Mahmut Bıyıklı: Bayrama Hazır mıyız?

Mahmut Bıyıklı: Bayrama Hazır mıyız?
Bayram yaklaşırken yapılan bazı tartışmalar toplumsal dönüşüm açısından önemli ipuçları veriyor.

Bayramı tatil olarak görüp tatil beldelerine giderek akrabalardan ve arkadaşlardan uzak otellerde bayramı geçirmeyi, değişim sancısının sonucu olarak görenler var. Şahsen bayramın özünden koparılarak salt tatile dönüştürülmesine karşı duranlardanım. Bayramı bayram gibi yaşamak gerek.

Çocuklarla çocukça gülebilmenin, Müslüman olmanın, neşesini hakkıyla taşıyabilmenin adıdır bayram.

Memleketinde evlatlarının yolunu bekleyen anne babaların yanına gidip onların gönlünü ve duasını almaktır bayram.

Modern hayatın koşturmacası içerisinde görmeye, konuşmaya fırsat bulamadığımız akrabalarımızı ziyaret etmektir bayram.

Fakirlikten kurban kesmeye imkân bulamayan yakınlarımıza ellerimizle güler yüzümüzle emaneti ulaştırmaktır bayram.

Dünyanın dört bir yanında kapısı açılmayan, selama hasret kimsesizleri kucaklamaktır bayram.

Gönül güzeli ezelî âşıkların ifadesiyle “yâr ile bayramın sırrına vâkıf olmaktır” bayram.

 

Bayram'ı imdi Bayram'ı imdi
Bayram edersin yâr ile şimdi
Hamd-ü senalar hamd-ü senalar
Yâr ile bayram kıldı bu gönlüm

 

HACCIN VE KURBANIN BAYRAMI

Havaalanlarında ihramını giymiş hacı adaylarının mutluluktan ışıldayan gözleriyle güzelleştirdiği günlerdeyiz.

Haccın ve kurbanın bayramındayız. Müslüman’dan gayrisinin sırrına eremeyeceği bir bayramın arefesindeyiz. “Ramazan Bayramı tabiatı yenişin bayramıdır, Kurban ise tarihi yaşamanın yenişi.” diyor Üstad Sezai Karakoç. Tabiatı yenmeden tarihle hesaplaşmak ve tarihe nakşolmak mümkün olmuyor demek ki…

Hac, kurban, bayram. Bir teşbihin taneleri gibi bağlı birbirine. Kurbansız bayram, bayramsız kurban olmuyor. Bayramla gelen haz duygusu, hacla ve kurbanla benim olmaktan çıkıp biz oluyor bir anda.

Fertten topluma, toplumdan tarihe bir haz ve tazim transferi bu. Kurban bize hep tarihin fedakâr evlatlarını hatırlatır. Hacılar, Kâbe’den üstlerine giyindikleri ışıkla dönerlerken biz tozlu şehirlerin gece yürüyüşçülerini de aydınlatır yüreklerindeki renksiz kokusuz itminan ile.

Şüphesiz her şey gibi bayramlar da Allah’ındır; onu “dilediğine” verir. Vecibelerini ihmal etmeyerek kurbanı razı edenlerin yüreklerine misafir olur bayram.

Kurban Bayramı’nın kara düşüncelere, basit peşin hükümlere kurban ediliş yazgısı, bayramları üzer. Her kurbanda medyalara ve meydanlara çıkarak hayvan katliamı diye çığlık atanlara kahrolur bayram. Evet, bayramlar da üzülür.

 

İYİLİK SEFERİ

Kurbana adanmış nice yürekler yeryüzüne yayılarak Türkiye’nin selamını yoksullara iletecekler. Ülke ülke dolaşarak Türk bayraklı giysileriyle, “Anadolu’da sizi düşünen, sizin gibi düşünen kardeşleriniz var” diyecekler. Türkiye demenin, uzun bir iyilik yürüyüşü demek olduğunu hatırlatacaklar yeniden. Kurban bu vesileyle yeniden kardeşlik sunacak insanlığa. Yardım derneklerimiz her zamanki gibi hazır ve nazırlar. Kurbanları sahiplerine ulaştırıp iyilik elçisi olmanın bitimsiz mutluluğunu yaşayacaklar. Mazlumlara yardım ederken aslında kendi gönül dünyalarına en büyük yardımı yaptıklarını görecekler. Çünkü iyilikte öyle bir sır vardır ki yapılandan ziyade yapanı olgunlaştırır.

Kazananın herkes olduğu, kaybedenin asla olmadığı bir ibadettir kurban. Mazlumların kurbanı zaruret değil şükre vesiledir. Kurban Bayramı’nı bizlere çok görmediği için Rabbimize sonsuz şükürler ediyoruz. Her şeyin eskidiği bir dünyada eskimeyen tek şey “bayram” hakikatidir. Razılığını kazandığımız her bayram iki cihanda bize sunulmuş bir hediyedir.

 

BİZİ BEKLİYORLAR

Bayramlar bayram olsun diye şimdi yollara çıkma vakti. Bizi bekleyenler, yolumuzu gözleyenler var.

Pakistan’ın mahzun yetimleri, Habeşistan’ın yoksulları, Makedonya’nın evsizleri, Gürcistan’ın garip müminleri, Gazze’nin yersiz yurtsuz muhacirleri bizi bekliyor.

Bizi bekliyor tüm dünyanın bağrı yanıkları, yüzü kavrukları, açları, açıkları…

Yollara düşmeliyiz;

Kendini yeryüzünden sorumlu hisseden vicdan sahiplerinin selamlarını, emanetlerini sahiplerine ulaştırmak için…

Yollara düşmeliyiz;

Dünyanın hangi yerinde bir yüreğin derdi varsa onu ancak biz sararız, diyen bir ecdadın torunları olarak, sınırlar aşıp gönüller fethetmek için…

Mademki yollar bizi mazlumlara ulaştıracak, mademki zaferden değil seferden sorumluyuz; o halde iyilikleri kuşanıp yollara çıkmalıyız.

Yollara çıkmalıyız;

Aylardır sıcak çorbaya hasret, bir tebessüme aç, bir dost bakışına muhtaç insanlara ulaşmak için…

Yollara çıkmalıyız;

Yolda olmanın, yoldaş ve gönüldaş olmanın manasına ermek için.

Bu haber toplam 82 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim