• İstanbul 18 °C
  • Ankara 13 °C

Mamuşa; Balkanların Ortasında Özerk Bir Türk Devleti

Fahri TUNA
Mamuşa; Balkanların Ortasında Özerk Bir Türk DevletiFahri Tuna / Şehir Portresi

Bolu diye bir şehir var Türkiye’mizde. Safranbolu, Gelibolu, Hayrabolu, İnebolu diye ilçelerimiz de.

Bolu kelimesi Poli’den (polis) geçmiş Türkçemize. P sesi yumuşamış boli, bolu olmuş zamanla. Stampoli’yi İstanbul, Adrianapoli’yi Edirne yapmış Türk fonetiği. Türk fonetiği, Türk tarihi, Türk sosyolojisi.

Bolu (yani poli, yani polis), şehir devleti demek. Tarihteki ‘site devleti’ demek yani. Hani kaleleri, kale muhafızları, kale sultanı var ya tarihte. Belh’in Sultanı İbrahim Ethem mesela. Belh şehrinin padişahı yani. Sonra tacı tahtı bırakıp evliyaullahın büyüklerinden İbrahim Ethem Hazretleri olacak olan sultan, İbrahim. Onun gibi yüzlerce şehir devleti padişahı ile dolu dünya uygarlık tarihi.

Bunlar modern çağda, modern dünyada, günümüzde yok elbette. Önce imparatorluk kültürü, sonra da son bir asırlık ulusal devletler, site devleti kavramını çöpe atmış.

Atmış atmasını da bunun bir istisnası var bana göre: Mamuşa Site Devleti.

‘Sen ne anlatıyorsun arkadaş, bu çağda site devleti mi olur, hem nire bu Mamuşa nam şehir?’ dediğinizi duyar gibiyim. Söyleyeyim efendim: Balkanların ortasında, Kosova nam ülkenin Prizren şehrinin altı bin nüfuslu bir kasabası Mamuşa.

Namı diğer Mahmutpaşa.

Bir tarafı Şar Dağları (doğusu Makedonya) diğer tarafı Sarı Saltuk Dağları (Güneyi Arnavutluk) ile çevrili Çekirge (Skaçka) Ovası’nda konuşlanmış bir modern zamanlar devleti Mamuşa. Bizim Talat İr’e göre ‘özerk devlet Mamuşa.’

Devletçik desek daha doğru.

Arif Bütüç diye bir devlet başkanı var Mamuşa’nın. Seçimle gelmiş ha. Üç dönemdir belediye başkanı seçilmiş üst üste. Bizim Arif Türk edebiyatı öğretmeni, meslek olarak. Karizmatik, becerikli, çalışkan. Delikanlıdır da. Bileği de yüreği de gönlü gibi kuvvetlidir. Hatta partisini de kurmuş: KTAP yani Kosova Türk Adalet Partisi.

Mamuşa ziyaretlerimde bazen kafam karışıyor: Harita, coğrafya bizi kandırıyor diye düşünüyorum: Bu Mamuşa Ankara’ya bağlı olmasın diyorum. Ankara’nın İstanbul tarafında Kızılcahamam’a yakın. Sağa bakıyorum Ankara Parkı (Anakara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in eseri), sola bakıyorum Keçiören Parkı (Keçiören Belediye başkanı Mustafa Ak’ın eseri). Arif becerikli adamdır. Belediye Binasının bahçesinde araçlardan bazılarının üzerinde ‘Bolu Belediyesi’nce hediye edilmiştir’ yazıyor. Anlaşılan o ki Bolu’yu on üç sendir yeniden imar eden Köroğlu Alaaddin Yılmaz’ın eli ta buralara kadar uzanmış, buralara da el atmış. Mamuşa’ya katkısı olan her başkana her yöneticiye bin kez teşekkür ediyoruz tabiatıyla; bunun ne kadar önemli olduğunu Türkiye’den bakarak anlayamazsınız, söyleyelim yeri gelmişken.  

Altı bin nüfuslu Mamuşa iki büyük Türk aşiretinden, iki büyük Türk obasından oluşuyor aslında: Mazrekler ve Morinalar. Şehrin yüzde doksanı bu iki ailenin çocukları, torunları. (TRT’nin vazgeçilmez dizisi Ertuğrul’daki Kayı ve Çavdar Obası’nı hayal edin lütfen.) Geriye kalan yüzde on nüfus ise Krasniçler, Şalalar, Bütüçler, Taçlar, vesaireler.

Bütüç, kuvvetle muhtemel bütünç, bütünleyen güç demek. Onun kısaltılmışı olmalı. Arif Bütüç kardeşimiz de, soyadının hakkını vermiş, Mamuşa’yı bütünlemiş birleştirmiş, tek güç hâline getirmiş ve manevî açıdan Türkiye’nin seksen ikinci ili yapmış.

Bunu evlerinde sadece Türk televizyonlarının izlenmesinden, aynı bir Anadolu şehrindeki gibi muhabbetlerinden, Türkiye’deki siyasi konu ve kişilerinin daima konuşulmasından, gençlerinin ağırlıklı olarak Galatasaray Beşiktaş Fenerbahçe üzerine sohbetlerinden de anlayabilirsiniz. Unutmadan; Mamuşalının yüzde doksanı Kosova’da doğup büyüdüğü yaşadığı hâlde Türkçeden başka bir dil bilmez konuşmaz konuşamaz.

Türkiye ile beraber ağlar Türkiye ile beraber güler. ‘Türkiye’de yağmur yağsa biz burada hapşırıyoruz’ sözü buındandır Mamuşalının. Zaten hemen her evden bir genç Türkiye’de bir üniversitede öğrencidir. Türkiye’de dört yüzün üzerinde Mamuşalı öğrenci okumaktadır. Sadece Sakarya Üniversitesi’nde öğrenim gören Mamuşalı sayısı yüz ellinin üzerindedir; gerisini siz anlayın işte. Bu eğitim barşaısında Mamuşa Anadolu İlköğretim Okulu Müdürü Milazim Mazrek ve kadrosu ile Mamuşa Atatürk Lisesi Müdürü Hevzi Mazrek ve ekibinin büyük katkılarını da burada yad etmeliyiz.

Bu başarıda Mamuşa Devlet Başkanı pardon Mamuşa Belediye Başkanı Arif Bütüç’ün girişkenliğinin ataklığının güzel diyalog kurmasının ve rektörlerle sağlıklı görüşmeler/anlaşmalar yapmasının payı büyük elbette. Mamuşa’daki ihtiyaçlara göre planlama yapılarak gençler okutuluyor Türkiye’de. Tıptan mühendisliğe hukuktan iktisada, öğretmeliklerden ziraata. Bu eğitim/öğretim hamlesiyle on beş - yirmi sene sonrasının Mamuşa’sının bugüne beş fark atacağını şimdiden görmek ve söylemek kehanet olmasa gerek.

Tam Teşekküllü Devlet Hastanesi’nden alınmış sağlık raporu gibidir Mamuşalı’nın yüzü: Yüzüne bakınca her şeyi okuyabilirsiniz; özü sözü yüzü birdir. Temizdir, durudur, güvenlidir. Merttir, yiğittir, vatanperverdir. Yalanı dolanı filmi entrikası yoktur. Neyse odur Mamuşalı Türk. İçi dışında, eli yüzündedir.

Refki Mazrek, Rüstem Morina, Abdül Taç gibi efsane öğretmenler elinde yetişmiştir Mamuşalı. Hafız İsmail Morina, Hafız Abidin Şala, Celadin Bilal Mazrek gibi dini öncüler eğitmiştir Mamuşalıyı.

Prof.Dr.İrfan Morina (Edebiyat) gibi değerli bilim adamı, Reşit Hanadan gibi değerli romancı, Refki Taç gibi değerli bir avukat yetiştirmiştir bu topraklar.

Kamber Paşa Camii (Merkez Camii) ile Yeni Camii, aynı safta aynı kıblede aynı yürekte cem eder Mamuşalı’yı asırlardır.  

Kahvehanelerine oturun, cami önünde oturun, sokaklarında gezin; yüzler izler gözler size çok şey anlatacak. Kendinizi Denizli Çal’da, Kırşehir Mucur’da, Sivas Divriği’de, Sakarya Taraklı’da hissedeceksiniz. Belki tenleri biri iki ton açılmıştır, o kadar.

Mamuşa’ın üç caddesi vardır, isimlerine dikkat edinlütfen: Cumhuriyet Caddesi, Asker Yolu Caddesi ve Saat Kulesi Caddesi.

Mamuşa’yı doğru anlamanız için gezerken gözüme ilişen on beş sokak adını yazacağım size: Asma, Ayvalık,  Bağlık, Bahçelik, Begler, Birlik,  Çimen, Dere, Dut, Goran, Harmanlık, Kültür, Lale, Nar, Nazar, Paşa, Taç, Yıldız. Ve evet az daha unutuyordum Mamuşa’nın bereket nimetini: Domates sokak.

Trakya’dan Anadolu’dan farkı var mıdır sokak cadde bulvar isimlerinin.

Unutmadan: İlköğretim okulunun adı Anadolu, lisesinin adı ada Atatürk’tür Mamuşa’nın.

Bereketli köydür Mamuşa. Çalışkan insanlar diyardır orası zira. ‘Kim erken kalkar işine / Altın takar dişine’ atasözü sadece avlularının kocaman ana giriş kapılarında değil, esas gönüllerinin kapılarında yazılıdır. O yüzden bir Prizren sözü meşhurdur: ‘Mamuşalıdan at ve araba alınmaz. Zira çok yıpranmışlardır.’

Domatesi meşhurdur Mamuşa’nın. Domatesin başkentidir Urumeli’de Mamuşa. Kosova’nın tüm domatesi Mamuşa’da yetişir. Domates berekettir, paradır, nimettir. Domates zenginliktir bolluktur şifadır onlar için. Hatta 23 Temmuz Domates Festivali bile vardır Mamuşa’nın. Çekirge Ovası’nın bolluğu ile köy halkının çalışkanlığı birleşince Domates Başkenti’ne dönüşmüş Mamuşa.

Mamuşa bir Anadolu kasabası aslında. Ama 1960’ların Anadolu’sunda. Mesela, üç nesil aynı evde yaşıyorlar hâlâ. Özlerini geleneklerini kaybetmemişler daha; ne güzel.

Hoşseven Ailesi mesela: Dede Nihat Usta, evinin altında traktör tamircisi, başarılı bir zenaatkâr. Eşi Resmiye Abla dili ve gözleriyle evi çekip çeviren karizmatik bir kadın. Dört oğul (Nafiz, Üzeyit, Ersan, Berkan)  hepsi de evli. Ortancalar Almanya’da çalışıyor ve yaşıyorlar. Büyük oğul Nafiz otoban inşaatlarında yönetici, yani formen. Eşi Gülden Gelin ev hanımı. Resmiye Abla’nın en büyük yardımcısı. Çiftin üç çocukları var: Aysun (Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi 3. Sınıf öğrencisi), Erdinç (Bursa Anadolu İmam Hatip Lisesi 9. Sınıf öğrencisi) ve ilkokula seneye başlayacak olan küçük Aslı. Evin en küçük oğlu Berkan. O da Neşe Gelin ile beş yıllık evli. Berkan, evin dedesi Nihat Usta’nın yardımcısı. Eşi Neşe de annesi Resmiye Abla’nın ve Gülden Gelin’in. İki çocukları var: Üç yaşındaki Pırıl ve beşikte altı aylık Poyraz. On bir kişilik bir aile Hoşsevenler.

Size Mamuşa’dan tipik bir aile fotoğrafı/kesiti sunmaya çalıştım. Böyle, benzeri beş yüz aile düşünün: İşte size Mamuşa.

Mamuşa budur işte.

Mamuşa dündür bugündür yarındır.

Mamuşa Prizren’dir, Sultan Murat’tır, Kosova’dır.

Mamuşa var olduğu sürece Kosova, Sultan murat, Türkçe emin ellerdedir.

Çünkü Mamuşa Türk’tür, Mamuşa Müslüman’dır.

Çünkü Mamuşa tarihtir, genetiktir, fonetiktir.

Mamuşa Trükiye’dir. Mamuşa Türkiyelidir. Mamuşa Türkiye’dedir.                           

Mamuşa Türkiye ile beraber yaşar; Mamuşa Türkiye ile beraber yatar beraber kalkar.

Mamuşa, yüz yıllık Balkan trajedimize ve terk etmişliğimize inat, Kosova’nın orta yerinde al bayrağımızın dalgalandığı bir özerk Türk site devletidir.

Mamuşa’nın selamı var sizlere: ‘Buradayız ve dimdik ayaktayız’ diyorlar.

mamusa1.jpgmamusa2.jpgmamusa3.jpgmamusa4.jpg

Bu yazı toplam 34 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim