Mehmet Altan'dan: Mustafa Kemal Vahdettin’in yaveri değil miydi?

Mehmet Altan'dan: Mustafa Kemal Vahdettin’in yaveri değil miydi?
İzmir Kitap Fuarı’na katılmadan önce, bir yandan günün ilk çayını Kordon’da Ege’nin ılık güneşi altında içip, diğer yandan da gazetelere göz atıyordum... Zihnim doğal olarak “ne yazacağımla” meşguldü...

Papua ormanlarının derinliklerindeki balıkçı köyünde konuşulan Dusner dilini, Oxford “Dil bilimi, Filoloji ve Fonetik Fakültesi” araştırmacıları keşfetmişler ve geçen Ekim’de Dr. Suriel Mofu dili kayıt altına almak için Endonezya’ya gitmişti. Ancak Dr. Mofu’nun gitmesinin akabinde bölgeyi sel suları basmış ve Oxford ekibi Dusner dilini konuşan 60 yaşındaki kadınla 70’lerindeki iki erkeğin hayatta kalıp kalmadığını saptayamamıştı. Dr. Mofu’nun nihayet Dusner dilini konuşan kişilerle temas kurabildiği ve dilin sözlüğünü ve gramerini hazırlama projesinin başlayabileceği belirtiliyordu...

1915 sorununu çözemediğimiz gibi, Kürtçenin ana dil olarak konuşulup öğretilmesini demokratik kanallara aktaramamış olmanın isyanı ile haberi okudum...

Bir yandan da böyle giderse, yapılan tahminlere göre, dünyada bilinen altı bin dilin yarısının gelecek 50 yılda tamamen kaybolacağını anımsadım...

***

Aklımda Dusner dilinin öyküsü vardı ama doğrusu Padişah Vahdettin’in Millî Mücadele’ye verdiği desteğin İngiltere Devlet Arşivi belgelerince de doğrulanması, yakın tarihimizin gerçek yüzü ile resmi propagandası arasındaki uçurumu sergilemesi açısından belki de haftanın en çarpıcı haberiydi...

Doksan yıldır İngiltere Devlet Arşivi’nde bulunan 1921’de İstanbul’da bulunan İngiliz Yüksek Komiseri Sir Horace Rumbold’un kaleme aldığı raporda, Padişah Vahdettin’in Millî Mücadele’ye açıkça destek verdiği anlatılıyor, İstanbul’daki nazırlardan birinin bu süreçte Millî Mücadele güçlerine silah ve cephane tedarikinde bulunduğu belirtiliyordu...

Anadolu’ya asker, savaş malzemesi göndermek için İstanbul’da örgütlerin kurulduğuna da dikkat çekiliyordu... Ayrıca resmî tarihi sarsıcı şu tespitlere yer veriliyordu: “İstanbul hükümeti, Yunanlılarla mücadelede Ankara’dan yana tavır koymuştur... Sadrazam ve Hariciye Nazırı, Ankara hükümeti ile doğrudan ilişkilerinin olmadığını söylese de buna inanmak güçtür... İstanbul hükümeti nazırları Ankara’dan bağımsız görünmekle beraber  Ankara’nın görüşlerini göz önünde tutuyorlar...”

***

Resmi tarih ve Kemalist propaganda bize sadece Vahdettin’i hain gibi göstermekle kalmaz, o dönemin süper gücü İngiltere’nin de Kurtuluş Savaşı süresindeki rolünü “yokmuş” varsayar... Ne ki zamana karşı ne yalan, ne de siyasal propaganda başarı kazanabiliyor...

Wikileaks Belgeleri, zamanımızda “propaganda” ile “gerçek” arasındaki farkı ortaya çıkarmak için geçecek sürenin doksan yıldan çok daha kısa olduğunu da ortaya koymakta...

***

Vahdettin’e “hain” damgası vuran Birinci Cumhuriyet propagandasına rağmen Vahdettin’in Mustafa Kemal’e yaptığı yardımlar biliniyordu... Zaten Mustafa Kemal, Vahdettin’in “yaveri” değil miydi? Objektif bir şekilde, resmi propagandanın maktulü olmadan gerçeği araştıranların çoktandır bildiklerini şimdi İngiliz belgeleri de doğruluyor...

Doğrusu, üç kişinin konuştuğu Dusner dili gibi bu gelişmeyi de hiç mi hiç atlamak istemedim...

25 Nisan 2011 Star Gaz.

Bu haber toplam 1100 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim