• İstanbul 15 °C
  • Ankara 12 °C

Mehmed Niyazi yazdı : Aziz dost Olcay Yazıcı

Mehmed Niyazi yazdı : Aziz dost Olcay Yazıcı
'Batı Düşüncesinde Mevlana', 'Tıp Felsefesi Etiği Üzerine' gibi telif eserleriyle; 'İbn-i Sina Felsefesi' gibi tercümeleriyle tanınan dostumuz Prof. Dr.

mehmedniyazi1'Batı Düşüncesinde Mevlana', 'Tıp Felsefesi Etiği Üzerine' gibi telif eserleriyle; 'İbn-i Sina Felsefesi' gibi tercümeleriyle tanınan dostumuz Prof. Dr. İsmail Yakıt, İstanbul'dan ayrılıp Isparta'ya gitmeye karar verdiğinde üzülmüştüm.Kütüphaneler diyarından ayrılmasının iyi olmayacağını düşünmüştüm. Kültürümüzde önemli bir mevkii bulunan "Ebced Hesabı" gibi layıkıyla bilinmeyen ve unutulmaya yüz tutmuş, konuları mesele ediniyor, haklarında kitaplar yazıyordu. Sadece nakil yapan bir bilim adamı değil aynı zamanda mütefekkirdi; olaylar arasında irtibat kurar, ufuk açıcı değerlendirmelerde bulunurdu. Rastlaşırsak, arefe günleri birlikte ecdadın mezarlarını dolaşırdık, o gül yüzlülerin gayretlerinden konuşurduk. Şairdi; bu husustaki yeteneğini en güzel kullandığı sahalardan biri tarih düşürme idi. "Yakut" mahlasıyla düşürdüğü tarihleri muhtevi hacimli bir eser bile neşretti.


İsmail Yakıt'ın bizi güldüren fıkralarından mahrum kaldık ama Isparta ona yaradı; hazırlıklarını peş peşe kitap haline getirmeye başladı. İstanbul'daki dostlarını elbette ki unutmadı; mutluluklarını acılarını paylaştı. Kısa bir süre önce ebediyete intikal eden Ziya Nur Aksun ağabeyimizin ardından aşağıdaki tarihi düşürme vefasını gösterdi:


"Bilge bir tarihçi hem de gönül adamı gitti/ Dilerim ukbada Rabbin rahmetini bol bol bulur/ Yakut teessürle düşürdü ona bir tarih: Eyvah! /Bu vefasız âlemde şimdi ne ziya kaldı ne nur."


Ziya Nur ağabeyimizin acısına alışamadan Olcay Yazıcı kardeşimizin vefatıyla sarsıldık. İsmail Yakıt, ona da bir tarih düşürdü: "Şair yazar bir dostumuz sekte-i kalple/ Göç etmiş bu dâr-ı rihletten bekaya/ İşitince Yakup duada dedi tarih:/ El-Muid, rahmetler kılsın Osman Olcay'a."


Uzun senelerden beridir tanıdığım Osman Olcay Yazıcı'nın rüyaları, sevdaları vardı; hiçbirisi kendisine ait olmayan; millete, ümmete, insanlığa ait. Lügatinde hülus çakmak, güçlülerin gölgesinde yer almak yoktu; kendi sanat ve tefekkür dünyasında yaşardı. Fabrika misali eser yayınlamaz ama durmadan çalışırdı. Kemmiyyetin değil keyfiyetin peşindeydi. Manasız kâğıtlar yığınını üst üste dizmek yerine okunmaya değer sahifeler kaleme almak elbette ki doğru bir iştir. Eserlerine bakınca bunu başardığını görüyoruz.
Muhtevası gibi Olcay Yazıcı'nın eserlerinin başlıkları da çarpıcıdır: 'Papatyalar Üşümesin', 'Erguvan Uğultusu', 'Tartışmayı Tartışmak', 'Eylül'ün Kırdığı Gül', 'Nemrut Ateşi', 'Yaralı Küheylan' gibi... Yazıcı, edebiyatın bütün dallarıyla ilgilenirdi; özellikle şiir ve denemede temayüz etti.


Olcay Yazıcı gibi duyup düşünenler çağımızda gariptir, kimsesizdir; çünkü onlar idealisttir, hakikati hesaba kurban etmezler, hak bildikleri yolda yalnız da kalsalar yürürler. Omuzlarım çeker mi çekmez mi düşünmeden bütün milletin hatta insanlığın meselelerini sırtlarlar. Yenilmiş ama hak ve insani liflerle dokunmuş medeniyetimizi insanlığın gündemine taşımaya gayret ederler. Bilirler ki güneşin sızmadığı yerlerde yaşayanların dahi ihtiyacı budur. Yazıcı gibi kalem erbabının sadece yazdıklarıyla geçinmesi mümkün değildir. Bunun için o gazetelerin kültür sanat sayfalarında çalıştı, 'Kültür Dünyası' dergisinin yayın yönetmenliğini yaptı.


Yazıcı, 'Yaralı Küheylan' kitabının ilk bölümünü şu cümle ile bitirir: "Erdemlerimle var olacağım; yenemeyeceksin beni ey şehir." Olcay, değerlerine sıkı sıkıya bağlıydı; değerleri şahsiyetin biricik kaynağı olarak görürdü. Bir gün şehirlerimiz erdemlilerin yaşadığı yerlere dönüşürse bunda muhakkak onun da payı olacaktır.


Nemrut Ateşi'nin takdim bölümünde ise idealini şöyle ortaya koyar: "İnsanın yön haritası beşeri sistemler, dünyevi hırslar değil, uyarıcı kutsal metinler ve evrenin yaradılışından beri süregelen mistik tecrübeler olmalıdır." Mercimek beyinlilerin çoğu metafiziği sadece ahiret bileti zannediyor; pek az aydın onun esasında bu dünyanın mutluluğu için lüzumlu olduğunu anlıyor. Bunlardan biri de Olcay Yazıcı idi.


Beğendiğim bir şairdi; şiirlerini hassas duygularla, derin düşüncelerle örerdi. Şu dörtlüğünden kendi geleceğini ne kadar doğru okuduğu anlaşılıyor ki aslında bu yalnızca onun değil bütün beşeriyetin geleceğidir: "Kafesten kuş uçar gibi/ Bir çığlıktan kaçar gibi/ Gök yarılıp göçer gibi/ O size ansızın gelir." m.niyazi@zaman.com.tr

20.09.2010 Zaman

Bu haber toplam 617 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim