Manas Büyük Ödülü Sahibi Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç ile Söyleşi

Manas Büyük Ödülü Sahibi Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç ile Söyleşi
1. Sayın Kırlangıç, adınız ilk Cahit Zarifoğlu’nun okuyucularla köşesinde geçmişti, hem de birkaç defa. O zamanlar kaç yaşındaydınız. Şiir ilginiz ne zaman başladı? Şiirle çok küçük yaşta tanıştım.

Oradaki ağabeyler bizim bu fikrimize güldüler. Siz önce bol bol şiir okuyun, hikâye okuyun dediler. Bir de dergi tutuşturdular elimize. Dediler, şiirlerinizi buraya gönderin. Mavera’ydı bu dergi. Bazı şiirlerimi hemen gönderdim Mavera’ya. Baktım hikâye diye bir şeyler yazılıyor. Ben de yazayım dedim. Durali Yılmaz’ın bir hikâyesi vardı dergide, onu aklım sıra model alıp yazdım ve gönderdim. Cahit Zarifoğlu ile böyle tanıştım. Gönderdiğim hikâye için esprili bir cevap yazmıştı. Hikâyemin henüz zayıf olduğunu belirtmişti bir de.  Zarifoğlu’nun bu cevapları daha sonra kitaplaştırıldı. Akıllılardan biri o kitabı okumuş ve internet ortamında mealen şöyle yazmış: “Zarifoğlu Yazarlar Birliği Başkanını morartmış. Üstelik adam profesör.” İlk ve son hikâyemdi bu dergiye gönderdiğim. Şiire ağırlık verdim. Hatta Yunus taklidi bir şiirimi seçip yayımladı Zarifoğlu. O zaman tam 14 yaşımdaydım. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Kendisiyle yüz yüze hiç görüşmedik. Üniversite için Ankara’ya geldiğimde ben Aylık Dergi’ye müntesiptim. Dergi olarak kapı bir komşuyduk, cesaret edemedim. En çok hayıflandığım hususlardan biri budur.

 

2. Ana hatlarıyla şiir serüveniniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Hangi dergilerde yazdınız, kitaplarınız?

Mavera’da Aylık Dergi reklâmını görünce bu dergiye de abone olduk ağabeyimle. Bu dergiye de şiir göndermeye başladık. Ağabeyim hikâye gönderiyordu. Yaşar Kaplan, bana mektup yazarak cevap veriyor, şiirlerim üzerinde tek tek duruyor, düzeltmeler yapıyordu. Bu bana cazip geldi. Merhum Cahit Zarifoğlu ise, vakitsizlikten sanırım,  dergi sonunda adlarımızı anmakla yetiniyordu. Daha sonra zaten rahmetlinin durumundan dolayı bu “Okuyucularla” köşesi devam etmedi. Dolayısıyla ilk şiirim Aylık Dergi’de yayımlandı. Aylık Dergi yayın hayatını noktalayıncaya dek başka dergiye şiir vermedim. Daha sonra Ayane, Kardelen, Dergâh diye devam etti. İlk şiir kitabım 1993’te çıktı Denge Yayınları’ndan. İkinci kitapsa 2004’te İlke Yayınları’nca yayınlandı. Çok şiir yazmadığım gibi, kitaplaşma konusunda da acelem yok. Üçüncü kitap hazır; ama ne zaman kısmet olur bilemem.

 

3. Nasıl bir şiiri savunuyorsunuz? Edebiyat dergilerini izliyor musunuz? Bu dergilerdeki şiirler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Şiirin ciddiyetine inandığımı belirteyim her şeyden önce. Şiir insanlığın en büyük sanatı. Bu büyüklük karşısında bazıları şiirden büyük işler başarmasını bekliyorlar. Şiirin yerinden bakınca bazılarının büyük işler dedikleri, büyük işler gibi görünmüyor oysa.

Şiir yetenek işi. Ama şiir yeteneği olanın birikimleri de çok önemli. Eski şiiri, yani şairin kendinden önceki şiiri dönüp dönüp okumuş olması gerekiyor, yeteneğin verimli olabilmesi için. Ayrıca şiirde kökle irtibatlı kalmak da hayatidir. Ama ülkemiz, büyük darbeler yaşadığından köke ulaşılacak yollar son derece engebeli hâle geldi. Ama bu yolun yeniden düz hâle geleceğine imanım var.

Nasıl bir şiiri savunuyorum, diye düşündüğümde, bir çırpıda cevap veremem sanırım. Çünkü o zaman, savunduğun şiirle söylediğin şiir aynı mı değil mi, sorgulamasını yapıyorum ister istemez. Özetle söyleyecek olursam, ben şiirde iç ve dış ahenge önem veriyorum. Şairin dili yeniden kurması, yani dile müdahale etmesi gerektiğine inanıyorum. Mecazda işçiliğe önem veriyorum.

 

4. Günümüz şiiri hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? İzlediğiniz şairler var mı?

Günümüz şiiri bir daralma, bir bunalma yaşıyor gibi geliyor bana. Sanırım bir çıkış yoluna doğru yönelecek. Dergilere, kitaplara baktığımda gördüğüm şu: Öz sese sahip az sayıda şair ve bunların sesini tekrarlayanlar. Ama bu da hayra alâmet olabilir.

Şairlerimiz yeni bir dil kurma konusunda başarılı görünmüyorlar bana. Bu zorla olacak bir şey değil elbette. Şairlerimiz Mehmet Âkif’i az okuyorlar. Onda çok cevher var diye düşünüyorum.

Yaşayan şairlerden okuduklarım var, izlediğim pek yok. İzlemeye değer bulmadığımdan değil, tembelliğimden. Yani filân şair ne yazmış bugünlerde diye bakamıyorum. Ama meselâ geçmiş şairleri izliyorum. Mevlâna, Eşrefoğlu Rûmî, Hâfız, Fuzûlî, Bâkî… Bu tarafa doğru Yahya Kemal, Hâşim, Âkif, Necip Fâzıl… Daha bu tarafa: Sezai Karakoç. Ve diğerleri: Behcet Necatigil, Asaf Hâlet Çelebi, Ebubekir Eroğlu…

 

5. Türkiye Yazarlar Birliğince düzenlenen uluslararası şiir şölenleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu faaliyetin oturduğu çerçeve ve işlevi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bunun çok manidar bir buluşma olduğunu söylemeliyim en baştan. Şiirin mehabetinden medet alınarak kotarılan bir faaliyet. Kardeşler buluşması. Biraz kekre. Aynı dili konuşuyoruz; ama farklı dillerde anlaşıyoruz. Böyle bir etkinliği ancak şiir üzerinde bu denli etkili ve devamlı kılabiliriz zaten. Belli bir düzeyde kalıyor bu programlar. Daha ileri geçmesi için daha büyük yatırımlar gerekli. Ama bu da önemli. Tanışmamıza, anlaşmamıza, Türkçenin evrenselleşmesine bir katkıdır her şeyden önce.

Bu faaliyeti akledenlere şükran duymak gerek. En azı yüz yıllık bir hasarın telâfisi için yapılan bir çalışma diye bakıyorum bu etkinliklere.

 

6. Kırgızistan’da epey Manas dinlediniz. Manas Büyük Ödülü sahibi bir şair olarak Manas hakkındaki kanaatleriniz neler?

Bir milletin destanının olması, kimlik açısından çok önemli. O bakımdan Manas’ın kıymeti bilinmeli. Türkiye’de Manas destanı en azından isim olarak bilinir. Bugünkü Türkiye Türkçesine tercümesi de vardır; ama çok okunduğunu zannetmiyorum. Ben de baştan sona okuma şerefine ermedim. Belki tercüme caydırıcıydı. Kırgızistan’da Manas’ın ruhunu gördüm. Sanki Manas Kırgızları ayakta tutuyor.

 

7. Bu şölen başladığında ödül alacağınızı biliyor muydunuz? Neler hissettiniz?

Şölen başladığında ödül alacağımı bilmiyordum, bilemezdim. Hiç ödülüm olmadı. Beklentim de olmadı. Ev sahibi sayıldığım için de aklımın ucundan geçmedi. Fakat son gün işkillendim. Çünkü ödül için istişare yapılırken es geçilmiş, biraz da bozulmuştum. Ama sonra kendi kendime, arkadaşlar Azerbaycan’da da fikrimi sormamışlardı, önemli değil, demiştim. Şairlere berat verilirken anladım. Çünkü şairlere berat vermek üzere, ben hariç herkes çağrılıyordu. Ödül açıklanınca garip hissettim kendimi. Bilmiyorum neden ama, ben olmasaydım keşke, diye düşündüm.

Şimdiye dek şiir dalında aldığım tek ödül, ortaokulda şiir okuma yarışmasında birinci olmaktı. Birinci olmama karşılık bir ödül vermemişlerdi.

Sonuçta ödül almak güzel. Takdir edenlere şükranlarımı sunuyorum.

Bu ödülleri çok önemsiyorum Türkçenin buluşması açısından. Şiir açısından belki belirleyici değil, ama stratejik önemi var.

 

Hicabi Kırlangıç kimdir?

1966 yılında Amasya’da doğdu. Memleketindeki ilk ve orta öğreniminin ardından üniversitede okumak için Ankara’ya geldi. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde Fars dili ve edebiyatı okudu. Aynı fakültede öğretim üyeliği yapıyor.

Bir dönem Türkiye Yazarlar Birliği genel başkanlığı görevini üstlendi (2006-2008).

İlk şiiri 14 yaşında yayımlandı. İki şiir kitabı var: Hayret Makamında (1993) ve Düşte Yürüyen Derviş (2004). Şiirleri Aylık Dergi, Ayane, Düş Çınarı, Dergâh, Edebiyat Ortamı, Yedi İklim ve Hece dergilerinde yayımladı.

Şiir dışında İran edebiyatıyla, tasavvufla ve kültür tarihiyle ilgili çalışmalar yapıyor.

Mevlâna’nın Mecâlis-i Seb’a adlı mensur eserini Türkçeye kazandırdı. Yine Mevlâna’nın Mesnevi’sinin son Türkçe çevirisini arkadaşı Derya Örs ile birlikte yaptı. Sa’dî’nin Bostan ve Gülistan’ıyla Hâfız Divanı’nı yeniden Türkçeleştirdi. İran edebiyatı alanında yayınlanmış kitap ve makaleleri var.

Evlidir, biri kız, ikisi oğul üç evlâdı var.

 

hkirlangicodul2

 

 

Hazırlayan: Osman Özbahçe

Bu haber toplam 2776 defa okunmuştur
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim