Mehmet Aycı’ dan Dokuz Şiir Kitabı!

Mehmet Aycı’ dan Dokuz Şiir Kitabı!
‘ateşten gemilerle çıkayım sahiline’ Şair Talip Işık yazdı.

‘ateşten gemilerle çıkayım sahiline’ Şair Talip Işık yazdı.

Mehmet Aycı’ nın daha önce yayımlanmış dört şiir kitabının yeni baskılarıyla birlikte, beş yeni şiir kitabı daha 4 Kitap/Birleşik Dağıtım’dan Mayıs ayında okuyucularıyla buluştu.

Türkiye Yazarlar Birliği yönetim kurulu üyeliği de yapan Aycı, şiir serüvenini dolu dizgin sürdürmektedir. Birçok sanat edebiyat dergilerinde görmeye alıştığımız, şiir dili ve tarzıyla aşinası olduğumuz seçkin şairlerimizden olan Aycı,  modern Türk şiiri içinde yerini daha şimdiden almış gözüküyor.

Şiirlerinde Türkçeyi yalın, anlaşılır ve başarılı bir şekilde kullanması ise dikkatlerden kaçmıyor.


“Öyle kolay yontamıyor intihar benliğimi/damarlarımda se
ğriyen denizler kurumadı/çünkü ben/yüzümü bulutlarla siliyorum her sabah/zehri şifasız yaramı güneşle dağlıyorum/güneşle doğruluyorum dağlara yaslanarak” (Mor Kitap, Körebe şiiri s;19) mısralarında olduğu gibi imgeler yerli yerinde, musiki bakımından ise hoş bir akıcılığa sahip. Şair her şiirinde gizemli bir yolculuğa çıkarıyor okuyucularını. Kelimelerle sarıyor ruh dünyamızı, apansız yağmur sularına terk ediyor, güneşe bırakıyor, ateşler içinde bir dünya kuruyor. Dokun dokuna bilirsen.


“beni ülkene çağır/ateşten gemilerle çıkayım sahiline/günah çıkarır gibi kendimi çıkarayım” (Yakı, Sığınak şiiri s;30) bu mısralardan sadece bir kaçı. İçtenlik, coşkunluk ve samimiyet Aycı’ nın şiirlerinde belirgin bir karakter olarak çıkıyor karşımıza.

Aycı’ nın klasik Türk edebiyatına, divanlara, gazellere olan merakını ve ilgisini biliyoruz. Ayrıca bu birikimini günümüz Türkçesiyle şiirlerine taşıması içerik bakımından Aycının şiirlerine farklı bir görsellik ve zenginlik katıyor.



“bu nar aynaya düşer,bu güvercin/sihirden kanatlarıyla suya/ovaya ırmağa/şiirden konaklarında yaşayan sen, bilirsin/doğrulup gülmek için/nasıl konduk dünyaya”(Aramadığım Günler, düşek s;46)

Dokuz kitap ve yüzlerce şiiri ile Aycı, şiir severleri, mevsimden mevsime, coğrafyadan coğrafyaya, ülkeden ülkeye sorgusuz sualsiz çekip götürüyor. Mistik düşlere, yitik aşklara, derin ayrılıklara, sancı yüklü yalnızlıklara, buruk hüzünlere, yalın sevdalara derin bir arınmışlık hissiyle bırakıveriyor insanı.

Mehmet Aycı, ‘Mor Kitap’la [1997] çıkıyor okuyucuların karşısına, ‘Aşk Bir Deniz Rüyası’ [1999],Yakı’’ [2007] ve ‘Derin’ [2008] isimli kitaplarıyla sürdürüyor buluşmasını. Bu süreç şairin şiir dilinin oluşması, şiirde yeni bir tarz yakalaması ve özgün bir niteliğe bürünmesi bakımından önemli. Nitekim ilk dört kitapta bu sürecin tamamlandığını görüyoruz. Fakat unutulmamalıdır ki şairin şiir yazma kabiliyeti devam ettiği sürece her yeni şiir de kendisini geliştirmeye devam edecektir.

8 yıl aradan sonra şairin 2007 ve 2008’de iki kitap daha yayınlaması şiirlerini uzun süre bekletmesi kitaplarında yer verdiği şiirlerini özenle seçtiğini okuyucuya öyle sunduğunu görüyoruz. Yine bu ara dönemlerde yazılan, birçok edebiyat dergisinde yayınlanmış şiirlerden oluşan; ‘Bağ(d)at Kitabı, Dil Gölgesi, Bunlar Yazmaz Kitapta, Yalnızlık Vergisi ve Aramadığım Günler’ Mayıs 2010 tarihinde okuyucularıyla buluştu. Böylece şairin kitapla olan serüveni dokuz şiir kitabıyla şimdilik tamamlanmış gibi gözüküyor.

Şiirleriyle göz dolduran, şairlere cesaret veren, yazmak eylemini sıradanlığın ötesine taşıyan Aycı, çiçeklerin diliyle Asya’nın ortasında barut kokularıyla sesleniyor insanlara. Bin yıllık acıyla içselleştiriyor mısralarını. Anne ve çocuk içselleşiyor Aycı’nın şiirlerinde.

Mevsimler gibi birbirine giriyor; acı ve mutluluk, hüzün ve umut, yağmur ve güneş, ateş ve çocuk. Sağılan yanlarımızdan tutuyor, ekli kelimeler, tuz ruhuyla damıtılmış şiirler tütsüleniyor, öfke sabırla büyüyor, aşk deniz aşırı ülkelerden sesleniyor bize.

Hâsılı dostlar, nicedir yaşanmamış, ertelenmiş duyguların arefesinde Aycı’ nın şiirleri sizleri çağırıyor.

Mehmet Aycı’ ya şiir yolculuğunda başarılar diliyor, ‘bağdat acısı’ isimli şiiriyle sizleri baş başa bırakıyoruz.

bağdat acısı

bilirim zor

saçlarında tutuşan geceyi güne vermek

benimse ilmek ilmek

birkaç harf dökülüyor göğsümün şurasından

kan diyorlar

kan diyorlar

kan diyorlar

kan

kanayan ahir zamanın parmaklarından taşan

müteşabih ve muharref bir ayet okunuyor

ölümsüzlük aşkıyla

ölüme

ölümün kabzasından

kara gözlerimiz nişanlanıyor

namlular

baruta çeviriyor en sakin gecemizi

…….

(Mehmet Aycı, Bağ(d)at Kitabı, Bağdat acısı s;13)

 

Bu haber toplam 1081 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim