarlar Birliği tarafından iki yılda bir düzenlenen Türkçenin Uluslararası Şiir Şölenleri’nin 12.sinde Türkistan’da Mağcan Cumabayulı ödülü Türkiyeli şairlerden Mustafa Özçelik’e verildi.

Mustafa Özçelik’le ödül çevresinde ödülleri, Mağcan Cumabayuli ve Ahmet Yesevi’yi konuştuk.

Piri Türkistan Ahmet Yesevi’nin memleketi Yesi şehrinde  Mağcan Cumabay ödülünü aldınız. Tebrik ediyoruz.  Ödülle ilgili görüşlerinizi almak isteriz önce?

Bir şair olarak takdir görmek elbette sevindirici bir olay. Ama bu sevincimin iki özel sebebi daha var. İlki ödülün Türkistan’da Ahmet Yesevi yurdunda onun adına kurulan bir üniversitede almış olmam, diğeri ise Mağcan Cumabayulı adına verilmiş olmasıdır. Biliyorsunuz en çok ilgilendiğim, haklarında kitaplar yazdığım isimlerin başında Yunus Emre ve Mehmet Akif Ersoy gelir. Malum, Yunus Emre, Anadolu coğrafyasında Ahmet Yesevi yolunun takipçisi olan bir şair/derviştir. Mehmet Akif ise Mağcan Camabayulı gibi hürriyet mücadelecisi bir vatanseverdir. Onların bu özellikleri dikkate alındığında bu ödülün benim için neden çok anlamlı olacağı daha kolay anlaşılacaktır. Ama samimiyetle söylüyorum ki bu ödül söylediğim bu özellikleri itibariyle benim için çok değerli olmakla birlikte ben asıl ödül olarak bu coğrafya gelmiş olmayı görüyorum. Bu, Yunus Emre ile ilgili alakamdan dolayı çok ama çok arzu ettiğim bir ziyaretti. Dünya gözüyle Yesevi toprağını görmek, mescidinde iki rekat namaz kılabilmek, ondan kalan hatıralara tanıklık etmek benim için son derece özel değer taşıyan bir durumdu. Bunların hepsi gerçekleşti. Nasip ettiği için Cenab-ı Hakk’a ne kadar şükretsem azdır. Vesile oldukları için de Türkiye Yazarlar Birliğine ayrıca çok teşekkür ediyorum.

 Mağcan Cumabayalu kimdir? Türkistan için nasıl bir anlam ifade ediyor ?

Magcan Cumabayulı Çarlık Rusya’sının işgal günlerinde 1893’te Kazakistan’ın Akmola bölgesinde doğmuş, Kazak edebiyatının büyük şairlerinden biri ve büyük fikir ve dava adamıdır. Hürriyet âşığı, coşkulu şairdir. bir şairdir. Komünist devrimi sırasında Türkistan’da hürriyet adına şiirleri, yazıları ve kurduğu mücadele teşkilatıyla mücadele veren önemli bir vatanseverdir.  "Ey yüreğim benim ne suçum var/Bu milleti sen sev dedin, ben de sevdim" diyebilecek ölçüde bir vatan ve millet sevdalısıdır. Bu sebeple hapis yatmış ve sonunda 45 yaşlarındayken, 11 Şubat 1938 tarihinde Komünist sisteme boyun eğmediği için Stalin’in emriyle kurşuna dizilerek şehit edilmiştir. Diğer yandan Mağcan’ın Türkiye için de özel anlamı daha var. O, bir yandan kendi vatanındaki mücadelesini sürdürürken Türkiye Türklerinin İstiklal Savaşını da yakından takip eden bir isimdi. Kurtuluş Savaşı başladıktan sonra ülkesini dolaşarak toplayabildiği para ve değerli eşyaları Moskova’da Türk Büyükelçisine teslim etmiş ve bununla da kalmayarak bu davaya destek vermek amacıyla 1918/1919 yılında hapiste iken “Uzakta ağır azap çeken kardeşim/Solmuş laleler gibi kuruyan kardeşim/Etrafını sarmış düşman ortasında/Göl gibi gözyaşı döken kardeşim” dörtlüğüyle başlayan “Alıstaki Bavrıma” (Uzaktaki Kardeşime) adlı şiiri ile Türkiye-Kazakistan kardeşliğinin simgesi haline gelmiştir. Türkiye’den bu şiire bir cevap verilmesi elbette lazımdı. Geç de olsa bu gerçekleşti. Feyzullah Budak tarafından 83 yıl sonra 2002 ‘de “Uzaktan azabımı bilen kardeşim/Sevgisiyle gözyaşımı silen kardeşim/Özü amansız düşman ortasında/Gönlünü derdime bölen kardeşim” dörtlüğüyle başlayan “Mağcan’a Cevap” şiiri yazılmış oldu. Bu vesileyle Feyzullah Budak’a da teşekkür ederim. Gerek Mağcan’ın gerekse ona cevap olarak yazılan Budak’ın şiirleri Türkiye Türkleri ile Kazak Türkleri arasındaki kardeşlik münasebetlerinin daha da geliştirilmesi adına iyi bilinmeli ve yaygınlaştırılmalıdır.

Türkçenin 12. Uluslar arası Şiir Şöleni’nin düzenlendiği Türkistan’da verildi ödül.TYB’nin 12.sini düzenlediği şiir şölenleri hakkında neler söylemek istersiniz?

Türkçe’nin Uluslararası Şiir Şöleni 1992’de Türkiye’de Bursa ve Konya’da yapılan etkinliklerle başladı.  Kazakistan, Türkmenistan, Kıbrıs, Fransa, Kırım, Makedonya, Azerbaycan, Kosova, Kırgızistan ve Tataristan’la devam etti. 2017 Aralık ayı sonlarında ise Türkistan’da 12. si gerçekleştirildi. Bu şölenler vesilesiyle dünyanın dört bir yanından yüzlerce şair bir araya gelip tanışma, görüşme ve konuşma fırsatı buldular. Birbirinin yazdıkları şiirler hakkında bilgi sahibi oldular. Farklı devletlerde yaşayan bu şairlerin Türkçe şiir ortak paydasında buluşmaları son derece önemli bir olaydır.  Yine büyük ödüllerin geçmişe yaşayan Ali Şir Nevai; Fuzuli, Nesimi, Şeyh Galip, Mehmet Akif, Arif Nihat Asya gibi önemli ve büyük şairler adına verilmesi de bu büyük isimlerin yeniden hatırlanması ve gündeme gelmesi açısında da önem taşımaktadır. Böylece bu şölenler vesilesiyle Türk şiiri geçmişi ve bugünü itibariyle de gündeme gelmiş olmaktadır. Yine her şölende yapılan şiir atölyeleri ile Türkçe şiirinin meseleleri de konuşulma imkânına kavuşmuş oldu.

Ödüller hakkında olumlu olumsuz pek çok yorum yapılıyor. Siz bu ödüllerle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Meseleye önce bu ödül bağlamında bakalım. Türkçe’nin bu şölenlerde verilen büyük şiir ödülleri bir şairin herhangi bir şiirine verilen bir ödül değildir. Bu ödüller şairlerin şiire verdikleri emek ve bu işte devamlılıkları dikkate alınarak veriliyor. Tabi şiirlerinin tarz ve içerikleri de dikkate alınıyor. Meseleye böyle bakınca şunu söylemeliyim. Benim ilk şiirim 1975 yılında Gelişme dergisinde yayımlandı. Ödülü 2017’de aldığıma göre ortada 42 yıllık bir emek var. Ayrıca bugüne kadar 8 şiir kitabım yayımlandı. İşte bu emeğin görülüp takdir edilmesi sevindirici bir olaydır. Bu yüzden bu ödülü bir yarışma sonucu verilen ödüllerden ayrı tutmak bir hakkı teslim ve takdir manasında görmek gerekir. Meseleye genel manada baktığımızda ise ödüllerin lehinde aleyhinde çok şey söylenebilir. Sonuçta değerlendirenler de insandır. Objektiflik sorunu yaşanabilir. Ama sonuçta bir ödül gerek şairi için gerekse veren kurum ve daha genelde edebiyat dünyamız için olumlu sonuçlara vesile olacak bir olaydır. Düşünün bu ödül vesileyle Türkiyedeki şairlerimizin gündemine Mağcan Cumabayulı ismi bir kere daha girmiş oldu. Keza bu son şölende iki şair adına daha ödül verildi. Hüseyin Baykara ödülünü Atantay Akbarov (Kırgızistan), Mahmut Abdülbâki (Bâki) ödülünü ise Ramis Aymet (Tataristan) aldı. Böylece Baki ve Hüseyin Baykara da o ülkelerde tekrar hatırlanmış oldu.

Hoca Ahmet Yesevi’nin manevi olarak beslediği, talebeler yetiştirdiği Türkistan topraklarında aldınız ödülü. O’nun hikmetli sözlerinden istifade eden bir şair olarak, Ahmet Yesevi Hazretleri hakkında neler söylersiniz? Hoca Ahmet Yesevi gerek bu topraklarda yaşayan, gerekse talebelerinin ulaştığı diğer Müslüman topluluklarda nasıl bir etki bırakmış?

Biraz önce de söylediğim gibi ödülü Türkistan topraklarında almış olmam benim için bir şükür vesilesidir. Gerek Ahmet Yesevi gerekse Yunus Emre benim de en önemli beslenme kaynağımdır. Hiçbir şairin bu iki isme ilgisiz kalması zaten düşünülemez. Çünkü Ahmet Yesevi Hazretleri Türk Tasavvuf Hareketinin ve bu bağlamdaki Türk şiirinin başlangıç noktasıdır. Ser çeşmesidir. Kaynaktır. Hikmet adını verdiği şiirleri ile Türkistan ve çevresini irşad eden bir mürşiddir. O tebliğ ve irşadını bu bölgeyle de sınırlamamış, Anadolu’ya gönderdiği dervişlerle bu coğrafya’nın ve Balkanların da Türkleşmesinde ve Müslümanlaşmasında en çok rolü bulunan bir isimdir. Böylelikle Türkistan, Anadolu’ya, Anadolu ise Balkanlara bağlamış çok geniş bir coğrafyada bize ait bir dil, kültür ve inanış hayatı meydana gelmiştir. Bugün de Türkistan coğrafyası ve civarı onca zulüm, işgal ve baskıya rağmen hâlâ Müslüman ve Türk bir coğrafya ise Timur'un yaptırdığı Ahmet Yesevi türbesinden yayılan bu ışık sayesindedir. O yüzden gerek şiir gerekçe milliyet ve din manasında hikâyemizi Türkistan’dan ve Ahmet Yesevi’den başlatmak gerekmektedir. Bu hem köklerimizi bilmek hem de 21. Asrı bir Türk-İslâm asrı yapmak manasında da önemlidir.

Şakir Kurtulmuş

a.jpgbb.jpg

Bu haber toplam 1014 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim