• İstanbul 13 °C
  • Ankara 14 °C

Mehmet Ali Birand Yazdı: Türkiye Riskli Ancak Farklı Bir Tutum Takındı

Mehmet Ali Birand Yazdı: Türkiye Riskli Ancak Farklı Bir Tutum Takındı
Başbakan’ın dünkü gurup toplantısı, bir gece önce de, Davutoğlu’nun CNN TÜRK’te Taha Akyol ile söyleşisi, Türkiye’nin Libya politikasının, bundan sonraki yaklaşımının ne olacağını ortaya koydu.


Bugün belki Ankara geri planda kalabilir, ancak yarın öylesine gelişmeler yaşanır ki, Türkiye (Irak istilasında olduğu gibi) haklı bir konuma da girebilir.
Aslında, Türkiye‘yi asıl zorlayacak,  Libya’daki gelişmeler değil, Bahreyn’deki Şii ayaklanmasında yaşanacaklar olacak.
Özetle Ankara, Orta Doğu konusunda Batı cephesiyle farklı pencerelerden baktığını, bu olayla daha da netleştirdi.

 


Türkiye çok kızgın, ancak Libya'nın kaymağını Sarkozy yiyecek...
Türkiye’nin hiç hoşuna gitmiyor, ancak Libya operasyonunun kaymağını Sarkozy’nin yiyeceği artık besbelli ortada.
Harekatın hem başını çekti , hem de kimseyi beklemeden silahını ateşledi.  Ankara sinirlendi, ancak yapılacak birşey yok.
Sarkozy, Avrupa’yı tekrar bölgeye soktu.
Mısır ve Tunus’daki demokrasi ayaklanmaları yaşanırken, Avrupa’nın ne kadar etkisiz bir duruma düştüğünü görmüştük. Hatta aynı Fransa, Tunus’da diktatörlüklerle flört edişinden, yanlış ata oynadığından dolayı eleştirilmişti. Diğer Avrupa ülkelerinin ise, izine dahi rastlanmadı. Onlar seyirci kalmakla yetindiler.
İşte bu açıdan bakıldığında, Sarkozy için Libya’da olanlar kaçırılmaması gereken bir fırsattı. İnisiyatifi hemen ele aldı.
Önce, ABD’ yi ikna etti. Müdahaleyi isteyen ülkelerden bir koalisyon oluşturdu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden bilinen kararı çıkartılmasında başı çekti.
Hemen arkasından,  geçen Cumartesi Paris’te müdahaleyi destekleyen ülkeleri toplayıp, düğmeye basmasını bildi.
Ardından da, hiç vakit harcamadan aynı gece müdahaleyi kendi uçaklarıyla başlattı.

Türkiye bu defa biraz geç ve romantik takılmış...
Bütün bunlar yaşanırken, Türkiye kendine özgü bambaşka bir yaklaşım içindeydi.
Ankara‘nın genel yaklaşımı üç aşamalıydı.
1) Libya’daki 25 bin Türk’ü sağsalim kurtarmak.
(Nitekim bu, çok başarılı şekilde tamamlandı)
2) İç savaş çıkmaması için Kaddafi’yi ve muhalefeti ikna çabalarına girmek. Uzun da sürse bir barış misyonunun başını çekmek. Bundan dolayı, NATO’ nun işin içine girmesine, silahlı müdahaleye karşı çıkmak. Bu şekilde,  Orta Doğu’ yu dış müdahalelere kapatmak ve yeni bir düzen kurulmasını sağlamak.
(Bu yaklaşım çok ilkeli, ancak  biraz romantik geldi. Hiç değilse, gerçekçilikten uzaktı ve Kaddafi’ye zaman kazandırabilecekti)
3)  Ancak Kaddafi hiç kimseyi dinlemeden direnişçilere karşı saldırıya geçince, Sarkozy hızla koalisyon kurarken , Ankara hemen hareketlenemedi. Geç kaldı ve  devre dışı kaldı. Ardından da, işgale ve aşırı kuvvet kullanımına karşı çıktı.
Sarkozy, (zaten istemiyordu ya) Türkiye’yi Paris’e bundan dolayı davet etmedi.
Fransız kaynaklar aynen şuna dikkat çekiyor:
“Paris toplantısı, tartışma değil, müdahaleden yana olanların son planlamayı yapmaları için davet edilmişti. Türkiye müdahaleye karşıyken neden davet edilsin ki? Üstelik ne ABD, ne İngiltere ne de Arap Ligi’nden böyle bir istek de gelmedi...”
Operasyonun NATO içine sokulmasını, sadece Paris değil, Washington da istememişti. Gerekçelerden biri, NATO’dan kararların çabuk çıkarılamaması, diğeri de NATO’ nun ABD ve Batı koalisyonunu  çağırıştırmasıydı. Haçlı seferi görüntüsü verilmemesi gerekiyordu. 
Sonuçta Paris, Avrupa’yı sırtında taşıyıp ön plana çıkardı.
Sarkozy de, özellikle iç politika açısından – önümüzdeki yıl Başkanlık seçimi var – önemli bir avantaj sağlamış oldu.
Kimseler kıskanmamalı...

Henüz oyun bitmedi...
Şimdi bütün bu gelişmelere bakıp, Türkiye‘nin Libya olayında kaybettiği sonucuna varmamak gerekir.
Oyun daha bitmedi.
Yarın öyle gelişmeler yaşanır ve rüzgarlar öylesine ters eser ki, bu defa Sarkozy değil, Türkiye  ön plana çıkıverir.
Irak’ın işgalini düşünün.
Nereden nereye gelindi.
Bundan dolayı, bekleyelim ve görelim...

Bu haber toplam 452 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim